سُورَةُ الجِنِّ

Cin Suresi

28 Ayet Mekki 72. Nüzul Sırası 29. Cüz
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ قُلْ أُوحِىَ إِلَىَّ أَنَّهُ ٱسْتَمَعَ نَفَرٌۭ مِّنَ ٱلْجِنِّ فَقَالُوٓا۟ إِنَّا سَمِعْنَا قُرْءَانًا عَجَبًۭا
ḳul ûḥiye ileyye ennehü-steme`a neferum mine-lcinni feḳâlû innâ semi`nâ ḳur'ânen `acebâ.
De ki: "Cinlerden bir topluluğun Kuran'ı dinlediği bana vahyolundu; onlar şöyle demişlerdir;" "Doğrusu biz, doğru yola götüren, hayrete düşüren bir Kuran dinledik de ona inandık; biz, Rabbimize hiçbir şeyi ortak koşmayacağız."
2
يَهْدِىٓ إِلَى ٱلرُّشْدِ فَـَٔامَنَّا بِهِۦ ۖ وَلَن نُّشْرِكَ بِرَبِّنَآ أَحَدًۭا
yehdî ile-rruşdi feâmennâ bih. velen nüşrike birabbinâ eḥadâ.
De ki: "Cinlerden bir topluluğun Kuran'ı dinlediği bana vahyolundu; onlar şöyle demişlerdir;" "Doğrusu biz, doğru yola götüren, hayrete düşüren bir Kuran dinledik de ona inandık; biz, Rabbimize hiçbir şeyi ortak koşmayacağız."
3
وَأَنَّهُۥ تَعَٰلَىٰ جَدُّ رَبِّنَا مَا ٱتَّخَذَ صَٰحِبَةًۭ وَلَا وَلَدًۭا
veennehû te`âlâ ceddü rabbinâ me-tteḫaẕe ṣâḥibetev velâ veledâ.
"Doğrusu Rabbimizin yüceliği her yücelikten üstündür. O, zevce ve çocuk edinmemiştir."
4
وَأَنَّهُۥ كَانَ يَقُولُ سَفِيهُنَا عَلَى ٱللَّهِ شَطَطًۭا
veennehû kâne yeḳûlü sefîhünâ `ale-llâhi şeṭaṭâ.
"Doğrusu aramızdaki beyinsiz, Allah'a karşı yalanlar uyduruyordu."
5
وَأَنَّا ظَنَنَّآ أَن لَّن تَقُولَ ٱلْإِنسُ وَٱلْجِنُّ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًۭا
veennâ żanennâ el len teḳûle-l'insü velcinnü `ale-llâhi keẕibâ.
"Doğrusu insanların ve cinlerin Allah'a karşı yalan uydurabileceklerini sanmazdık."
6
وَأَنَّهُۥ كَانَ رِجَالٌۭ مِّنَ ٱلْإِنسِ يَعُوذُونَ بِرِجَالٍۢ مِّنَ ٱلْجِنِّ فَزَادُوهُمْ رَهَقًۭا
veennehû kâne ricâlüm mine-l'insi ye`ûẕûne biricâlim mine-lcinni fezâdûhüm raheḳâ.
"Gerçekten, bir takım insanlar, cinlerin bir takımına sığınırlardı da onların azgınlıklarını artırırlardı."
7
وَأَنَّهُمْ ظَنُّوا۟ كَمَا ظَنَنتُمْ أَن لَّن يَبْعَثَ ٱللَّهُ أَحَدًۭا
veennehüm żannû kemâ żanentüm el ley yeb`aŝe-llâhü eḥadâ.
"Doğrusu, onlar da sizin, Allah'ın kimseyi yeniden diriltmeyeceğinizi sandığınız gibi sanıda bulunmuşlardı."
8
وَأَنَّا لَمَسْنَا ٱلسَّمَآءَ فَوَجَدْنَٰهَا مُلِئَتْ حَرَسًۭا شَدِيدًۭا وَشُهُبًۭا
veennâ lemesne-ssemâe fevecednâhâ müliet ḥarasen şedîdev veşühübâ.
"Doğrusu biz göğü yokladık; onu sert bekçiler ve kayan ateşlerle (ışınlarla) doldurulmuş bulduk."
9
وَأَنَّا كُنَّا نَقْعُدُ مِنْهَا مَقَٰعِدَ لِلسَّمْعِ ۖ فَمَن يَسْتَمِعِ ٱلْءَانَ يَجِدْ لَهُۥ شِهَابًۭا رَّصَدًۭا
veennâ künnâ naḳ`udü minhâ meḳâ`ide lissem`. femey yestemi`i-l'âne yecid lehû şihâber raṣadâ.
"Doğrusu biz, göğün dinleyebileceğimiz bir yerinde otururduk; ama şimdi kim dinleyecek olsa, kendisini gözleyen bir ateş (ışın) buluyor."
10
وَأَنَّا لَا نَدْرِىٓ أَشَرٌّ أُرِيدَ بِمَن فِى ٱلْأَرْضِ أَمْ أَرَادَ بِهِمْ رَبُّهُمْ رَشَدًۭا
veennâ lâ nedrî eşerrun ürîde bimen fi-l'arḍi em erâde bihim rabbühüm raşedâ.
"Yeryüzünde olanlara kötülük mü murad edildi, yahut Rableri onlara bir iyilik mi dilemiştir, doğrusu biz bilemeyiz."
11
وَأَنَّا مِنَّا ٱلصَّٰلِحُونَ وَمِنَّا دُونَ ذَٰلِكَ ۖ كُنَّا طَرَآئِقَ قِدَدًۭا
veennâ minne-ṣṣâliḥûne veminnâ dûne ẕâlik. künnâ ṭarâiḳa ḳidedâ.
"Doğrusu aramızda iyiler de vardır, bundan aşağı bulunanlar da vardır. Biz, türlü türlü yolda olan topluluklardık."
12
وَأَنَّا ظَنَنَّآ أَن لَّن نُّعْجِزَ ٱللَّهَ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَن نُّعْجِزَهُۥ هَرَبًۭا
veennâ żanennâ el len nü`cize-llâhe fi-l'arḍi velen nü`cizehû herabâ.
"Yeryüzünde kalsak da Allah'ı aciz bırakamayacağımız, başka yere kaçsak da, O'nu aciz kılamayacağımız gerçeğini şüphesiz anladık."
13
وَأَنَّا لَمَّا سَمِعْنَا ٱلْهُدَىٰٓ ءَامَنَّا بِهِۦ ۖ فَمَن يُؤْمِنۢ بِرَبِّهِۦ فَلَا يَخَافُ بَخْسًۭا وَلَا رَهَقًۭا
veennâ lemmâ semi`ne-lhüdâ âmennâ bih. femey yü'mim birabbihî felâ yeḫâfü baḫsev velâ raheḳâ.
"Şüphesiz, doğruluk rehberi olan Kuran'ı dinlediğimizde ona inandık; kim Rabbine inanırsa, o, ecrinin eksiltileceğinden ve kendisine haksızlık edileceğinden korkmaz."
14
وَأَنَّا مِنَّا ٱلْمُسْلِمُونَ وَمِنَّا ٱلْقَٰسِطُونَ ۖ فَمَنْ أَسْلَمَ فَأُو۟لَٰٓئِكَ تَحَرَّوْا۟ رَشَدًۭا
veennâ minne-lmüslimûne veminne-lḳâsiṭûn. femen esleme feülâike teḥarrav raşedâ.
"İçimizde, kendini Allah'a vermiş olanlar da, yazık edenler de vardır. Kendini Allah'a veren kimseler, işte onlar, doğru yolu arayanlar, ona layık olanlardır."
15
وَأَمَّا ٱلْقَٰسِطُونَ فَكَانُوا۟ لِجَهَنَّمَ حَطَبًۭا
veemme-lḳâsiṭûne fekânû licehenneme ḥaṭabâ.
"Kendilerine yazık edenlere gelince; onlar, cehennemin odunları oldular."
16
وَأَلَّوِ ٱسْتَقَٰمُوا۟ عَلَى ٱلطَّرِيقَةِ لَأَسْقَيْنَٰهُم مَّآءً غَدَقًۭا
veel levi-steḳâmû `ale-ṭṭarîḳati leesḳaynâhüm mâen gadeḳâ.
Ama doğru yola girmiş olsalardı, onları bu hususta denememiz için onlara bol su içirirdik; kim Rabbini anmaktan yüz çevirirse, Rabbi onu gittikçe artan bir azaba uğratır.
17
لِّنَفْتِنَهُمْ فِيهِ ۚ وَمَن يُعْرِضْ عَن ذِكْرِ رَبِّهِۦ يَسْلُكْهُ عَذَابًۭا صَعَدًۭا
lineftinehüm fîh. vemey yü`riḍ `an ẕikri rabbihî yeslükhü `aẕâben ṣa`adâ.
Ama doğru yola girmiş olsalardı, onları bu hususta denememiz için onlara bol su içirirdik; kim Rabbini anmaktan yüz çevirirse, Rabbi onu gittikçe artan bir azaba uğratır.
18
وَأَنَّ ٱلْمَسَٰجِدَ لِلَّهِ فَلَا تَدْعُوا۟ مَعَ ٱللَّهِ أَحَدًۭا
veenne-lmesâcide lillâhi felâ ted`û me`a-llâhi eḥadâ.
Mescidler şüphesiz Allah'ındır, öyleyse oralarda Allah'a yalvarırken başkasını katmayın.
19
وَأَنَّهُۥ لَمَّا قَامَ عَبْدُ ٱللَّهِ يَدْعُوهُ كَادُوا۟ يَكُونُونَ عَلَيْهِ لِبَدًۭا
veennehû lemmâ ḳâme `abdü-llâhi yed`ûhü kâdû yekûnûne `aleyhi libedâ.
Allah'ın kulu Muhammed, O'na yalvarmak, namaz kılmak için kalkınca, nerdeyse, çevresinde keçeleşirler, birbirlerine girerlerdi.
20
قُلْ إِنَّمَآ أَدْعُوا۟ رَبِّى وَلَآ أُشْرِكُ بِهِۦٓ أَحَدًۭا
ḳul innemâ ed`û rabbî velâ üşrikü bihî eḥadâ.
De ki: "Ben sadece Rabbime yalvarırım ve O'na kimseyi ortak koşmam."
21
قُلْ إِنِّى لَآ أَمْلِكُ لَكُمْ ضَرًّۭا وَلَا رَشَدًۭا
ḳul innî lâ emlikü leküm ḍarrav velâ raşedâ.
De ki: "Ben size zarar vermeye de iyilik yapmaya da kadir değilim."
22
قُلْ إِنِّى لَن يُجِيرَنِى مِنَ ٱللَّهِ أَحَدٌۭ وَلَنْ أَجِدَ مِن دُونِهِۦ مُلْتَحَدًا
ḳul innî ley yücîranî mine-llâhi eḥadüv velen ecide min dûnihî mülteḥadâ.
De ki: "Beni kimse Allah'a karşı savunamaz ve ben O'ndan başka bir sığınak bulamam."
23
إِلَّا بَلَٰغًۭا مِّنَ ٱللَّهِ وَرِسَٰلَٰتِهِۦ ۚ وَمَن يَعْصِ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ فَإِنَّ لَهُۥ نَارَ جَهَنَّمَ خَٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدًا
illâ belâgam mine-llâhi verisâlâtih. vemey ya`ṣi-llâhe verasûlehû feinne lehû nâra cehenneme ḫâlidîne fîhâ ebedâ.
"Benim yaptığım yalnız, Allah katından olanı, O'nun gönderdiklerini tebliğdir. Allah'a ve Peygamberine kim karşı gelirse ona, içinde sonsuz ve temelli kalınacak cehennem ateşi vardır."
24
حَتَّىٰٓ إِذَا رَأَوْا۟ مَا يُوعَدُونَ فَسَيَعْلَمُونَ مَنْ أَضْعَفُ نَاصِرًۭا وَأَقَلُّ عَدَدًۭا
ḥattâ iẕâ raev mâ yû`adûne feseya`lemûne men aḍ`afü nâṣirav veeḳallü `adedâ.
Sonunda, kendilerine söz verileni gördükleri zaman, kimin yardımcısının daha güçsüz ve sayısının daha az olduğunu bileceklerdir.
25
قُلْ إِنْ أَدْرِىٓ أَقَرِيبٌۭ مَّا تُوعَدُونَ أَمْ يَجْعَلُ لَهُۥ رَبِّىٓ أَمَدًا
ḳul in edrî eḳarîbüm mâ tû`adûne em yec`alü lehû rabbî emedâ.
De ki: Size söz verilen yakın mıdır, yoksa Rabbim onu uzun süreli mi kılmıştır ben bilmem."
26
عَٰلِمُ ٱلْغَيْبِ فَلَا يُظْهِرُ عَلَىٰ غَيْبِهِۦٓ أَحَدًا
`âlimü-lgaybi felâ yużhiru `alâ gaybihî eḥadâ.
Görülmeyeni bilen Allah, görülmeyene kimseyi muttali kılmaz.
27
إِلَّا مَنِ ٱرْتَضَىٰ مِن رَّسُولٍۢ فَإِنَّهُۥ يَسْلُكُ مِنۢ بَيْنِ يَدَيْهِ وَمِنْ خَلْفِهِۦ رَصَدًۭا
illâ meni-rteḍâ mir rasûlin feinnehû yeslükü mim beyni yedeyhi vemin ḫalfihî raṣadâ.
Ancak peygamberlerden, bildirmek istediği bunun dışındadır. Rablerinin bildirilerini tebliğ etmelerini ortaya koymak için her peygamberin önünden ve ardından gözcüler salar; onların yaptıklarını ilmiyle kuşatır ve herşeyi bir bir sayar.
28
لِّيَعْلَمَ أَن قَدْ أَبْلَغُوا۟ رِسَٰلَٰتِ رَبِّهِمْ وَأَحَاطَ بِمَا لَدَيْهِمْ وَأَحْصَىٰ كُلَّ شَىْءٍ عَدَدًۢا
liya`leme en ḳad eblegû risâlâti rabbihim veeḥâṭa bimâ ledeyhim veaḥṣâ külle şey'in `adedâ.
Ancak peygamberlerden, bildirmek istediği bunun dışındadır. Rablerinin bildirilerini tebliğ etmelerini ortaya koymak için her peygamberin önünden ve ardından gözcüler salar; onların yaptıklarını ilmiyle kuşatır ve herşeyi bir bir sayar.

Cin Suresi Hakkında Her Şey

Cin Suresi'nin anlamı, fazileti, tefsiri, nüzul sebebi ve daha fazlası hakkında kapsamlı bilgiler.

Cin Suresi Tanıtımı

Cin Suresi Nedir?

Cin Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 72. suresi olup 28 ayetten oluşan Mekkî bir suredir. Sure adını, içeriğinde ele alınan cinlerden almaktadır; Arapça'da "cin" kelimesi, gözle görülemeyen, ateşten yaratılmış varlıkları ifade eder.

Surenin temel konusu, bir grup cinin Kur'an tilâvetini dinleyerek iman etmesi ve ardından kendi kavimlerini bu büyük gerçeğe davet etmesidir. Sure, cinlerin Kur'an'ı nasıl dinlediklerini, nasıl etkilendiklerini ve içlerinden iman edenlerin tutumunu aktarırken, Allah'ın birliğini, peygamberlik kurumunu ve ahireti merkeze alan güçlü bir tevhid mesajı sunar.

Mekkî sureler arasında önemli bir yer tutan Cin Suresi, yalnızca cinlerin varlığını teyit etmekle kalmaz; aynı zamanda tüm akıl sahibi varlıkların Allah'a karşı sorumlu olduğunu, gayba iman etmenin önemini ve Rasûlullah'ın (s.a.v.) yalnızca Allah'ın bir elçisi olduğunu güçlü bir üslupla ortaya koyar.

Bilinmesi Gerekenler

Cin Suresi Hakkında Bilinmesi Gerekenler

  • Sure Adı: "Cin" adını, surede anlatılan ve Kur'an'ı dinleyerek iman eden cin topluluğundan alır.
  • Ayet Sayısı: Sure, 28 ayetten oluşmaktadır; kısa ama derin muhtevalı Mekkî bir suredir.
  • İniş Yeri ve Dönemi: Mekkî sure olup Mekke döneminde, Hz. Peygamber'in (s.a.v.) tebliğ hayatının zorlu yıllarında nâzil olmuştur.
  • Cüz Bilgisi: Kur'an'ın 29. cüzünde yer alır.
  • Nüzul Sırası: Surelerin iniş sırasına göre 72. sırada nâzil olmuştur.
  • Ana Tema: Bir grup cinin Kur'an'ı dinleyip iman etmesi, cinlerin Allah'a karşı sorumluluğu ve tevhid inancının bütün varlıklara şamil olduğu mesajı surenin ana eksenini oluşturur.
Faziletleri ve Hadisler

Cinlerin varlığı ve özellikleri bu surede detaylı açıklanır. Gaybı yalnız Allah'ın bildiği vurgulanır.

Nüzul Sebebi ve Tarihi Bağlam

Cinlerin Hz. Peygamber'den Kur'an dinlemeleri üzerine indirilmiştir.

Ana Konuları ve İçinde Geçen Olaylar

Cin Suresi'nin Ana Konuları ve Mesajı

Cin Suresi, temel olarak tevhid, vahyin evrenselliği ve gayba iman temalarını işler. Surenin açılış ayetleri, bir grup cinin Kur'an'ı dinleyip büyük bir hayranlık içinde kendi aralarında konuştukları sahneyi aktarır. Bu cinler, duydukları vahyin doğruluk ve üstünlüğü karşısında şaşkınlıklarını dile getirirler.

Sure, yalnızca cinlerle ilgili bir anlatıyla sınırlı kalmaz; arka planda insanlığa yönelik güçlü mesajlar verir. Allah'ın birliğini kabul etmenin, şirki terk etmenin ve yalnızca O'na sığınmanın önemi ısrarla vurgulanır. Surede cinlerin inanç yapısı, aralarındaki ihtilaflar ve bir kısmının sapkınlığa düştüğü gerçeği de dile getirilir.

Peygamberlik ve vahiy meselesi de surenin önemli bir boyutunu oluşturur. Hz. Peygamber'in (s.a.v.) yalnızca bir kul ve elçi olduğu, gayba dair bilginin yalnızca Allah'a ait olduğu ve Rasûl'ün bu bilgiden ancak Allah'ın dilediği kadarına vakıf kılındığı özellikle vurgulanır. Bu yönüyle sure, hem insan hem de cin âlemine hitap eden evrensel bir tevhid manifestosu niteliği taşır.

Kapsamlı Tefsir Özeti

Cin Suresi Tefsiri ve Ayet Ayet Özeti

Cinlerin Kur'an'ı Dinlemesi (1-2. ayetler)

Surenin açılışında Hz. Peygamber'e (s.a.v.) vahiy yoluyla bildirilir: Bir grup cin Kur'an'ı dinlemiş ve "Gerçekten biz hayrete düşüren, doğruyu gösteren bir Kur'an dinledik; ona iman ettik" demiştir. Bu ayetler, vahyin yalnızca insanlara değil, tüm akıl sahibi varlıklara yönelik ilahi bir mesaj olduğunu ortaya koyar.

Cinlerin İman ve İtirafları (3-15. ayetler)

Bu bölümde cinler, kendi aralarındaki konuşmayı aktarır gibi bir üslupla Allah'ın yüceliğini, eşi ve çocuğu olmaktan münezzeh olduğunu dile getirir. Aralarında iyi olanlar ve sapkınlığa düşenler olduğunu, bir kısmının önceden gökleri dinlemeye çalıştığını ancak artık bu yolların kapandığını belirtirler. Bu bölüm, cinlerin de tıpkı insanlar gibi çeşitli inanç gruplarına ayrıldığını ve Allah katında hesaba çekileceğini vurgular.

Allah'a Kulluk ve Şirkten Kaçınma (16-20. ayetler)

Allah, eğer insanlar ve cinler doğru yol üzere yürüselerdi, kendilerine bol rızık vereceğini bildirir. Mescidlerin yalnızca Allah'a ait olduğu ve O'nun yanı sıra kimseye dua edilmemesi gerektiği hatırlatılır. Rasûlullah'ın (s.a.v.) yalnızca Allah'a ibadet eden bir kul olduğu, insanların ona karşı kalabalık hâlinde toplanmasının hiçbir şeyi değiştirmeyeceği vurgulanır.

Gaybı Yalnız Allah Bilir (21-25. ayetler)

Hz. Peygamber'e (s.a.v.) açıkça bildirilir ki o, ne zarar ne de fayda verme gücüne kendiliğinden sahip değildir; her şey yalnızca Allah'ın elindedir. Gayba dair bilgi yalnızca Allah'a aittir; O dilediği resûlü bu bilgiyle kısmen müşerref kılar ve onu önünden ve arkasından gözetir.

Surenin Kapanışı (26-28. ayetler)

Sure, gaybı yalnızca Allah'ın bildiğini ve Allah'ın her şeyi sayıp tespit ettiğini bildiren ayetlerle son bulur. Allah, elçilerini önlerinden ve arkalarından gözetir; böylece ilahi mesajların eksiksiz tebliğ edildiği güvence altına alınır. Bu kapanış, tevhid inancının ve Allah'ın mutlak ilminin güçlü bir özeti niteliğindedir.

Kur'an'daki Konumu ve İstatistikler
72
Sure Numarası
28
Ayet Sayısı
72
Nüzul Sırası
Mekki
İniş Yeri
29
Cüz
572
Sayfa
0
Kelime
0
Harf

Cin Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 72. suresi olup 28 ayetten oluşmaktadır. Mekkî sureler arasında yer alır ve iniş sırasına göre 72. sırada nâzil olmuştur. Kur'an'ın 29. cüzünde bulunmaktadır. Orta uzunlukta Mekkî bir sure olan Cin Suresi, cinlerin iman serüvenini ve Allah'ın mutlak bilgisini konu alan özgün bir yapıya sahiptir.

Sık Sorulan Sorular (SSS)
Cin Suresi kaç ayettir?
Cin Suresi, 28 ayetten oluşmaktadır. Kur'an-ı Kerim'in 72. suresidir ve Mekkî sureler arasında yer alır.
Cin Suresi ne anlama gelir?
"Cin" kelimesi Arapça'da gözle görülemeyen, ateşten yaratılmış varlıkları ifade eder. Sure, adını içeriğinde anlatılan ve Kur'an'ı dinleyerek iman eden cin topluluğundan almaktadır.
Cin Suresi Mekkî mi Medenî midir?
Cin Suresi, Mekkî bir suredir; yani Hz. Peygamber'in (s.a.v.) Mekke döneminde inmiştir. Nüzul sırasına göre 72. sıradadır.
Cin Suresi hangi cüzdedir?
Cin Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 29. cüzünde yer almaktadır.
Cin Suresi'nin ana konusu nedir?
Surenin ana konusu, bir grup cinin Kur'an'ı dinleyerek iman etmesidir. Buna ek olarak tevhid inancı, vahyin evrenselliği, gayba iman ve peygamberliğin mahiyeti işlenen başlıca temalardır.
Cin Suresi'nde cinler hakkında ne anlatılır?
Sure, cinlerin Kur'an'ı dinleyip hayranlık ve iman içinde tepkilerini aktarır. Cinlerin inanç açısından birbirinden farklı gruplara ayrıldığı, bir kısmının iyi yolda olduğu, bir kısmının sapkınlığa düştüğü anlatılır. Hepsinin Allah'a karşı sorumlu olduğu vurgulanır.
Cin Suresi'nde gayb meselesine dair ne söylenir?
Sure, gaybı yalnızca Allah'ın bildiğini açıkça ortaya koyar. Hz. Peygamber'in (s.a.v.) de bu bilgiden ancak Allah'ın dilediği kadarına vakıf kılındığı belirtilir; böylece peygamberin yalnızca bir elçi olduğu vurgulanır.
Cin Suresi nasıl ve ne zaman okunur?
Cin Suresi, diğer Kur'an sureleri gibi namaz içinde veya dışında her zaman okunabilir. Kur'an tilâvetinde bu sureye özgü belirlenmiş özel bir vakit bulunmamakla birlikte, Kur'an'ı her fırsatta okumanın fazileti hadislerde genel olarak zikredilmektedir. Kuralına uygun tilâvetle okunması tavsiye edilir.
-
Mishary Rashid Alafasy
0:00
0:00