سُورَةُ القَمَرِ

Kamer Suresi

55 Ayet Mekki 54. Nüzul Sırası 27. Cüz
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ ٱقْتَرَبَتِ ٱلسَّاعَةُ وَٱنشَقَّ ٱلْقَمَرُ
iḳterabeti-ssâ`atü venşeḳḳa-lḳamer.
Kıyamet saati yaklaşır, ay yarılır; onlar bir delil görünce hala yüz çevirirler ve: "Süregelen bir sihir" derler.
2
وَإِن يَرَوْا۟ ءَايَةًۭ يُعْرِضُوا۟ وَيَقُولُوا۟ سِحْرٌۭ مُّسْتَمِرٌّۭ
veiy yerav âyetey yü`riḍû veyeḳûlû siḥrum müstemirr.
Kıyamet saati yaklaşır, ay yarılır; onlar bir delil görünce hala yüz çevirirler ve: "Süregelen bir sihir" derler.
3
وَكَذَّبُوا۟ وَٱتَّبَعُوٓا۟ أَهْوَآءَهُمْ ۚ وَكُلُّ أَمْرٍۢ مُّسْتَقِرٌّۭ
vekeẕẕebû vettebe`û ehvâehüm veküllü emrim müsteḳirr.
Yalanlarlar da kendi heveslerine uyarlar. Ama her işin karar kılacağı bir sonucu vardır.
4
وَلَقَدْ جَآءَهُم مِّنَ ٱلْأَنۢبَآءِ مَا فِيهِ مُزْدَجَرٌ
veleḳad câehüm mine-l'embâi mâ fîhi müzdecer.
And olsun ki, onları bu hallerinden vazgeçirecek nice haberler gelmiştir.
5
حِكْمَةٌۢ بَٰلِغَةٌۭ ۖ فَمَا تُغْنِ ٱلنُّذُرُ
ḥikmetüm bâligatün femâ tugni-nnüẕür.
Bu haberlerin her birinde üstün hikmet vardır; ama uyarmalar fayda vermiyor.
6
فَتَوَلَّ عَنْهُمْ ۘ يَوْمَ يَدْعُ ٱلدَّاعِ إِلَىٰ شَىْءٍۢ نُّكُرٍ
fetevelle `anhüm. yevme yed`u-ddâ`i ilâ şey'in nükür.
Öyleyse onlardan yüz çevir; çağıran, görülmemiş ve tanınmamış bir şeye çağırdığı gün;
7
خُشَّعًا أَبْصَٰرُهُمْ يَخْرُجُونَ مِنَ ٱلْأَجْدَاثِ كَأَنَّهُمْ جَرَادٌۭ مُّنتَشِرٌۭ
ḫuşşe`an ebṣâruhüm yaḫrucûne mine-l'ecdâŝi keennehüm cerâdüm münteşir.
Gözleri dalgın dalgın, çekirgeler gibi yayılmış, o çağırana koşarak kabirlerden çıkarlar. İnkarcılar: "Bu, zorlu bir gündür" derler.
8
مُّهْطِعِينَ إِلَى ٱلدَّاعِ ۖ يَقُولُ ٱلْكَٰفِرُونَ هَٰذَا يَوْمٌ عَسِرٌۭ
mühti`îne ile-ddâ`. yeḳûlü-lkâfirûne hâẕâ yevmün `asir.
Gözleri dalgın dalgın, çekirgeler gibi yayılmış, o çağırana koşarak kabirlerden çıkarlar. İnkarcılar: "Bu, zorlu bir gündür" derler.
9
۞ كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍۢ فَكَذَّبُوا۟ عَبْدَنَا وَقَالُوا۟ مَجْنُونٌۭ وَٱزْدُجِرَ
keẕẕebet ḳablehüm ḳavmü nûḥin fekeẕẕebû `abdenâ veḳâlû mecnûnüv vezdücira.
Bu ortak koşanlardan önce Nuh milleti de yalanlamış, kulumuzu yalanlayarak: "Delidir" demişlerdi, yolu kesilmişti.
10
فَدَعَا رَبَّهُۥٓ أَنِّى مَغْلُوبٌۭ فَٱنتَصِرْ
fede`â rabbehû ennî maglûbün fenteṣir.
O da: "Ben yenildim, bana yardım et" diye Rabbine yalvarmıştı.
11
فَفَتَحْنَآ أَبْوَٰبَ ٱلسَّمَآءِ بِمَآءٍۢ مُّنْهَمِرٍۢ
fefetaḥnâ ebvâbe-ssemâi bimâim münhemir.
Biz de bunun üzerine gök kapılarını boşanan sularla açtık.
12
وَفَجَّرْنَا ٱلْأَرْضَ عُيُونًۭا فَٱلْتَقَى ٱلْمَآءُ عَلَىٰٓ أَمْرٍۢ قَدْ قُدِرَ
vefeccerne-l'arḍa `uyûnen felteḳe-lmâü `alâ emrin ḳad ḳudir.
Yeryüzünde kaynaklar fışkırttık; her iki su, takdir edilen bir ölçüye göre birleşti.
13
وَحَمَلْنَٰهُ عَلَىٰ ذَاتِ أَلْوَٰحٍۢ وَدُسُرٍۢ
veḥamelnâhü `alâ ẕâti elvâḥiv vedüsür.
Onu, tahtadan yapılmış, mıhla çakılmış bir gemiye bindirdik; inkar edilmiş olan Nuh'a mükafat olarak verdiğimiz gemi nezaretimiz altında yüzüyordu.
14
تَجْرِى بِأَعْيُنِنَا جَزَآءًۭ لِّمَن كَانَ كُفِرَ
tecrî bia`yüninâ. cezâel limen kâne küfira.
Onu, tahtadan yapılmış, mıhla çakılmış bir gemiye bindirdik; inkar edilmiş olan Nuh'a mükafat olarak verdiğimiz gemi nezaretimiz altında yüzüyordu.
15
وَلَقَد تَّرَكْنَٰهَآ ءَايَةًۭ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍۢ
veleḳat teraknâhâ âyeten fehel mim müddekir.
And olsun ki Biz, o gemiyi bir ibret olarak bıraktık; öğüt alan yok mudur?
16
فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِى وَنُذُرِ
fekeyfe kâne `aẕâbî venüẕür.
Benim azabım ve uyarmam nasılmış?
17
وَلَقَدْ يَسَّرْنَا ٱلْقُرْءَانَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍۢ
veleḳad yesserne-lḳur'âne liẕẕikri fehel mim müddekir.
And olsun ki Kuran'ı, öğüt olsun diye kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur?
18
كَذَّبَتْ عَادٌۭ فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِى وَنُذُرِ
keẕẕebet `âdün fekeyfe kâne `aẕâbî venüẕür.
Ad milleti peygamberini yalanlamıştı; Benim azabım ve uyarmam nasılmış?
19
إِنَّآ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ رِيحًۭا صَرْصَرًۭا فِى يَوْمِ نَحْسٍۢ مُّسْتَمِرٍّۢ
innâ erselnâ `aleyhim rîḥan ṣarṣaran fî yevmi naḥsim müstemirr.
Nitekim üzerlerine, insanları, sökülmüş hurma kütüğü gibi kopararak yere seren, dondurucu bir rüzgarı uğursuzluğu devam eden bir günde gönderdik.
20
تَنزِعُ ٱلنَّاسَ كَأَنَّهُمْ أَعْجَازُ نَخْلٍۢ مُّنقَعِرٍۢ
tenzi`u-nnâse keennehüm a`câzü naḫlim münḳa`ir.
Nitekim üzerlerine, insanları, sökülmüş hurma kütüğü gibi kopararak yere seren, dondurucu bir rüzgarı uğursuzluğu devam eden bir günde gönderdik.
21
فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِى وَنُذُرِ
fekeyfe kâne `aẕâbî venüẕür.
Benim azabım ve uyarmam nasılmış?
22
وَلَقَدْ يَسَّرْنَا ٱلْقُرْءَانَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍۢ
veleḳad yesserne-lḳur'âne liẕẕikri fehel mim müddekir.
And olsun ki, Kuran'ı öğüt olsun diye kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur?
23
كَذَّبَتْ ثَمُودُ بِٱلنُّذُرِ
keẕẕebet ŝemûdü binnüẕür.
Semud milleti uyaran peygamberleri yalanladı.
24
فَقَالُوٓا۟ أَبَشَرًۭا مِّنَّا وَٰحِدًۭا نَّتَّبِعُهُۥٓ إِنَّآ إِذًۭا لَّفِى ضَلَٰلٍۢ وَسُعُرٍ
feḳâlû ebeşeram minnâ vâḥiden nettebi`uhû innâ iẕel lefî ḍalâliv vesü`ur.
"İçimizden bir insana mı uyacağız? O zaman biz sapıklık ve delilik etmiş oluruz. Kitap, aramızda, ona mı verilmiş? Hayır, o pek yalancı ve şımarığın biridir" dediler.
25
أَءُلْقِىَ ٱلذِّكْرُ عَلَيْهِ مِنۢ بَيْنِنَا بَلْ هُوَ كَذَّابٌ أَشِرٌۭ
eülḳiye-ẕẕikru `aleyhi mim beyninâ bel hüve keẕẕâbün eşir.
"İçimizden bir insana mı uyacağız? O zaman biz sapıklık ve delilik etmiş oluruz. Kitap, aramızda, ona mı verilmiş? Hayır, o pek yalancı ve şımarığın biridir" dediler.
26
سَيَعْلَمُونَ غَدًۭا مَّنِ ٱلْكَذَّابُ ٱلْأَشِرُ
seya`lemûne gadem meni-lkeẕẕâbü-l'eşir.
Yarın, kimin pek yalancı ve şımarık olduğunu bileceklerdir.
27
إِنَّا مُرْسِلُوا۟ ٱلنَّاقَةِ فِتْنَةًۭ لَّهُمْ فَٱرْتَقِبْهُمْ وَٱصْطَبِرْ
innâ mürsilü-nnâḳati fitnetel lehüm ferteḳibhüm vaṣṭabir.
Doğrusu, onları denemek üzere dişi deveyi gönderen Biziz. Salih'e şöyle demiştik: "Onları gözetle ve sabret;
28
وَنَبِّئْهُمْ أَنَّ ٱلْمَآءَ قِسْمَةٌۢ بَيْنَهُمْ ۖ كُلُّ شِرْبٍۢ مُّحْتَضَرٌۭ
venebbi'hüm enne-lmâe ḳismetüm beynehüm. küllü şirbim muḥteḍar.
Onlara, sıralarına göre suyun kendileriyle o deve aralarında pay edilmiş olunduğunu söyle."
29
فَنَادَوْا۟ صَاحِبَهُمْ فَتَعَاطَىٰ فَعَقَرَ
fenâdev ṣâḥibehüm fete`âṭâ fe`aḳara.
Ama bir arkadaşlarını çağırdılar, o da kılıcını alarak deveyi kesti.
30
فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِى وَنُذُرِ
fekeyfe kâne `aẕâbî venüẕür.
Benim azabım ve uyarmam nasılmış?
31
إِنَّآ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ صَيْحَةًۭ وَٰحِدَةًۭ فَكَانُوا۟ كَهَشِيمِ ٱلْمُحْتَظِرِ
innâ erselnâ `aleyhim ṣayḥatev vâḥideten fekânû keheşîmi-lmuḥteżir.
Nitekim üzerlerine bir çığlık gönderdik de, ağılcıların kullandığı kurumuş ot gibi oldular.
32
وَلَقَدْ يَسَّرْنَا ٱلْقُرْءَانَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍۢ
veleḳad yesserne-lḳur'âne liẕẕikri fehel mim müddekir.
And olsun ki, Kuran'ı öğüt olsun diye kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur?
33
كَذَّبَتْ قَوْمُ لُوطٍۭ بِٱلنُّذُرِ
keẕẕebet ḳavmü lûṭim binnüẕür.
Lut milleti uyaran peygamberleri yalanladı.
34
إِنَّآ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ حَاصِبًا إِلَّآ ءَالَ لُوطٍۢ ۖ نَّجَّيْنَٰهُم بِسَحَرٍۢ
innâ erselnâ `aleyhim ḥâṣiben illâ âle lûṭ. necceynâhüm biseḥar.
Biz de üzerlerine taş yağdıran bir rüzgar gönderdik. Ancak, Lut'un taraftarlarını, katımızdan bir nimet olarak seher vakti kurtardık. Şükredene işte böyle mükafat veririz.
35
نِّعْمَةًۭ مِّنْ عِندِنَا ۚ كَذَٰلِكَ نَجْزِى مَن شَكَرَ
ni`metem min `indinâ. keẕâlike neczî men şekera.
Biz de üzerlerine taş yağdıran bir rüzgar gönderdik. Ancak, Lut'un taraftarlarını, katımızdan bir nimet olarak seher vakti kurtardık. Şükredene işte böyle mükafat veririz.
36
وَلَقَدْ أَنذَرَهُم بَطْشَتَنَا فَتَمَارَوْا۟ بِٱلنُّذُرِ
veleḳad enẕerahüm baṭşetenâ fetemârav binnüẕür.
Lut, and olsun ki, onları Bizim yakalamamızla uyarmıştı, ama onlar uyarmaları şüphe ile karşılayarak dinlemediler.
37
وَلَقَدْ رَٰوَدُوهُ عَن ضَيْفِهِۦ فَطَمَسْنَآ أَعْيُنَهُمْ فَذُوقُوا۟ عَذَابِى وَنُذُرِ
veleḳad râvedûhü `an ḍayfihî feṭamesnâ a`yünehüm feẕûḳû `aẕâbî venüẕür.
And olsun ki, onlar Lut'un konukları olan melekleri elde etmeye kalkıştılar, bunun üzerine gözlerini kör ettik. "Azabımı ve uyarmalarımı dinlememenin sonucunu tadın" dedik.
38
وَلَقَدْ صَبَّحَهُم بُكْرَةً عَذَابٌۭ مُّسْتَقِرٌّۭ
veleḳad ṣabbeḥahüm bükraten `aẕâbüm müsteḳirr.
And olsun ki, sabah erken, önü alınmaz bir azap başlarına geldi.
39
فَذُوقُوا۟ عَذَابِى وَنُذُرِ
feẕûḳû `aẕâbî venüẕür.
"Azabımı ve uyarmalarımı dinlememenin sonucunu tadın" dedik.
40
وَلَقَدْ يَسَّرْنَا ٱلْقُرْءَانَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍۢ
veleḳad yesserne-lḳur'âne liẕẕikri fehel mim müddekir.
And olsun ki, Kuran'ı öğüt olsun diye kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur?
41
وَلَقَدْ جَآءَ ءَالَ فِرْعَوْنَ ٱلنُّذُرُ
veleḳad câe âle fir`avne-nnüẕür.
And olsun ki, Firavun erkanına uyaranlar geldi.
42
كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا كُلِّهَا فَأَخَذْنَٰهُمْ أَخْذَ عَزِيزٍۢ مُّقْتَدِرٍ
keẕẕebû biâyâtinâ küllihâ feeḫaẕnâhüm aḫẕe `azîzim muḳtedir.
Mucizelerimizin hepsini yalanladılar. Bunun üzerine onları güç ve kuvvet sahibi olana yakışır bir şekilde yakaladık.
43
أَكُفَّارُكُمْ خَيْرٌۭ مِّنْ أُو۟لَٰٓئِكُمْ أَمْ لَكُم بَرَآءَةٌۭ فِى ٱلزُّبُرِ
eküffâruküm ḫayrum min ülâiküm em leküm berâetün fi-zzübür.
Sizin inkarcılarınız bunlardan daha mı üstündür? Yoksa Kitablarda size bir kurtuluş belgesi mi var?
44
أَمْ يَقُولُونَ نَحْنُ جَمِيعٌۭ مُّنتَصِرٌۭ
em yeḳûlûne naḥnü cemî`um münteṣir.
Yoksa: "Biz öç alabilecek bir topluluğuz" mu diyorlar?
45
سَيُهْزَمُ ٱلْجَمْعُ وَيُوَلُّونَ ٱلدُّبُرَ
seyühzemü-lcem`u veyüvellûne-ddübüra.
Toplulukları dağıtılacak, yüzgeri edileceklerdir.
46
بَلِ ٱلسَّاعَةُ مَوْعِدُهُمْ وَٱلسَّاعَةُ أَدْهَىٰ وَأَمَرُّ
beli-ssâ`atü mev`idühüm vessâ`atü edhâ veemerr.
Kıyamet onların azap ile vadedildikleri gündür. O ne korkunç, ne acı bir gündür!
47
إِنَّ ٱلْمُجْرِمِينَ فِى ضَلَٰلٍۢ وَسُعُرٍۢ
inne-lmücrimîne fî ḍalâliv vesü`ur.
Doğrusu suçlular sapıklık ve çılgınlık içindedirler.
48
يَوْمَ يُسْحَبُونَ فِى ٱلنَّارِ عَلَىٰ وُجُوهِهِمْ ذُوقُوا۟ مَسَّ سَقَرَ
yevme yüsḥabûne fi-nnâri `alâ vucûhihim. ẕûḳû messe seḳara.
Ateşe yüzüstü sürüldükleri gün, onlara: "Cehennemin dokunan azabını tadın" denir.
49
إِنَّا كُلَّ شَىْءٍ خَلَقْنَٰهُ بِقَدَرٍۢ
innâ külle şey'in ḫalaḳnâhü biḳader.
Şüphesiz Biz her şeyi bir ölçüye göre yaratmışızdır.
50
وَمَآ أَمْرُنَآ إِلَّا وَٰحِدَةٌۭ كَلَمْحٍۭ بِٱلْبَصَرِ
vemâ emrunâ illâ vâḥidetün kelemḥim bilbeṣar.
Bizim buyruğumuz bir göz kırpması gibi anidir.
51
وَلَقَدْ أَهْلَكْنَآ أَشْيَاعَكُمْ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍۢ
veleḳad ehleknâ eşyâ`aküm fehel mim müddekir.
And olsun ki, benzerlerinizi yok etti, öğüt alan yok mudur?
52
وَكُلُّ شَىْءٍۢ فَعَلُوهُ فِى ٱلزُّبُرِ
veküllü şey'in fe`alûhü fi-zzübür.
İnsanların yaptıkları her şey kitablarda kayıtlıdır.
53
وَكُلُّ صَغِيرٍۢ وَكَبِيرٍۢ مُّسْتَطَرٌ
veküllü ṣagîriv vekebîrim müsteṭar.
Küçük ve büyük, hepsi satır satırdır.
54
إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى جَنَّٰتٍۢ وَنَهَرٍۢ
inne-lmütteḳîne fî cennâtiv veneher.
Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, güçlü hükümdarın katında, yüksek bir derecede, cennetlerde ferahlık ve aydınlık içindedirler.
55
فِى مَقْعَدِ صِدْقٍ عِندَ مَلِيكٍۢ مُّقْتَدِرٍۭ
fî maḳ`adi ṣidḳin `inde melîkim muḳtedir.
Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, güçlü hükümdarın katında, yüksek bir derecede, cennetlerde ferahlık ve aydınlık içindedirler.

Kamer Suresi Hakkında Her Şey

Kamer Suresi'nin anlamı, fazileti, tefsiri, nüzul sebebi ve daha fazlası hakkında kapsamlı bilgiler.

Kamer Suresi Tanıtımı

Kamer Suresi Nedir?

Kamer Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 54. suresi olup 55 ayetten oluşmaktadır. "Kamer" kelimesi Arapça'da "ay" anlamına gelmektedir; surenin adı, ilk ayetinde geçen "şakka'l-kamer" (ayın yarılması) ifadesinden gelmektedir. Sure Mekkî bir sure olup Mekke döneminde indirilmiştir.

Kamer Suresi, kıyametin yaklaştığını ve ayın yarıldığını bildiren çarpıcı bir açılışla başlar. Bu mucizeden yüz çeviren müşriklerin tutumuna değindikten sonra, geçmişte helak edilen kavimlerin — Hz. Nuh'un kavmi, Ad, Semud, Lut kavmi ve Firavun'un ordusu — kıssalarını özlü ve güçlü bir üslupla aktarır.

Surenin en belirgin özelliği, her kıssanın ardından "Andolsun, Biz Kur'an'ı öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alacak?" mealindeki ayetin dört kez tekrarlanmasıdır. Bu tekrar, surenin ana mesajını pekiştiren güçlü bir retorik unsurdur ve Kur'an'ın anlaşılmak ve ibret alınmak için gönderildiğini vurgular.

Bilinmesi Gerekenler

Kamer Suresi Hakkında Bilinmesi Gerekenler

  • Anlamı: "Kamer" Arapça'da ay demektir. Sure adını, ilk ayette geçen ayın yarılması mucizesinden almıştır.
  • Konumu: Kur'an-ı Kerim'de 54. sırada yer alır; 27. cüzde bulunmaktadır ve mushafın 528. sayfasından başlamaktadır.
  • Nüzul Bilgisi: Mekkî bir sure olup nüzul sıralamasına göre 54. sırada indirilmiştir. Hz. Peygamber'in Mekke döneminin orta evrelerine denk gelir.
  • Şakk-ı Kamer Mucizesi: Surenin ilk ayeti, kıyametin yaklaştığını ve ayın yarıldığını haber verir. Bu olay, Müslüman âlimlerin büyük çoğunluğuna göre Hz. Peygamber'in hayatında gerçekleşen somut bir mucizedir.
  • Tekrar Eden Ayet: Sure boyunca "Andolsun, Biz Kur'an'ı öğüt almak için kolaylaştırdık" meâlindeki 17, 22, 32 ve 40. ayetler dört kez yinelenir; bu anlatım tekniği, surenin yapısını belirleyen temel unsurdur.
  • Helak Kavimleri: Sure, Hz. Nuh'un kavmi, Ad, Semud, Lut kavmi ve Firavun'un ordusu olmak üzere beş kavmin helak kıssasını kısa ve güçlü biçimde ele alır.
Faziletleri ve Hadisler

'Andolsun, biz Kur'an'ı öğüt almak için kolaylaştırdık' ayeti dört kez tekrarlanır. Ezberleme teşvik edilir.

Nüzul Sebebi ve Tarihi Bağlam

Ayın yarılması mucizesi ve inkârcıların ısrarı üzerine indirilmiştir.

Ana Konuları ve İçinde Geçen Olaylar

Kamer Suresi'nin Ana Konuları ve Mesajı

Kamer Suresi'nin merkezinde iki ana eksen bulunur: kıyametin yakınlığı ve inkârcıların akıbeti. Sure, kâinatı sarsan ayın yarılması mucizesiyle açılır ve Mekkelilerin bu mucizeye rağmen inkârda ısrar ettiğini, bunu bir sihir olarak nitelendirdiğini bildirir. Bu tutum, tüm kavimlerin ortak hastalığı olarak sunulur: gerçeği gördükleri hâlde yüz çevirmek.

Surenin ikinci önemli teması geçmiş kavimlerin ibret hikâyeleridir. Hz. Nuh, Ad kavmi, Semud, Lut kavmi ve Firavun'un ordusu art arda ve özlü bir üslupla anlatılır. Her kavim gelen uyarıcıyı yalanlamış, her birinin üzerine ilahî bir ceza inmiştir. Sure bu kavimlerin helakını ayrıntılandırmak yerine ibret ve uyarı boyutunu ön plana çıkarır; her kıssanın ardından Kur'an'ın öğüt için kolaylaştırıldığını hatırlatır.

Surenin genel mesajı şudur: Allah'ın ayetlerini yalanlayanlar tarih boyunca hep kaybetmiştir. Kur'an kolaylaştırılmış bir öğüt olarak insanlığa sunulmuştur; artık hesap günü yakındır ve muttakiler güvenli bir makamda Rableri katında ağırlanacaktır. Sure, iman edenlere verilen bu müjdeyle son bulur.

Kapsamlı Tefsir Özeti

Kamer Suresi Tefsiri ve Ayet Ayet Özeti

Ayın Yarılması ve İnkârcıların Tutumu (1-8. ayetler)

Sure, "Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı" cümlesiyle başlar. İbn Kesir ve Taberî gibi büyük müfessirler bu olayın, Mekkelilerin talep etmesi üzerine Hz. Peygamber zamanında gerçekleşen somut bir mucize olduğunu aktarır. Ne var ki müşrikler bu mucizeyi görmelerine rağmen "sihir" diyerek inkâr etmiş ve yüz çevirmişlerdir. Akabinde yüz çevirenlerin kıyamet günü mahşer yerine sürüleceği bildirilir.

Hz. Nuh'un Kavminin Helâkı (9-17. ayetler)

Hz. Nuh, kavmine uzun yıllar tebliğ etmiş; kavmi onu yalanlamış ve "mecnun" olarak nitelendirmiştir. Bunun üzerine Allah şiddetli bir tufanı devreye koymuş; "gözlerimiz önünde" ifadesiyle Allah'ın tam bir gözetim ve himaye içinde gerçekleşen bu kurtarışı vurgulanmıştır. Bölüm, surenin ilk "Biz Kur'an'ı kolaylaştırdık" tekrarıyla kapanır.

Ad, Semud ve Lut Kavminin Kıssaları (18-40. ayetler)

Ad kavmi üzerine dondurucu ve yıkıcı bir fırtına gönderilmiş; insanları kökünden sökülmüş hurma ağaçları gibi serdirmiştir. Semud kavmi ise peygamberlerine verilen deveyi kesmesiyle kendine yazık etmiş ve gök gürültüsüyle helak edilmiştir. Lut kavminin kıssasında Lut aleyhisselamın uyarılarına rağmen ısrar eden kavmin üzerine taş yağdırıldığı ve onların tamamen yok edildiği anlatılır. Her kıssanın ardından "Biz Kur'an'ı kolaylaştırdık" ayeti yinelenerek ibret almanın önemi vurgulanır.

Firavun'un Ordusu ve İlahî Ceza (41-55. ayetler)

Firavun ve kavmine de uyarıcılar gelmiş; ancak onlar tüm mucizeleri yalanlamıştır. Bunun üzerine ilahî kudretin onları nasıl sular altında bıraktığı hatırlatılır. Sure, inkârcıların akıbetini genel bir tabloya yerleştirerek tamamlar: Kıyamet günü yaptıkları her şey kayıt altındadır. Buna karşın muttakiler, Rableri katında hak ettikleri güvenli ve şerefli bir makamda karşılanacaktır. Sure bu müjdeyle son bulur.

Kur'an'daki Konumu ve İstatistikler
54
Sure Numarası
55
Ayet Sayısı
54
Nüzul Sırası
Mekki
İniş Yeri
27
Cüz
528
Sayfa
0
Kelime
0
Harf

Kamer Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 54. suresi olup 55 ayetten oluşmaktadır. Mekkî bir sure olan Kamer, nüzul sıralamasına göre 54. sırada indirilmiştir. 27. cüzde yer alan sure, mushafın 528. sayfasından başlamaktadır. Orta uzunlukta bir sure olan Kamer'in en belirgin özelliği, beş helak kavmi kıssasını özlü biçimde aktarması ve "Biz Kur'an'ı kolaylaştırdık" mealindeki ayeti dört kez tekrarlamasıdır.

Sık Sorulan Sorular (SSS)
Kamer Suresi kaç ayettir?
Kamer Suresi 55 ayetten oluşmaktadır. Kur'an-ı Kerim'in 54. suresi olan Kamer, 27. cüzde yer alır ve mushafın 528. sayfasından başlar.
Kamer ne anlama gelir?
"Kamer" Arapça'da "ay" anlamına gelir. Surenin adı, ilk ayette geçen "şakka'l-kamer" (ayın yarılması) ifadesinden gelmektedir.
Kamer Suresi Mekkî mi Medenî mi?
Kamer Suresi Mekkî bir suredir; yani Hz. Peygamber'in Mekke'de yaşadığı dönemde indirilmiştir. Nüzul sıralamasına göre 54. sırada yer alır.
Kamer Suresi hangi cüzdedir?
Kamer Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 27. cüzünde yer almaktadır. Mushafın 528. sayfasından başlar.
Kamer Suresi'nin ana konusu nedir?
Surenin ana konuları şunlardır: kıyametin yakınlığı, ayın yarılması mucizesi ve Hz. Nuh, Ad, Semud, Lut kavmi ile Firavun gibi geçmiş kavimlerin helak kıssaları. Her kıssanın ardından Kur'an'ın öğüt almak için kolaylaştırıldığı tekrarlanır.
Şakk-ı Kamer ne demektir ve Kamer Suresi ile ilişkisi nedir?
Şakk-ı Kamer, "ayın yarılması" anlamına gelir. Kamer Suresi'nin ilk ayeti bu olayı haber verir. İslam âlimlerinin büyük çoğunluğu, bu olayın Hz. Peygamber'in hayatında gerçekleşen somut bir mucize olduğunu kabul eder.
Kamer Suresi'nde hangi kavimler anlatılır?
Kamer Suresi; Hz. Nuh'un kavmi, Ad kavmi, Semud kavmi, Lut kavmi ve Firavun'un ordusu olmak üzere beş kavmin helak kıssasını kısa ve güçlü bir üslupla aktarır.
Kamer Suresi'nin fazileti hakkında ne söylenebilir?
Kamer Suresi hakkında sahih kaynaklarda özelleşmiş bir fazilet hadisi rivayet edilmemiştir. Genel olarak her Kur'an suresini okumak ibadet sayılmakta; ilgili rivayetlerin dereceleri farklılık göstermektedir. Bu nedenle yalnızca genel olarak Kur'an okuma faziletine dayanmak daha doğru bir yaklaşımdır.
-
Mishary Rashid Alafasy
0:00
0:00