سُورَةُ المُرۡسَلَاتِ

Mürselat Suresi

50 Ayet Mekki 77. Nüzul Sırası 29. Cüz
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ وَٱلْمُرْسَلَٰتِ عُرْفًۭا
velmürselâti `urfâ.
Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.
2
فَٱلْعَٰصِفَٰتِ عَصْفًۭا
fel`âṣifâti `aṣfâ.
Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.
3
وَٱلنَّٰشِرَٰتِ نَشْرًۭا
vennâşirâti neşrâ.
Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.
4
فَٱلْفَٰرِقَٰتِ فَرْقًۭا
felfâriḳâti ferḳâ.
Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.
5
فَٱلْمُلْقِيَٰتِ ذِكْرًا
felmülḳiyâti ẕikrâ.
Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.
6
عُذْرًا أَوْ نُذْرًا
`uẕran ev nüẕrâ.
Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.
7
إِنَّمَا تُوعَدُونَ لَوَٰقِعٌۭ
innemâ tû`adûne levâḳi`.
Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.
8
فَإِذَا ٱلنُّجُومُ طُمِسَتْ
feiẕe-nnücûmü ṭumiset.
Yıldızların ışığı giderildiği zaman,
9
وَإِذَا ٱلسَّمَآءُ فُرِجَتْ
veiẕe-ssemâü füricet.
Gök yarıldığı zaman,
10
وَإِذَا ٱلْجِبَالُ نُسِفَتْ
veiẕe-lcibâlü nüsifet.
Dağlar pamuk gibi atıldığı zaman,
11
وَإِذَا ٱلرُّسُلُ أُقِّتَتْ
veiẕe-rrusülü üḳḳitet.
Peygamberlere ümmetleri hakkında şahidlik vakitleri bildirildiği zaman;
12
لِأَىِّ يَوْمٍ أُجِّلَتْ
lieyyi yevmin üccilet.
Bu, hangi güne bırakılmıştı?
13
لِيَوْمِ ٱلْفَصْلِ
liyevmi-lfaṣl.
Hüküm gününe bırakılmıştı.
14
وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا يَوْمُ ٱلْفَصْلِ
vemâ edrâke mâ yevmü-lfaṣl.
Hüküm gününün ne olduğunu sen nerden bilirsin?
15
وَيْلٌۭ يَوْمَئِذٍۢ لِّلْمُكَذِّبِينَ
veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.
O gün yalanlamış olanların vay haline!
16
أَلَمْ نُهْلِكِ ٱلْأَوَّلِينَ
elem nühliki-l'evvelîn.
Öncekileri yok etmedik mi? Ardından, sonrakileri de onlara katarız.
17
ثُمَّ نُتْبِعُهُمُ ٱلْءَاخِرِينَ
ŝümme nütbi`uhümü-l'âḫirîn.
Öncekileri yok etmedik mi? Ardından, sonrakileri de onlara katarız.
18
كَذَٰلِكَ نَفْعَلُ بِٱلْمُجْرِمِينَ
keẕâlike nef`alü bilmücrimîn.
Suçlulara böyle yaparız.
19
وَيْلٌۭ يَوْمَئِذٍۢ لِّلْمُكَذِّبِينَ
veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.
O gün, yalanlamış olanların vay haline!.
20
أَلَمْ نَخْلُقكُّم مِّن مَّآءٍۢ مَّهِينٍۢ
elem naḫlukküm mim mâim mehîn.
Sizi bayağı bir sudan yaratıp onu belli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirmedik mi?
21
فَجَعَلْنَٰهُ فِى قَرَارٍۢ مَّكِينٍ
fece`alnâhü fî ḳarârim mekîn.
Sizi bayağı bir sudan yaratıp onu belli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirmedik mi?
22
إِلَىٰ قَدَرٍۢ مَّعْلُومٍۢ
ilâ ḳaderim ma`lûm.
Sizi bayağı bir sudan yaratıp onu belli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirmedik mi?
23
فَقَدَرْنَا فَنِعْمَ ٱلْقَٰدِرُونَ
feḳadernâ. feni`me-lḳâdirûn.
Buna gücümüz yeter; Biz ne güzel güç yetireniz!
24
وَيْلٌۭ يَوْمَئِذٍۢ لِّلْمُكَذِّبِينَ
veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.
O gün yalanlamış olanların vay haline!
25
أَلَمْ نَجْعَلِ ٱلْأَرْضَ كِفَاتًا
elem nec`ali-l'arḍa kifâtâ.
Biz yeryüzünü, dirilerin ve ölülerin toplantı yeri yapmadık mı?
26
أَحْيَآءًۭ وَأَمْوَٰتًۭا
aḥyâev veemvâtâ.
Biz yeryüzünü, dirilerin ve ölülerin toplantı yeri yapmadık mı?
27
وَجَعَلْنَا فِيهَا رَوَٰسِىَ شَٰمِخَٰتٍۢ وَأَسْقَيْنَٰكُم مَّآءًۭ فُرَاتًۭا
vece`alnâ fîhâ ravâsiye şâmiḫâtiv veesḳaynâküm mâen fürâtâ.
Orada yüksek yüksek sabit dağlar var edip size tatlı sular içirmedik mi?
28
وَيْلٌۭ يَوْمَئِذٍۢ لِّلْمُكَذِّبِينَ
veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.
Yalanlamış olanların vay o gün haline!
29
ٱنطَلِقُوٓا۟ إِلَىٰ مَا كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ
inṭaliḳû ilâ mâ küntüm bihî tükeẕẕibûn.
İnkarcılara o gün şöyle denir: "yalanlayıp durduğunuz şeye gidin;"
30
ٱنطَلِقُوٓا۟ إِلَىٰ ظِلٍّۢ ذِى ثَلَٰثِ شُعَبٍۢ
inṭaliḳû ilâ żillin ẕî ŝelâŝi şu`ab.
"gölge yapmayan ve ateşten de korumayan cehennem dumanının üç kollu gölgesine gidin."
31
لَّا ظَلِيلٍۢ وَلَا يُغْنِى مِنَ ٱللَّهَبِ
lâ żalîliv velâ yugnî mine-lleheb.
"gölge yapmayan ve ateşten de korumayan cehennem dumanının üç kollu gölgesine gidin."
32
إِنَّهَا تَرْمِى بِشَرَرٍۢ كَٱلْقَصْرِ
innehâ termî bişerarin kelḳaṣr.
O gölgenin saçtığı her bir kıvılcım sanki birer sarı devedir, konak gibi de büyüktür.
33
كَأَنَّهُۥ جِمَٰلَتٌۭ صُفْرٌۭ
keennehû cimâlâtün ṣufr.
O gölgenin saçtığı her bir kıvılcım sanki birer sarı devedir, konak gibi de büyüktür.
34
وَيْلٌۭ يَوْمَئِذٍۢ لِّلْمُكَذِّبِينَ
veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.
Yalanlamış olanların o gün vay haline!
35
هَٰذَا يَوْمُ لَا يَنطِقُونَ
hâẕâ yevmü lâ yenṭiḳûn.
Bu, onların konuşamayacakları gündür.
36
وَلَا يُؤْذَنُ لَهُمْ فَيَعْتَذِرُونَ
velâ yü'ẕenü lehüm feya`teẕirûn.
Onlara izin de verilmez ki özür beyan etsinler.
37
وَيْلٌۭ يَوْمَئِذٍۢ لِّلْمُكَذِّبِينَ
veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.
Yalanlamış olanların o gün vay haline!
38
هَٰذَا يَوْمُ ٱلْفَصْلِ ۖ جَمَعْنَٰكُمْ وَٱلْأَوَّلِينَ
hâẕâ yevmü-lfaṣl. cema`nâküm vel'evvelîn.
"Bu, sizleri ve öncekileri topladığımız hüküm günüdür."
39
فَإِن كَانَ لَكُمْ كَيْدٌۭ فَكِيدُونِ
fein kâne leküm keydün fekîdûn.
"Eğer bir düzeniniz varsa Bana kurun."
40
وَيْلٌۭ يَوْمَئِذٍۢ لِّلْمُكَذِّبِينَ
veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.
Yalanlamış olanların o gün vay haline!.
41
إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى ظِلَٰلٍۢ وَعُيُونٍۢ
inne-lmütteḳîne fî żilâliv ve`uyûn.
Allah'a karşı gelmekten sakınmış olanlar, elbette gölgeliklerde ve pınar başlarındadırlar.
42
وَفَوَٰكِهَ مِمَّا يَشْتَهُونَ
vefevâkihe mimmâ yeştehûn.
Canlarının istediği meyveler arasındadırlar.
43
كُلُوا۟ وَٱشْرَبُوا۟ هَنِيٓـًٔۢا بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
külû veşrabû henîem bimâ küntüm ta`melûn.
Onlara denir ki: "İşlediklerinize karşılık afiyetle yiyiniz, içiniz."
44
إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ
innâ keẕâlike neczi-lmuḥsinîn.
Biz, iyi davrananlara işte böyle karşılık veririz.
45
وَيْلٌۭ يَوْمَئِذٍۢ لِّلْمُكَذِّبِينَ
veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.
O gün yalanlamış olanların vay haline
46
كُلُوا۟ وَتَمَتَّعُوا۟ قَلِيلًا إِنَّكُم مُّجْرِمُونَ
külû vetemette`û ḳalîlen inneküm mücrimûn.
Yiyiniz, biraz zevkleniniz bakalım, doğrusu sizler suçlularsınız.
47
وَيْلٌۭ يَوْمَئِذٍۢ لِّلْمُكَذِّبِينَ
veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.
O gün yalanlamış olanların vay haline!
48
وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱرْكَعُوا۟ لَا يَرْكَعُونَ
veiẕâ ḳîle lehümü-rke`û lâ yerke`ûn.
Onlara "Rüku edin" denildiğinde rükua varmazlar.
49
وَيْلٌۭ يَوْمَئِذٍۢ لِّلْمُكَذِّبِينَ
veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.
O gün yalanlamış olanların vay haline!
50
فَبِأَىِّ حَدِيثٍۭ بَعْدَهُۥ يُؤْمِنُونَ
febieyyi ḥadîŝim ba`dehû yü'minûn.
Kuran'dan başka hangi söze inanacaklar?

Mürselat Suresi Hakkında Her Şey

Mürselat Suresi'nin anlamı, fazileti, tefsiri, nüzul sebebi ve daha fazlası hakkında kapsamlı bilgiler.

Mürselat Suresi Tanıtımı

Mürselat Suresi Nedir?

Mürselat Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 77. suresi olup 50 ayetten oluşmaktadır. Sure adını, Arapça "mürselât" (مُرۡسَلَاتِ) kelimesinden almakta; bu kelime "gönderilenler" ya da "peş peşe gönderilenler" anlamına gelmektedir. Surenin ilk ayetinde yemin edilen "gönderilenlerin" melekler, rüzgarlar veya peygamberler olduğu tefsirciler arasında tartışılmış; pek çok alim bu ifadeyi vahiy getiren melekler olarak yorumlamıştır.

Sure, Mekkî dönemde nazil olmuştur; yani Hz. Peygamber'in (s.a.v.) Mekke'de tebliğ faaliyetini sürdürdüğü yıllarda indirilmiştir. Nüzul sırası itibarıyla 77. sırada yer almakta ve 29. cüz içinde bulunmaktadır. Mushafta 580. sayfada yer almaktadır.

Surenin en belirgin özelliği, "Yalanlayanların vay haline o gün!" (Veylün yevmeizin lil-mükezzibin) ifadesinin tam on kez tekrarlanmasıdır. Bu tekrar, kıyamet günündeki hesabı inkâr edenlere yönelik ciddi bir uyarı niteliği taşımakta ve sure boyunca güçlü bir ritim ve vurgu oluşturmaktadır.

Bilinmesi Gerekenler

Mürselat Suresi Hakkında Bilinmesi Gerekenler

  • Sure Adı: "Mürselat" kelimesi Arapçada "gönderilenler" veya "peş peşe gönderilmiş olanlar" anlamına gelir; surenin ilk ayetindeki yeminden alınmıştır.
  • Ayet Sayısı: Sure toplam 50 ayetten oluşmaktadır.
  • Nüzul Yeri: Surenin Mekkî olduğu konusunda alimler arasında genel bir ittifak vardır; yani Mekke döneminde indirilmiştir.
  • Nüzul Sırası: Kur'an'ın nüzul sırasına göre 77. sure olarak indirilmiştir.
  • Cüz ve Sayfa: Sure, Kur'an'ın 29. cüzünde bulunmaktadır ve mushafın 580. sayfasında yer almaktadır.
  • Tekrarlanan Ayet: "Veylün yevmeizin lil-mükezzibin" (Yalanlayanların vay haline o gün!) cümlesi surede tam 10 kez tekrarlanmakta; bu yapı, sure boyunca güçlü bir uyarı ve ritim oluşturmaktadır.
  • Ana Tema: Sure; Allah'ın varlığının ve kudretinin delilleri, kıyametin gerçekliği, inkârcıların akıbeti ve inananların mükafatı gibi inanç esaslarını Mekkî üslupla ele almaktadır.
Faziletleri ve Hadisler

'O gün, yalanlayanların vay haline!' ayeti 10 kez tekrarlanır. İnkârcıların akıbeti vurgulanır.

Nüzul Sebebi ve Tarihi Bağlam

Kıyameti yalanlayanları uyarmak için indirilmiştir.

Ana Konuları ve İçinde Geçen Olaylar

Mürselat Suresi'nin Ana Konuları ve Mesajı

Mürselat Suresi, Mekke döneminin yoğun inanç mücadelesi ortamında inen surelerden biridir. Surenin genel çerçevesi; Allah'ın varlığının kainattaki delilleri, kıyametin kesinliği ve inkârcıların hesap günündeki durumu üzerine kuruludur. Sure, yemin sahnesiyle açılmakta; ardından kıyametin kopuşunu anlatan güçlü tablolar sunmaktadır.

Surenin merkezî mesajı, insanın yaratılışını ve bu yaratılış karşısındaki sorumluluğunu hatırlatmaktır. Allah, insanı yoktan yaratmış, ona şekil ve düzen vermiştir. Buna karşın inkârcılar bu nimeti görmezden gelmiş; peygamberleri, ahireti ve hesabı yalanlamıştır. İşte bu yüzden "Yalanlayanların vay haline o gün!" uyarısı sure boyunca defalarca yankılanmaktadır.

Surenin son bölümünde ise muttakilerin —Allah'tan korkanların— yalanlayıcıların aksine gölgeler, pınarlar ve nimetlerle dolu bir cennette ağırlanacağı müjdelenmektedir. Bu kontrast, surenin bütününe ahlaki ve teolojik bir denge kazandırmakta; salt uyarı değil, aynı zamanda umut ve kurtuluş mesajı sunmaktadır.

Kapsamlı Tefsir Özeti

Mürselat Suresi Tefsiri ve Ayet Ayet Özeti

Yemin ve Kıyametin Habercileri (1-15. ayetler)

Sure, art arda sıralanan yeminlerle açılır: "Gönderilenler adına yemin olsun..." şeklindeki bu yeminlerin, vahiy getiren meleklere ya da rüzgarlara işaret ettiği tefsircilerce belirtilmektedir. Devamında kıyametin kopuşu, yıldızların silinmesi ve göğün yarılması gibi kozmik olaylar tasvir edilir. Bu bölüm, on kez tekrarlanan uyarının ilk örnekleriyle birlikte okuyucuyu ciddi bir muhasebe atmosferine sokar.

İnsanın Yaratılışı ve Nankörlüğü (16-28. ayetler)

Allah, geçmiş toplumların helakini hatırlatarak insanlığa tarihsel bir ders sunar. Ardından insanın topraktan, basit bir sudan yaratıldığını vurgular. Bu yaratılış mucizesine rağmen inkârcıların nankörlüğü ve yalanlamaları kınanır. "Yalanlayanların vay haline o gün!" tekrarı bu bölümde insanın sorumluluk bilincini pekiştirir.

Kıyamet Günü Sahneleri (29-40. ayetler)

İnkârcılara hitap edilerek onların, küçümsedikleri o büyük günle yüz yüze gelecekleri hatırlatılır. Üç dallı gölge vermeyen, alevli bir ateş sahnesi çizilir. Bu bölümde inkârcılar, kaçış yolu bulamayan, hiçbir bahane kabul edilmeyen bir durumda tasvir edilir. Her tekrarlayan uyarı cümlesi, inkârın bedelini bir kez daha gündemin önüne taşır.

Muttakilerin Mükafatı (41-45. ayetler)

İnkârcıların tablosunun tam karşısında, Allah'tan korkanların (muttakilerin) cennetteki nimetleri aktarılır: gölgeler, pınarlar ve arzuladıkları meyveler. Bu kısa ama çarpıcı bölüm, surenin uyarı ağırlıklı tonunu dengeleyerek müminlere kurtuluşun mümkün olduğunu hatırlatır.

Son Çağrı ve Kapanış (46-50. ayetler)

Sure, inkârcılara yöneltilen son bir çağrıyla tamamlanır: "Biraz yeyin, biraz yararlanın; siz gerçekten suçlusunuz!" Bu ifade, dünya nimetlerine dalmış ve ahireti unutmuş olanlara yönelik keskin bir ironidir. Son ayet, Kur'an'a inanmayı reddedenlerin hangi söze inanacağı sorusunu sormakta ve surenin kapısını derin bir düşünceye açık bırakmaktadır.

Kur'an'daki Konumu ve İstatistikler
77
Sure Numarası
50
Ayet Sayısı
77
Nüzul Sırası
Mekki
İniş Yeri
29
Cüz
580
Sayfa
0
Kelime
0
Harf

Mürselat Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 77. suresi olup 50 ayetten oluşmaktadır. Mekkî bir sure olan Mürselat, nüzul sırası bakımından 77. sırada yer almakta ve 29. cüzde bulunmaktadır. Mushafta 580. sayfada başlamaktadır. Sure, "Yalanlayanların vay haline o gün!" ifadesinin 10 kez tekrarlanmasıyla Kur'an'ın en dikkat çekici tekrar yapılarından birine sahiptir.

Sık Sorulan Sorular (SSS)
Mürselat Suresi kaç ayettir?
Mürselat Suresi 50 ayetten oluşmaktadır.
Mürselat ne anlama gelir?
Mürselat, Arapçada 'gönderilenler' veya 'peş peşe gönderilmiş olanlar' anlamına gelmektedir. Surenin ilk ayetinde bu kelimeyle yemin edilmektedir.
Mürselat Suresi Mekkî mi Medenî mi?
Mürselat Suresi Mekkî bir suredir; yani Hz. Peygamber'in Mekke döneminde indirilmiştir.
Mürselat Suresi hangi cüzdedir?
Mürselat Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 29. cüzünde yer almaktadır.
Mürselat Suresi'nin ana konusu nedir?
Surenin ana konuları; Allah'ın varlığının delilleri, kıyametin gerçekliği, inkârcıların hesap günündeki kötü akıbeti ve muttakilerin cennetteki mükafatıdır.
Mürselat Suresi'nde hangi ayet tekrarlanmaktadır?
'Yalanlayanların vay haline o gün!' (Veylün yevmeizin lil-mükezzibin) ayeti, sure boyunca tam 10 kez tekrarlanmaktadır. Bu tekrar, inkârcılara yönelik güçlü bir uyarı niteliği taşımaktadır.
Mürselat Suresi'nin fazileti hakkında ne bilinmektedir?
Mürselat Suresi'nin özel faziletiyle ilgili rivayetlerin dereceleri farklılık göstermektedir. Genel olarak Kur'an tilavetinin fazileti bağlamında değerlendirilmekte; surenin kıyamet ve hesap temasıyla düşündürücü bir iç muhasebe vesilesi olduğu belirtilmektedir.
Mürselat Suresi mushafın kaçıncı sayfasında yer alır?
Mürselat Suresi, Kur'an mushafının 580. sayfasında başlamaktadır.
-
Mishary Rashid Alafasy
0:00
0:00