سُورَةُ الوَاقِعَةِ

Vakıa Suresi

96 Ayet Mekki 56. Nüzul Sırası 27. Cüz
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ إِذَا وَقَعَتِ ٱلْوَاقِعَةُ
Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır.
2
لَيْسَ لِوَقْعَتِهَا كَاذِبَةٌ
Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır.
3
خَافِضَةٌۭ رَّافِعَةٌ
Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır.
4
إِذَا رُجَّتِ ٱلْأَرْضُ رَجًّۭا
Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.
5
وَبُسَّتِ ٱلْجِبَالُ بَسًّۭا
Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.
6
فَكَانَتْ هَبَآءًۭ مُّنۢبَثًّۭا
Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.
7
وَكُنتُمْ أَزْوَٰجًۭا ثَلَٰثَةًۭ
Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.
8
فَأَصْحَٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ
İyi işler işlediklerini belirtmek için, amel defterleri sağdan verilenler; ne mutlu o sağcılara!
9
وَأَصْحَٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ
Kötülük işlediklerini belirtmek üzere, amel defterleri soldan verilenler; ne yazık o solculara!
10
وَٱلسَّٰبِقُونَ ٱلسَّٰبِقُونَ
İyilik işlemekte önde olanlar, karşılıklarını almakta da önde olanlardır.
11
أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلْمُقَرَّبُونَ
Naim cennetlerinde Allah'a en çok yaklaştırılmış olanlar işte bunlardır.
12
فِى جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ
Naim cennetlerinde Allah'a en çok yaklaştırılmış olanlar işte bunlardır.
13
ثُلَّةٌۭ مِّنَ ٱلْأَوَّلِينَ
Onların büyük kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.
14
وَقَلِيلٌۭ مِّنَ ٱلْءَاخِرِينَ
Onların büyük kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.
15
عَلَىٰ سُرُرٍۢ مَّوْضُونَةٍۢ
Mücevheratla işlenmiş tahtlara karşılıklı olarak yaslanırlar.
16
مُّتَّكِـِٔينَ عَلَيْهَا مُتَقَٰبِلِينَ
Mücevheratla işlenmiş tahtlara karşılıklı olarak yaslanırlar.
17
يَطُوفُ عَلَيْهِمْ وِلْدَٰنٌۭ مُّخَلَّدُونَ
Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.
18
بِأَكْوَابٍۢ وَأَبَارِيقَ وَكَأْسٍۢ مِّن مَّعِينٍۢ
Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.
19
لَّا يُصَدَّعُونَ عَنْهَا وَلَا يُنزِفُونَ
Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.
20
وَفَٰكِهَةٍۢ مِّمَّا يَتَخَيَّرُونَ
Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.
21
وَلَحْمِ طَيْرٍۢ مِّمَّا يَشْتَهُونَ
Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.
22
وَحُورٌ عِينٌۭ
İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar.
23
كَأَمْثَٰلِ ٱللُّؤْلُؤِ ٱلْمَكْنُونِ
İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar.
24
جَزَآءًۢ بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ
İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar.
25
لَا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًۭا وَلَا تَأْثِيمًا
Sadece selama karşılık selam sözü işitirler.
26
إِلَّا قِيلًۭا سَلَٰمًۭا سَلَٰمًۭا
Defterleri sağdan verilenler; ne mutlu o sağcılara!
27
وَأَصْحَٰبُ ٱلْيَمِينِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلْيَمِينِ
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
28
فِى سِدْرٍۢ مَّخْضُودٍۢ
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
29
وَطَلْحٍۢ مَّنضُودٍۢ
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
30
وَظِلٍّۢ مَّمْدُودٍۢ
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
31
وَمَآءٍۢ مَّسْكُوبٍۢ
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
32
وَفَٰكِهَةٍۢ كَثِيرَةٍۢ
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
33
لَّا مَقْطُوعَةٍۢ وَلَا مَمْنُوعَةٍۢ
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
34
وَفُرُشٍۢ مَّرْفُوعَةٍ
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
35
إِنَّآ أَنشَأْنَٰهُنَّ إِنشَآءًۭ
Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.
36
فَجَعَلْنَٰهُنَّ أَبْكَارًا
Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.
37
عُرُبًا أَتْرَابًۭا
Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.
38
لِّأَصْحَٰبِ ٱلْيَمِينِ
Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.
39
ثُلَّةٌۭ مِّنَ ٱلْأَوَّلِينَ
Bunların bir kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.
40
وَثُلَّةٌۭ مِّنَ ٱلْءَاخِرِينَ
Bunların bir kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.
41
وَأَصْحَٰبُ ٱلشِّمَالِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلشِّمَالِ
Defterleri soldan verilenler; ne yazık o solculara!
42
فِى سَمُومٍۢ وَحَمِيمٍۢ
İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar.
43
وَظِلٍّۢ مِّن يَحْمُومٍۢ
İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar.
44
لَّا بَارِدٍۢ وَلَا كَرِيمٍ
İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar.
45
إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَبْلَ ذَٰلِكَ مُتْرَفِينَ
Çünkü onlar, bundan önce, dünyada, nimet içinde bulunurlar iken, büyük günah işlemekte direnir dururlardı.
46
وَكَانُوا۟ يُصِرُّونَ عَلَى ٱلْحِنثِ ٱلْعَظِيمِ
Çünkü onlar, bundan önce, dünyada, nimet içinde bulunurlar iken, büyük günah işlemekte direnir dururlardı.
47
وَكَانُوا۟ يَقُولُونَ أَئِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًۭا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَبْعُوثُونَ
Şöyle söylerlerdi: "Öldüğümüzde, toprak ve kemik yığını olduğumuzda mı, biz mi tekrar dirileceğiz?"
48
أَوَءَابَآؤُنَا ٱلْأَوَّلُونَ
"Önce gelip geçmiş babalarımız da mı?"
49
قُلْ إِنَّ ٱلْأَوَّلِينَ وَٱلْءَاخِرِينَ
De ki: "Şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de belli bir günün belirli bir vaktinde toplanacaklardır."
50
لَمَجْمُوعُونَ إِلَىٰ مِيقَٰتِ يَوْمٍۢ مَّعْلُومٍۢ
De ki: "Şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de belli bir günün belirli bir vaktinde toplanacaklardır."
51
ثُمَّ إِنَّكُمْ أَيُّهَا ٱلضَّآلُّونَ ٱلْمُكَذِّبُونَ
Sonra, siz ey sapıklar, yalanlayanlar!
52
لَءَاكِلُونَ مِن شَجَرٍۢ مِّن زَقُّومٍۢ
Doğrusu bir zakkum ağacından yiyeceksiniz.
53
فَمَالِـُٔونَ مِنْهَا ٱلْبُطُونَ
Karınlarınızı onunla dolduracaksınız;
54
فَشَٰرِبُونَ عَلَيْهِ مِنَ ٱلْحَمِيمِ
Onun üzerine kaynar su içeceksiniz;
55
فَشَٰرِبُونَ شُرْبَ ٱلْهِيمِ
Hem de susamış develerin suya saldırışı gibi içeceksiniz;
56
هَٰذَا نُزُلُهُمْ يَوْمَ ٱلدِّينِ
İşte onlara, ceza günü sunulacak konukluk budur.
57
نَحْنُ خَلَقْنَٰكُمْ فَلَوْلَا تُصَدِّقُونَ
Sizi yaratan Biziz; hala tasdik etmez misiniz?
58
أَفَرَءَيْتُم مَّا تُمْنُونَ
Söyleyin; akıttığınız meniden insanı yaratan siz misiniz, yoksa Biz mi yaratmaktayız?
59
ءَأَنتُمْ تَخْلُقُونَهُۥٓ أَمْ نَحْنُ ٱلْخَٰلِقُونَ
Söyleyin; akıttığınız meniden insanı yaratan siz misiniz, yoksa Biz mi yaratmaktayız?
60
نَحْنُ قَدَّرْنَا بَيْنَكُمُ ٱلْمَوْتَ وَمَا نَحْنُ بِمَسْبُوقِينَ
Ölümü aranızda Biz tayin ettik; sizi ortadan kaldırıp benzerlerinizi yerinize getirmeyi, sizi bilmediğiniz şekilde var etmeyi dilesek kimse önümüze geçemez.
61
عَلَىٰٓ أَن نُّبَدِّلَ أَمْثَٰلَكُمْ وَنُنشِئَكُمْ فِى مَا لَا تَعْلَمُونَ
Ölümü aranızda Biz tayin ettik; sizi ortadan kaldırıp benzerlerinizi yerinize getirmeyi, sizi bilmediğiniz şekilde var etmeyi dilesek kimse önümüze geçemez.
62
وَلَقَدْ عَلِمْتُمُ ٱلنَّشْأَةَ ٱلْأُولَىٰ فَلَوْلَا تَذَكَّرُونَ
And olsun ki, ilk yaratmayı bilirsiniz, yine de düşünmez misiniz?
63
أَفَرَءَيْتُم مَّا تَحْرُثُونَ
Söyleyin, ektiklerinizi yerden bitirenler sizler misiniz, yoksa Biz mi bitiriyoruz?
64
ءَأَنتُمْ تَزْرَعُونَهُۥٓ أَمْ نَحْنُ ٱلزَّٰرِعُونَ
Söyleyin, ektiklerinizi yerden bitirenler sizler misiniz, yoksa Biz mi bitiriyoruz?
65
لَوْ نَشَآءُ لَجَعَلْنَٰهُ حُطَٰمًۭا فَظَلْتُمْ تَفَكَّهُونَ
Dilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık".
66
إِنَّا لَمُغْرَمُونَ
Dilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık".
67
بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُونَ
Dilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık".
68
أَفَرَءَيْتُمُ ٱلْمَآءَ ٱلَّذِى تَشْرَبُونَ
Söyleyin; içtiğiniz suyu buluttan indirenler sizler misiniz yoksa onu Biz mi indiririz?
69
ءَأَنتُمْ أَنزَلْتُمُوهُ مِنَ ٱلْمُزْنِ أَمْ نَحْنُ ٱلْمُنزِلُونَ
Söyleyin; içtiğiniz suyu buluttan indirenler sizler misiniz yoksa onu Biz mi indiririz?
70
لَوْ نَشَآءُ جَعَلْنَٰهُ أُجَاجًۭا فَلَوْلَا تَشْكُرُونَ
Dileseydik onu acılaştırırdık; hala şükretmez misiniz?
71
أَفَرَءَيْتُمُ ٱلنَّارَ ٱلَّتِى تُورُونَ
Söyleyin; yaktığınız ateşin ağacını var eden sizler misiniz, yoksa onu Biz mi var ederiz?
72
ءَأَنتُمْ أَنشَأْتُمْ شَجَرَتَهَآ أَمْ نَحْنُ ٱلْمُنشِـُٔونَ
Söyleyin; yaktığınız ateşin ağacını var eden sizler misiniz, yoksa onu Biz mi var ederiz?
73
نَحْنُ جَعَلْنَٰهَا تَذْكِرَةًۭ وَمَتَٰعًۭا لِّلْمُقْوِينَ
Biz onu bir ibret ve çölde konaklayanlar için yararlı kıldık.
74
فَسَبِّحْ بِٱسْمِ رَبِّكَ ٱلْعَظِيمِ
Öyleyse çok büyük Rabbinin adını tesbih et.
75
۞ فَلَآ أُقْسِمُ بِمَوَٰقِعِ ٱلنُّجُومِ
Hayır; yıldızların yerleri üzerine yemin ederim; ki bunun ne büyük yemin olduğunu bir bilseniz!
76
وَإِنَّهُۥ لَقَسَمٌۭ لَّوْ تَعْلَمُونَ عَظِيمٌ
Hayır; yıldızların yerleri üzerine yemin ederim; ki bunun ne büyük yemin olduğunu bir bilseniz!
77
إِنَّهُۥ لَقُرْءَانٌۭ كَرِيمٌۭ
Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir.
78
فِى كِتَٰبٍۢ مَّكْنُونٍۢ
Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir.
79
لَّا يَمَسُّهُۥٓ إِلَّا ٱلْمُطَهَّرُونَ
Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir.
80
تَنزِيلٌۭ مِّن رَّبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ
Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir.
81
أَفَبِهَٰذَا ٱلْحَدِيثِ أَنتُم مُّدْهِنُونَ
Siz bu sözü mü hor görüyorsunuz?
82
وَتَجْعَلُونَ رِزْقَكُمْ أَنَّكُمْ تُكَذِّبُونَ
Rızkınıza şükredeceğiniz yere onu vereni mi yalanlıyorsunuz?
83
فَلَوْلَآ إِذَا بَلَغَتِ ٱلْحُلْقُومَ
Kişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz.
84
وَأَنتُمْ حِينَئِذٍۢ تَنظُرُونَ
Kişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz.
85
وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنكُمْ وَلَٰكِن لَّا تُبْصِرُونَ
Kişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz.
86
فَلَوْلَآ إِن كُنتُمْ غَيْرَ مَدِينِينَ
Siz dirilip yaptıklarınıza karşılık görmeyecekseniz ve eğer bu sözünüzde samimi iseniz, o çıkmak üzere olan canı geri çevirsenize!
87
تَرْجِعُونَهَآ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ
Siz dirilip yaptıklarınıza karşılık görmeyecekseniz ve eğer bu sözünüzde samimi iseniz, o çıkmak üzere olan canı geri çevirsenize!
88
فَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلْمُقَرَّبِينَ
Eğer ölen o kişi, gözdelerden ise, rahatlık, hoşluk ve nimet cenneti onundur.
89
فَرَوْحٌۭ وَرَيْحَانٌۭ وَجَنَّتُ نَعِيمٍۢ
Eğer ölen o kişi, gözdelerden ise, rahatlık, hoşluk ve nimet cenneti onundur.
90
وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنْ أَصْحَٰبِ ٱلْيَمِينِ
Eğer defteri sağdan verilenlerden ise,
91
فَسَلَٰمٌۭ لَّكَ مِنْ أَصْحَٰبِ ٱلْيَمِينِ
"Ey sağcılardan olan kişi, sana selam olsun!" denir.
92
وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلْمُكَذِّبِينَ ٱلضَّآلِّينَ
Eğer, sapık yalancılardan ise,
93
فَنُزُلٌۭ مِّنْ حَمِيمٍۢ
Ona kaynar sudan konukluk sunulur.
94
وَتَصْلِيَةُ جَحِيمٍ
Cehenneme sokulur.
95
إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ حَقُّ ٱلْيَقِينِ
Doğrusu kesin gerçek budur.
96
فَسَبِّحْ بِٱسْمِ رَبِّكَ ٱلْعَظِيمِ
Öyleyse çok büyük Rabbinin adını tesbih et.

Vakıa Suresi Hakkında Detaylı Bilgiler

Surenin Tanıtımı

Hadid Suresi, 29 ayetten oluşan Medeni bir suredir. 'Demir' anlamına gelir. Demirin gökten indirildiği bildirilir.

Faziletleri ve Hadisler

Demirin gökten indirilmesi bilimsel bir mucize olarak kabul edilir. İnfak (harcama) teşvik edilir.

Nüzul Sebebi ve Tarihi Bağlam

Müslümanları infaka ve fedakârlığa teşvik etmek için indirilmiştir.

Ana Konuları

  • Demir
  • İnfak
  • Dünya Hayatı
  • Ruhbanlık
  • Allah'ın İsimleri

Kapsamlı Bilgi ve Tefsir Özeti

Vakıa Suresi, 96 ayetten oluşan Mekki bir suredir. Kıyamet günü ve insanların üç gruba ayrılışını detaylı şekilde anlatır.

Surenin Önemi:
Hz. Peygamber (s.a.v.): "Kim her gece Vakıa suresini okursa ona fakirlik dokunmaz" buyurmuştur. Rızık bereketi için okunan surelerdendir.

Tarihi Bağlam:
Mekke döneminde, ahireti inkar edenlere cevap olarak indirilmiştir. Kıyametin dehşeti ve hesap gününün kaçınılmazlığı vurgulanmıştır.

İnsanların Üç Grubu:
1. Sabikun (Öncüler): Allah'a yaklaştırılmış, cennetin en yüce makamlarına ulaşmış seçkin kullar
2. Ashab-ı Yemin (Sağ Ehli): İyi amelleriyle cennet kazanmış bahtiyar müminler
3. Ashab-ı Şimal (Sol Ehli): İnkarları sebebiyle cehenneme girecek bedbahtlar

Tefsir Özeti:
Sure "el-Vakıa" (gerçekleşecek olan) kelimesiyle başlar ki bu kıyametin kesinliğini ifade eder. Kur'an'ın korunmuş levhadan indirildiği vurgulanır (77-80. ayetler).

Faziletleri ve Okunma Zamanları:
- Her gece okunması tavsiye edilir
- Rızık bolluğu ve fakirlikten korunma için okunur
- Yatsı namazından sonra okunabilir
- "Zenginlik suresi" olarak da bilinir

Vakıa Suresi Hakkında Özet Bilgiler

Ayet Sayısı 96
İniş Dönemi Mekki
Mushaf Sırası 56. Sure
Nüzul Sırası 56. Sure
Cüz 27. Cüz
Sayfa 534. Sayfa

Sıkça Sorulan Sorular

Vakıa Suresi kaç ayettir?

Vakıa Suresi toplam 96 ayetten oluşmaktadır. Kur'an-ı Kerim'deki sıralamaya göre 56. suredir.

Vakıa Suresi ne zaman indirilmiştir?

Vakıa Suresi, Mekke döneminde (Hicret öncesi) indirilmiştir. Nüzul sırasına göre 56. sure olarak kabul edilmektedir.

Vakıa Suresi hangi cüzde yer alır?

Vakıa Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 27. cüzünde başlamaktadır ve mushafta 534. sayfada yer almaktadır.

Vakıa Suresi ne anlama gelir?

"Vakıa" kelimesi Arapça "سُورَةُ الوَاقِعَةِ" olarak yazılır. Bu sure, hadid suresi, 29 ayetten oluşan medeni bir suredir. 'demir' anlamına gelir. demirin gökten indirildiği bildirilir....

-
Mishary Rashid Alafasy
0:00
0:00