سُورَةُ الطُّورِ

Tur Suresi

49 Ayet Mekki 52. Nüzul Sırası 27. Cüz
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ وَٱلطُّورِ
veṭṭûr.
Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur.
2
وَكِتَٰبٍۢ مَّسْطُورٍۢ
vekitâbim mesṭûr.
Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur.
3
فِى رَقٍّۢ مَّنشُورٍۢ
fî raḳḳim menşûr.
Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur.
4
وَٱلْبَيْتِ ٱلْمَعْمُورِ
velbeyti-lma`mûr.
Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur.
5
وَٱلسَّقْفِ ٱلْمَرْفُوعِ
vessaḳfi-lmerfû`.
Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur.
6
وَٱلْبَحْرِ ٱلْمَسْجُورِ
velbaḥri-lmescûr.
Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur.
7
إِنَّ عَذَابَ رَبِّكَ لَوَٰقِعٌۭ
inne `aẕâbe rabbike levâḳi`.
Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur.
8
مَّا لَهُۥ مِن دَافِعٍۢ
mâ lehû min dâfi`.
Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur.
9
يَوْمَ تَمُورُ ٱلسَّمَآءُ مَوْرًۭا
yevme temûru-ssemâü mevrâ.
Göğün sarsıldıkça sarsılacağı, dağların yürüdükçe yürüyeceği gün; işte o gün, daldıkları yerde eğlenip oyalanarak kıyameti yalanlayanlara yazık olacak!
10
وَتَسِيرُ ٱلْجِبَالُ سَيْرًۭا
vetesîru-lcibâlü seyrâ.
Göğün sarsıldıkça sarsılacağı, dağların yürüdükçe yürüyeceği gün; işte o gün, daldıkları yerde eğlenip oyalanarak kıyameti yalanlayanlara yazık olacak!
11
فَوَيْلٌۭ يَوْمَئِذٍۢ لِّلْمُكَذِّبِينَ
feveylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.
Göğün sarsıldıkça sarsılacağı, dağların yürüdükçe yürüyeceği gün; işte o gün, daldıkları yerde eğlenip oyalanarak kıyameti yalanlayanlara yazık olacak!
12
ٱلَّذِينَ هُمْ فِى خَوْضٍۢ يَلْعَبُونَ
elleẕîne hüm fî ḫavḍiy yel`abûn.
Göğün sarsıldıkça sarsılacağı, dağların yürüdükçe yürüyeceği gün; işte o gün, daldıkları yerde eğlenip oyalanarak kıyameti yalanlayanlara yazık olacak!
13
يَوْمَ يُدَعُّونَ إِلَىٰ نَارِ جَهَنَّمَ دَعًّا
yevme yüde``ûne ilâ nâri cehenneme da``â.
Cehennem ateşine itildikçe itildikleri gün, onlara: "İşte yalanlayıp durduğunuz ateş budur;
14
هَٰذِهِ ٱلنَّارُ ٱلَّتِى كُنتُم بِهَا تُكَذِّبُونَ
hâẕihi-nnâru-lletî küntüm bihâ tükeẕẕibûn.
Cehennem ateşine itildikçe itildikleri gün, onlara: "İşte yalanlayıp durduğunuz ateş budur;
15
أَفَسِحْرٌ هَٰذَآ أَمْ أَنتُمْ لَا تُبْصِرُونَ
efesiḥrun hâẕâ em entüm lâ tübṣirûn.
Bu bir büyü müdür, yoksa hala görmez misiniz? Girin oraya, sabretseniz de sabretmeseniz de artık birdir; ancak işlediklerinizin karşılığını görüyorsunuz" denir.
16
ٱصْلَوْهَا فَٱصْبِرُوٓا۟ أَوْ لَا تَصْبِرُوا۟ سَوَآءٌ عَلَيْكُمْ ۖ إِنَّمَا تُجْزَوْنَ مَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
iṣlevhâ faṣbirû ev lâ taṣbirû. sevâün `aleyküm. innemâ tüczevne mâ küntüm ta`melûn.
Bu bir büyü müdür, yoksa hala görmez misiniz? Girin oraya, sabretseniz de sabretmeseniz de artık birdir; ancak işlediklerinizin karşılığını görüyorsunuz" denir.
17
إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى جَنَّٰتٍۢ وَنَعِيمٍۢ
inne-lmütteḳîne fî cennâtiv vene`îm.
Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, şüphesiz, cennetlerde ve Rablerinin kendilerine verdikleriyle zevk duyarak nimetler içindedirler. Rableri onları cehennem azabından korumuştur.
18
فَٰكِهِينَ بِمَآ ءَاتَىٰهُمْ رَبُّهُمْ وَوَقَىٰهُمْ رَبُّهُمْ عَذَابَ ٱلْجَحِيمِ
fâkihîne bimâ âtâhüm rabbühüm. veveḳâhüm rabbühüm `aẕâbe-lceḥîm.
Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, şüphesiz, cennetlerde ve Rablerinin kendilerine verdikleriyle zevk duyarak nimetler içindedirler. Rableri onları cehennem azabından korumuştur.
19
كُلُوا۟ وَٱشْرَبُوا۟ هَنِيٓـًٔۢا بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
külû veşrabû henîem bimâ küntüm ta`melûn.
Onlara şöyle denir: "İşlediklerinizden ötürü, dizi dizi tahtlara yaslanarak afiyetle yiyin için." Onlara, ceylan gözlü eşler veririz.
20
مُتَّكِـِٔينَ عَلَىٰ سُرُرٍۢ مَّصْفُوفَةٍۢ ۖ وَزَوَّجْنَٰهُم بِحُورٍ عِينٍۢ
müttekiîne `alâ sürurim maṣfûfeh. vezevvecnâhüm biḥûrin `în.
Onlara şöyle denir: "İşlediklerinizden ötürü, dizi dizi tahtlara yaslanarak afiyetle yiyin için." Onlara, ceylan gözlü eşler veririz.
21
وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَٱتَّبَعَتْهُمْ ذُرِّيَّتُهُم بِإِيمَٰنٍ أَلْحَقْنَا بِهِمْ ذُرِّيَّتَهُمْ وَمَآ أَلَتْنَٰهُم مِّنْ عَمَلِهِم مِّن شَىْءٍۢ ۚ كُلُّ ٱمْرِئٍۭ بِمَا كَسَبَ رَهِينٌۭ
velleẕîne âmenû vettebe`athüm ẕürriyyetühüm biîmânin elḥaḳnâ bihim ẕürriyyetehüm vemâ eletnâhüm min `amelihim min şey'. küllü-mriim bimâ kesebe rahîn.
İnanan, soyları da inançta kendilerine uyan kimselere soylarını da katarız. Onların işlediklerinden hiçbir şey eksiltmeyiz. Herkes kazancına bağlıdır.
22
وَأَمْدَدْنَٰهُم بِفَٰكِهَةٍۢ وَلَحْمٍۢ مِّمَّا يَشْتَهُونَ
veemdednâhüm bifâkihetiv velaḥmim mimmâ yeştehûn.
Cennette olanlara diledikleri meyve ve etten bol bol veririz.
23
يَتَنَٰزَعُونَ فِيهَا كَأْسًۭا لَّا لَغْوٌۭ فِيهَا وَلَا تَأْثِيمٌۭ
yetenâza`ûne fîhâ ke'sel lâ lagvun fîhâ velâ te'ŝîm.
Orada kadeh tokuştururlar; fakat bunda ne bir saçmalama, ne de bir günaha girme vardır.
24
۞ وَيَطُوفُ عَلَيْهِمْ غِلْمَانٌۭ لَّهُمْ كَأَنَّهُمْ لُؤْلُؤٌۭ مَّكْنُونٌۭ
veyeṭûfü `aleyhim gilmânül lehüm keennehüm lü'lüüm meknûn.
Sedefteki inciler gibi olan gençler yanlarında dolaşırlar.
25
وَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍۢ يَتَسَآءَلُونَ
veaḳbele ba`ḍuhüm `alâ ba`ḍiy yetesâelûn.
Birbirlerine dönüp soruşurlar:
26
قَالُوٓا۟ إِنَّا كُنَّا قَبْلُ فِىٓ أَهْلِنَا مُشْفِقِينَ
ḳâlû innâ künnâ ḳablü fî ehlinâ müşfiḳîn.
"Doğrusu bundan önce ailemizin yanında bile korku içindeydik; Allah lütfedip bizi kavurucu azabdan korudu; doğrusu bundan önce de O'na yalvarıyorduk; şüphesiz O, iyilik yapandır, acıyandır" derler.
27
فَمَنَّ ٱللَّهُ عَلَيْنَا وَوَقَىٰنَا عَذَابَ ٱلسَّمُومِ
femenne-llâhü `aleynâ veveḳânâ `aẕâbe-ssemûm.
"Doğrusu bundan önce ailemizin yanında bile korku içindeydik; Allah lütfedip bizi kavurucu azabdan korudu; doğrusu bundan önce de O'na yalvarıyorduk; şüphesiz O, iyilik yapandır, acıyandır" derler.
28
إِنَّا كُنَّا مِن قَبْلُ نَدْعُوهُ ۖ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلْبَرُّ ٱلرَّحِيمُ
innâ künnâ min ḳablü ned`ûh. innehû hüve-lberru-rraḥîm.
"Doğrusu bundan önce ailemizin yanında bile korku içindeydik; Allah lütfedip bizi kavurucu azabdan korudu; doğrusu bundan önce de O'na yalvarıyorduk; şüphesiz O, iyilik yapandır, acıyandır" derler.
29
فَذَكِّرْ فَمَآ أَنتَ بِنِعْمَتِ رَبِّكَ بِكَاهِنٍۢ وَلَا مَجْنُونٍ
feẕekkir femâ ente bini`meti rabbike bikâhiniv velâ mecnûn.
Öğüt ver; Rabbinin nimetiyle sen, ne kahinsin ne de delisin.
30
أَمْ يَقُولُونَ شَاعِرٌۭ نَّتَرَبَّصُ بِهِۦ رَيْبَ ٱلْمَنُونِ
em yeḳûlûne şâ`irun neterabbeṣu bihî raybe-lmenûn.
Yoksa senin için şöyle mi derler: "Şairdir, zamanın onun aleyhine dönmesini gözlüyoruz."
31
قُلْ تَرَبَّصُوا۟ فَإِنِّى مَعَكُم مِّنَ ٱلْمُتَرَبِّصِينَ
ḳul terabbeṣû feinnî me`aküm mine-lmüterabbiṣîn.
De ki: "Gözleyin, doğrusu ben de sizinle beraber gözlemekteyim."
32
أَمْ تَأْمُرُهُمْ أَحْلَٰمُهُم بِهَٰذَآ ۚ أَمْ هُمْ قَوْمٌۭ طَاغُونَ
em te'müruhüm aḥlâmühüm bihâẕâ em hüm ḳavmün ṭâgûn.
Bunu onlara akılları mı buyuruyor? Yoksa onlar azgın bir millet midirler?
33
أَمْ يَقُولُونَ تَقَوَّلَهُۥ ۚ بَل لَّا يُؤْمِنُونَ
em yeḳûlûne teḳavveleh. bel lâ yü'minûn.
Yahut: "Onu kendi uydurdu" diyorlar öyle mi? Hayır, inanmıyorlar.
34
فَلْيَأْتُوا۟ بِحَدِيثٍۢ مِّثْلِهِۦٓ إِن كَانُوا۟ صَٰدِقِينَ
felye'tû biḥadîŝim miŝlihî in kânû ṣâdiḳîn.
Eğer iddialarında samimi iseler Kuran'ın benzeri bir söz meydana getirsinler.
35
أَمْ خُلِقُوا۟ مِنْ غَيْرِ شَىْءٍ أَمْ هُمُ ٱلْخَٰلِقُونَ
em ḫuliḳû min gayri şey'in em hümü-lḫâliḳûn.
Onlar, yaratan olmaksızın mı yaratıldılar yoksa yaratanlar kendileri midir?
36
أَمْ خَلَقُوا۟ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ ۚ بَل لَّا يُوقِنُونَ
em ḫaleḳu-ssemâvâti vel'arḍ. bel lâ yûḳinûn.
Yoksa gökleri ve yeri kendileri mi yarattılar? Hayır, Allah'a kesin olarak inanmıyorlar.
37
أَمْ عِندَهُمْ خَزَآئِنُ رَبِّكَ أَمْ هُمُ ٱلْمُصَۣيْطِرُونَ
em `indehüm ḫazâinü rabbike em hümü-lmüṣayṭirûn.
Yoksa Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır? Yoksa onlar mı işe hakimdirler?
38
أَمْ لَهُمْ سُلَّمٌۭ يَسْتَمِعُونَ فِيهِ ۖ فَلْيَأْتِ مُسْتَمِعُهُم بِسُلْطَٰنٍۢ مُّبِينٍ
em lehüm süllemüy yestemi`ûne fîh. felye'ti müstemi`uhüm bisülṭânim mübîn.
Yoksa, üzerine çıkıp vahiy dinledikleri bir merdivenleri mi var? Öyleyse, dinleyenleri açık bir delil getirsin.
39
أَمْ لَهُ ٱلْبَنَٰتُ وَلَكُمُ ٱلْبَنُونَ
em lehü-lbenâtü velekümü-lbenûn.
Demek kızlar Allah'ın, oğullar sizin öyle mi?
40
أَمْ تَسْـَٔلُهُمْ أَجْرًۭا فَهُم مِّن مَّغْرَمٍۢ مُّثْقَلُونَ
em tes'elühüm ecran fehüm mim magramim müŝḳalûn.
Yahut sen onlardan bir ücret istiyorsun da onlar ağır bir borç altında mı kalıyorlar?
41
أَمْ عِندَهُمُ ٱلْغَيْبُ فَهُمْ يَكْتُبُونَ
em `indehümü-lgaybü fehüm yektübûn.
Veya, görülmeyeni bilmek kendilerine aittir de, onlar mı yazıyorlar?
42
أَمْ يُرِيدُونَ كَيْدًۭا ۖ فَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ هُمُ ٱلْمَكِيدُونَ
em yürîdûne keydâ. felleẕîne keferû hümü-lmekîdûn.
Yoksa bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Ama o tuzağa yakalanacak olanlar inkar edenlerdir.
43
أَمْ لَهُمْ إِلَٰهٌ غَيْرُ ٱللَّهِ ۚ سُبْحَٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا يُشْرِكُونَ
em lehüm ilâhün gayru-llâh. sübḥâne-llâhi `ammâ yüşrikûn.
Yoksa Allah'tan başka bir tanrıları mı vardır? Allah, onların ortak koşmalarından münezzehtir.
44
وَإِن يَرَوْا۟ كِسْفًۭا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ سَاقِطًۭا يَقُولُوا۟ سَحَابٌۭ مَّرْكُومٌۭ
veiy yerav kisfem mine-ssemâi sâḳiṭay yeḳûlû seḥâbüm merkûm.
Gökten azap olarak düşen bir parça görseler: "Bulut kümesidir" derler.
45
فَذَرْهُمْ حَتَّىٰ يُلَٰقُوا۟ يَوْمَهُمُ ٱلَّذِى فِيهِ يُصْعَقُونَ
feẕerhüm ḥattâ yülâḳû yevmehümü-lleẕî fîhi yuṣ`aḳûn.
Çarpılacakları güne erişmelerine kadar onları bırak.
46
يَوْمَ لَا يُغْنِى عَنْهُمْ كَيْدُهُمْ شَيْـًۭٔا وَلَا هُمْ يُنصَرُونَ
yevme lâ yugnî `anhüm keydühüm şey'ev velâ hüm yünṣarûn.
O gün, düzenleri kendilerine bir fayda vermez; yardım da görmezler.
47
وَإِنَّ لِلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ عَذَابًۭا دُونَ ذَٰلِكَ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ
veinne lilleẕîne żalemû `aẕâben dûne ẕâlike velâkinne ekŝerahüm lâ ya`lemûn.
Zulmedenlere, şüphesiz, bundan başka da azap vardır; fakat onların çoğu bilmezler.
48
وَٱصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ فَإِنَّكَ بِأَعْيُنِنَا ۖ وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ حِينَ تَقُومُ
vaṣbir liḥukmi rabbike feinneke bia`yüninâ vesebbiḥ biḥamdi rabbike ḥîne teḳûm.
Rabbinin hükmü yerine gelinceye kadar sabret; doğrusu sen, Bizim nezaretimiz altındasın; kalkarken Rabbini överek tesbih et;
49
وَمِنَ ٱلَّيْلِ فَسَبِّحْهُ وَإِدْبَٰرَ ٱلنُّجُومِ
vemine-lleyli fesebbiḥhü veidbâra-nnücûm.
Geceleyin ve yıldızlar kaybolurken de O'nu tesbih et.

Tur Suresi Hakkında Her Şey

Tur Suresi'nin anlamı, fazileti, tefsiri, nüzul sebebi ve daha fazlası hakkında kapsamlı bilgiler.

Tur Suresi Tanıtımı

Tur Suresi Nedir?

Tur Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 52. suresi olup 49 ayetten oluşmaktadır. Sure adını, ilk ayetinde geçen "Tûr" kelimesinden almaktadır. "Tûr", Arapça'da dağ anlamına gelmekte; özellikle Hz. Musa'ya vahyin indirildiği Sina Dağı'nı ifade etmektedir. Bu kutsal dağın Allah tarafından yemin konusu yapılması, surenin manevi derinliğini ilk andan itibaren ortaya koymaktadır.

Sure, Mekkî dönemde inmiş olup müşriklerin yoğun baskısı altındaki ilk Müslümanlara hitap etmektedir. İçerik olarak ahiretin gerçekliğini, cennetin sonsuz nimetlerini ve inkârcıların uğrayacağı azabı güçlü bir üslupla anlatmaktadır. Aynı zamanda Hz. Peygamber'in (s.a.v.) nübüvvetini reddedenlere çarpıcı sorular yönelterek onları derin bir düşünceye davet etmektedir.

Tur Suresi, 27. cüzde yer almakta ve Mushaf'ın 523. sayfasından başlamaktadır. Kısa ve güçlü ayet yapısıyla okuyanı sarsan bu sure, imanın temel esaslarını ve hesap gününün kaçınılmazlığını kalplere nakşetmeyi hedefler.

Bilinmesi Gerekenler

Tur Suresi Hakkında Bilinmesi Gerekenler

  • Adının Anlamı: "Tûr" Arapça'da dağ demektir; sure, özellikle Hz. Musa'ya vahyin geldiği kutsal Sina Dağı'na atıfla bu adı almıştır.
  • Kur'an'daki Yeri: Kur'an-ı Kerim'in 52. suresidir; 27. cüzde yer alır ve Mushaf'ın 523. sayfasında başlar.
  • Ayet Sayısı ve İniş Dönemi: 49 ayetten oluşan Mekkî bir suredir; Hz. Peygamber'in (s.a.v.) Mekke döneminde inmiştir.
  • Nüzul Sırası: Nüzul sıralamasına göre 52. sırada indiği rivayet edilmektedir; Mekkî surelerin karakteristik özelliklerini taşır.
  • Ana Teması: Sure; ahiretin kesinliği, cennet nimetleri, inkârcılara yöneltilen güçlü sorular ve Hz. Peygamber'in nübüvvetinin savunulması gibi temel konuları işler.
  • Yemin Üslubu: Surenin açılışı beş güçlü yeminle başlar: Tur Dağı, yazılı kitap, ince deri üzerine satır satır yazılmış yazı, Beyt-i Mamur, yükseltilmiş tavan ve coşkun deniz. Bu yemin zinciri, inkârcılara karşı azabın gerçekliğini vurgulamak için kullanılır.
Faziletleri ve Hadisler

Cennet nimetleri detaylı tasvir edilir. Müşriklerin itirazlarına cevap verilir.

Nüzul Sebebi ve Tarihi Bağlam

Müşriklerin Hz. Peygamber'e yönelttiği ithamlara cevap olarak indirilmiştir.

Ana Konuları ve İçinde Geçen Olaylar

Tur Suresi'nin Ana Konuları ve Mesajı

Tur Suresi, güçlü bir yemin dizisiyle açılır ve ardından bu yeminlere bağlı olarak azabın kesinliğini ilan eder: "Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir; onu geri çevirecek hiçbir güç yoktur." Bu açılış, surenin tüm gövdesini belirleyen temel bir eksen niteliğindedir. Sure, iman edenlerle inkâr edenlerin ahiretteki farklı akıbetlerini son derece canlı bir biçimde gözler önüne serer.

Surenin ikinci büyük teması cennet ehlinin mutluluğudur. Allah'a karşı gelmekten sakınanların cennette nimetler içinde huzur bulacağı, ailelerinin de kendileriyle bir arada olacağı müjdelenmektedir. Bu tablonun yanı sıra müşriklere yöneltilen keskin sorular surenin belki de en dikkat çekici bölümünü oluşturur: "Yoksa onlar bir yaratıcı olmaksızın mı yaratıldılar? Yoksa onlar mı yaratanlardır?" gibi sorularla inkârcıların tutarsızlığı akli bir zeminde çürütülmektedir.

Son bölümde ise Hz. Peygamber'e (s.a.v.) sabır ve tesbihle Allah'a yönelmesi emredilmekte; nübüvvetine yönelik iftiraların boş olduğu hatırlatılmaktadır. Sure, tevhid, ahiret ve nübüvvet gibi İslam'ın üç temel ilkesini birbirine bağlayan bütünleşik bir yapı sergilemektedir.

Kapsamlı Tefsir Özeti

Tur Suresi Tefsiri ve Ayet Ayet Özeti

Beş Büyük Yemin ve Azabın Kaçınılmazlığı (1-8. ayetler)

Sure, birbiri ardına sıralanan beş yemin ile açılır: Tûr Dağı'na, satır satır yazılmış kitaba, Beytü'l-Mamur'a, yükseltilmiş tavana ve coşkun denize yemin edilir. Tefsir âlimlerine göre bu yeminler, ardından gelen hükmün büyüklüğünü ve kesinliğini pekiştirmek içindir. Sekizinci ayette ise "Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir; onu savacak kimse yoktur" buyurularak hesap gününün kaçınılmazlığı ilan edilir. İbn Kesir bu bölümü açıklarken yeminlerin her birinin Allah'ın kudretine işaret eden varlıklar olduğuna dikkat çeker.

İnkârcıların Akıbeti (9-16. ayetler)

Bu bölümde kıyamet günü göğün şiddetle sarsılacağı, dağların yerinden kopup yürüyeceği tasvir edilir. O gün yalanlayıcılar için büyük bir azabın hazırlandığı haber verilir. "Bunlar kendinizin hazırladığıdır; yoksa haksız yere mi azap görüyorsunuz?" mealindeki ayet, inkârcıların kendi elleriyle kazandıklarına vurgu yapar ve ilahi adaleti net biçimde ortaya koyar.

Cennet Ehlinin Mutluluğu (17-28. ayetler)

Allah'a karşı gelmekten sakınanların cennette bahçeler ve nimetler içinde huzur bulacağı anlatılır. Bu müminlerin dünyada iman ve salih amel işledikleri, ailelerine de iyilik yaptıkları için cennetin tüm nimetlerinden yararlanacakları belirtilir. Özellikle "Onlara nesilleri de katılır" mealindeki ifade, iman eden nesillerin cennette bir arada olacağı müjdesini içerir. Müminler orada birbirlerine dünyada nasıl iman ettiklerini anlatacaklar ve Allah'a şükredeceklerdir.

Müşriklere Yöneltilen Sorular (29-43. ayetler)

Surenin bu kesiminde Hz. Peygamber'e (s.a.v.) yönelik "kâhin, mecnun, şair" gibi iftiralar reddedilir. Ardından inkârcılara yöneltilen birbiri ardına dizilen retorik sorular dikkat çeker: "Yoksa onlar hiçbir şeyden mi yaratıldılar? Yoksa bizzat yaratanlar mı onlar?" Bu sorular, Allah'ın varlığını ve birliğini inkâr etmenin akli açıdan imkânsızlığını gözler önüne serer. Taberî bu bölümü "Allah'ın varlığına akli delil getirme" bağlamında değerlendirmiştir.

Sabra Davet ve Kapanış (44-49. ayetler)

Surenin son bölümünde inkârcıların inatçılığı ve Hz. Peygamber'i üzen tavırları ele alınır. Allah Teâlâ, peygamberine sabrı ve tevekkülü emreder; "Sen Rabbinin gözetimi altındasın" buyurarak ona destek verir. Sure, Hz. Peygamber'in geceyle gündüzün dönüşümlerinde Allah'ı tesbih etmesini emreden ayetle son bulur. Bu kapanış, zorluklara karşı en sağlam sığınağın zikir ve tevekkül olduğunu hatırlatır.

Kur'an'daki Konumu ve İstatistikler
52
Sure Numarası
49
Ayet Sayısı
52
Nüzul Sırası
Mekki
İniş Yeri
27
Cüz
523
Sayfa
0
Kelime
0
Harf

Tur Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 52. suresi olup 49 ayetten oluşmaktadır. Mekkî dönemde inmiş; nüzul sıralamasında 52. sırada yer almaktadır. 27. cüzde bulunan sure, Mushaf'ın 523. sayfasından başlamaktadır. Orta uzunlukta, kısa ve güçlü ayetlerden oluşan sure, beş yeminle açılması ve ardından azabın kesinliğini ilan etmesiyle Kur'an literatüründe kendine özgü bir üsluba sahiptir.

Sık Sorulan Sorular (SSS)
Tur Suresi kaç ayettir?
Tur Suresi 49 ayetten oluşmaktadır. Kur'an-ı Kerim'in 52. suresi olan Tur, Mekkî dönemde inmiş olup 27. cüzde yer almaktadır.
Tur Suresi ne anlama gelir?
'Tûr' kelimesi Arapça'da dağ anlamına gelir. Sure, özellikle Hz. Musa'ya vahyin indirildiği Sina Dağı'na atıfla bu adı almıştır. Surenin ilk ayeti bu kutsal dağa yemin ederek başlar.
Tur Suresi Mekkî midir Medenî midir?
Tur Suresi Mekkî bir suredir; Hz. Peygamber'in (s.a.v.) Mekke döneminde, hicret öncesinde inmiştir. Nüzul sıralamasına göre 52. sırada yer almaktadır.
Tur Suresi hangi cüzdedir?
Tur Suresi Kur'an-ı Kerim'in 27. cüzünde yer almaktadır. Mushaf'ta 523. sayfadan başlamaktadır.
Tur Suresi'nin ana konusu nedir?
Surenin ana konuları; ahiretin kesinliği, cennet nimetleri, inkârcılara yöneltilen akli sorular ve Hz. Peygamber'in nübüvvetinin savunulmasıdır. Tevhid, ahiret ve nübüvvet gibi İslam'ın temel ilkeleri bir arada işlenir.
Tur Suresi'nin fazileti hakkında ne söylenebilir?
Klasik hadis kaynaklarında Tur Suresi'ne özgü müstakil ve sahih bir fazilet rivayeti yaygın olarak nakledilmemiştir. Ancak Kur'an'ın her ayetinin okunmasının sevap kazandırdığı genel prensip geçerlidir. Surenin anlamını düşünerek okunması, ahirete iman ve tevekkül bilincini güçlendirmesi bakımından büyük fayda sağlar.
Tur Suresi nasıl ve ne zaman okunur?
Tur Suresi namazda, Kur'an tilavetinde ve kişisel dua vakitlerinde okunabilir. Hz. Peygamber'in (s.a.v.) sabah namazında bu sureyi okuduğuna dair rivayetler nakledilmektedir (Buhârî, Kitabü's-Salât). Anlayarak ve tedebbürle okunması tavsiye edilir.
Tur Suresi Kur'an'ın kaçıncı suresidir?
Tur Suresi, Kur'an-ı Kerim'in mushaf sırasına göre 52. suresidir. Vakıa Suresi'nden önce, Zariyat Suresi'nden sonra gelir.
-
Mishary Rashid Alafasy
0:00
0:00