بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ عَبَسَ وَتَوَلَّىٰٓ
`abese vetevellâ.
Yanına kör bir kimse geldi diye (Peygamber) yüzünü asıp çevirdi.
Ibn Kathir Tefsiri
Which was revealed in Makkahبِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَـنِ الرَّحِيمِ(In the Name of Allah, the Most Gracious, the Most Merciful.The Prophet being reprimanded because He frowned at a Weak ManMore than one of the scholars of Tafsir mentioned that one day the Messenger of Allah ﷺ was addressing one of the great leaders of the Quraysh while hoping that he would accept Islam. While he was speaking in direct conversation with him, Ibn Umm Maktum came to him, and he was of those who had accepted Islam in its earliest days. He (Ibn Umm Maktum) then began asking the Messenger of Allah ﷺ about something, urgently beseeching him. The Prophet hoped that the man would be guided, so he asked Ibn Umm Maktum to wait for a moment so he could complete his conversation. He frowned in the face of Ibn Umm Maktum and turned away from him in order to face the other man. Thus, Allah revealed,عَبَسَ وَتَوَلَّى - أَن جَآءَهُ الاٌّعْمَى - وَمَا يُدْرِيكَ لَعَلَّهُ يَزَّكَّى(He frowned and turned away. Because there came to him the blind man. And how can you know that he might become pure) meaning, he may attain purification and cleanliness in his soul.أَوْ يَذَّكَّرُ فَتَنفَعَهُ الذِّكْرَى(Or he might receive admonition, and the admonition might profit him) meaning, he may receive admonition and abstain from the forbidden.أَمَّا مَنِ اسْتَغْنَى - فَأَنتَ لَهُ تَصَدَّى(As for him who thinks himself self-sufficient. To him you attend;) meaning, `you face the rich person so that perhaps he may be guided.'وَمَا عَلَيْكَ أَلاَّ يَزَّكَّى(What does it matter to you if he will not become pure) meaning, `you are not responsible for him if he does not attain purification.'وَأَمَّا مَن جَآءَكَ يَسْعَى - وَهُوَ يَخْشَى(But as for him who came to you running. And is afraid.) meaning, `he is seeking you and he comes to you so that he may be guided by what you say to him.'فَأَنتَ عَنْهُ تَلَهَّى(Of him you are neglectful and divert your attention to another.) meaning, `you are too busy.' Here Allah commands His Messenger to not single anyone out with the warning. Rather, he should equal warn the noble and the weak, the poor and the rich, the master and the slave, the men and the women, the young and the old. Then Allah will guide whomever He chooses to a path that is straight. He has the profound wisdom and the decisive proof. Abu Ya`la and Ibn Jarir both recorded from `A'ishah that she said about,عَبَسَ وَتَوَلَّى(He frowned and turned away.) was revealed." At-Tirmirdhi recorded this Hadith but he did not mention that it was narrated by `A'ishah. I say it is reported like this in Al-Muwatta' as well.The Characteristics of the Qur'anAllah says,كَلاَّ إِنَّهَا تَذْكِرَةٌ(Nay; indeed it is an admonition.) meaning, this Surah, or this advice in conveying knowledge equally among people, whether they are of noble or low class. Qatadah and As-Suddi both said,كَلاَّ إِنَّهَا تَذْكِرَةٌ(Nay; indeed it is an admonition.) "This means the Qur'an."فَمَن شَآءَ ذَكَرَهُ(So, whoever wills, let him pay attention to Him (it).) meaning, so whoever wills, he remembers Allah in all of his affairs. The pronoun could also be understood to be referring to the revelation since the conversation is alluding to it. Allah said:فَى صُحُفٍ مُّكَرَّمَةٍ - مَّرْفُوعَةٍ مُّطَهَّرَةٍ(In Records held in honor, exalted, purified.) meaning, this Surah or this admonition. Both meanings are connected to each other. Actually, all of the Qur'an is in honored pages, meaning respected and revered.مَّرْفُوعَةٍ(exalted) meaning, elevated in status.مُّطَهَّرَةٍ(purified) meaning, from impurity, additions and deficiency. Concerning Allah's statement,بِأَيْدِى سَفَرَةٍ(In the hands of ambassadors (Safarah),) Ibn `Abbas, Mujahid, Ad-Dahhak, and Ibn Zayd, all said, "These are the angels." Al-Bukhari said, "Safarah (ambassadors) refers to the angels. They travel around rectifying matters between themselves. The angels when they descend with the revelation of Allah, bringing it like the ambassador who rectifies matters between people." Allah said,كِرَامٍ بَرَرَةٍ(Honorable and obedient.) meaning, they are noble, handsome, and honorable in their creation. Their character and their deeds are righteous, pure and perfect. Here it should be noted that it is necessary for one who carries the Qur'an (i.e., the angel) to be following righteousness and guidance. Imam Ahmad recorded from `A'ishah that the Messenger of Allah ﷺ said,«الَّذِي يَقْرَأُ الْقُرْآنَ وَهُوَ مَاهِرٌ بِهِ، مَعَ السَّفَرَةِ الْكِرَامِ الْبَرَرَةِ، وَالَّذِي يَقْرَؤُهُ وَهُوَ عَلَيْهِ شَاقٌّ، لَهُ أَجْرَان»(He who recites the Qur'an proficiently, will be with the noble, righteous, ambassador angels, and the one who recites it with difficulty will receive two rewards.) This Hadith was reported by the group.
أَن جَآءَهُ ٱلْأَعْمَىٰ
en câehü-l'a`mâ.
Yanına kör bir kimse geldi diye (Peygamber) yüzünü asıp çevirdi.
وَمَا يُدْرِيكَ لَعَلَّهُۥ يَزَّكَّىٰٓ
vemâ yüdrîke le`allehû yezzekkâ.
Ne bilirsin, belki de o arınacak;
أَوْ يَذَّكَّرُ فَتَنفَعَهُ ٱلذِّكْرَىٰٓ
ev yeẕẕekkeru fetenfe`ahü-ẕẕikrâ.
Yahut öğüt alacaktı da bu öğüt kendisine fayda verecekti.
أَمَّا مَنِ ٱسْتَغْنَىٰ
emmâ meni-stagnâ.
Ama sen, kendisini öğütten müstağni gören kimseyi karşına alıp ilgileniyorsun.
فَأَنتَ لَهُۥ تَصَدَّىٰ
feente lehû teṣaddâ.
Ama sen, kendisini öğütten müstağni gören kimseyi karşına alıp ilgileniyorsun.
وَمَا عَلَيْكَ أَلَّا يَزَّكَّىٰ
vemâ `aleyke ellâ yezzekkâ.
Arınmak istememesinden sana ne?
وَأَمَّا مَن جَآءَكَ يَسْعَىٰ
veemmâ men câeke yes`â.
Sen, Allah'tan korkup sana koşarak gelen kimseye aldırmıyorsun.
وَهُوَ يَخْشَىٰ
vehüve yaḫşâ.
Sen, Allah'tan korkup sana koşarak gelen kimseye aldırmıyorsun.
فَأَنتَ عَنْهُ تَلَهَّىٰ
feente `anhü telehhâ.
Sen, Allah'tan korkup sana koşarak gelen kimseye aldırmıyorsun.
كَلَّآ إِنَّهَا تَذْكِرَةٌۭ
kellâ innehâ teẕkirah.
Dikkat et; bu Kuran bir öğüttür.
فَمَن شَآءَ ذَكَرَهُۥ
femen şâe ẕekerah.
Dileyen onu öğüt kabul eder.
فِى صُحُفٍۢ مُّكَرَّمَةٍۢ
fî ṣuḥufim mükerrameh.
O, kutsal kılınmış, yüceltilmiş, arınmış sahifeler üzerindedir.
مَّرْفُوعَةٍۢ مُّطَهَّرَةٍۭ
merfû`atim müṭahherah.
O, kutsal kılınmış, yüceltilmiş, arınmış sahifeler üzerindedir.
بِأَيْدِى سَفَرَةٍۢ
bieydî seferah.
İyi kimseler, saygıdeğer elçilerin eliyle yazılmıştır.
كِرَامٍۭ بَرَرَةٍۢ
kirâmim berarah.
İyi kimseler, saygıdeğer elçilerin eliyle yazılmıştır.
قُتِلَ ٱلْإِنسَٰنُ مَآ أَكْفَرَهُۥ
ḳutile-l'insânü mâ ekferah.
Canı çıksın o insanın, o ne nankördür!
مِنْ أَىِّ شَىْءٍ خَلَقَهُۥ
min eyyi şey'in ḫaleḳah.
Allah onu hangi şeyden yaratmış?
مِن نُّطْفَةٍ خَلَقَهُۥ فَقَدَّرَهُۥ
min nuṭfeh. ḫaleḳahû feḳadderah.
Onu meniden yaratıp merhalelerden geçirerek ona şekil vermiş;
ثُمَّ ٱلسَّبِيلَ يَسَّرَهُۥ
ŝümme-ssebîle yesserah.
Sonra, yolu ona kolaylaştırmıştır.
ثُمَّ أَمَاتَهُۥ فَأَقْبَرَهُۥ
ŝümme emâtehû feaḳberah.
Sonra onu öldürür ve kabre koyar.
ثُمَّ إِذَا شَآءَ أَنشَرَهُۥ
ŝümme iẕâ şâe enşerah.
Sonra, dilediği zaman onu tekrar diriltir.
كَلَّا لَمَّا يَقْضِ مَآ أَمَرَهُۥ
kellâ lemmâ yaḳḍi mâ emerah.
Hayır; Allah'ın kendisine buyurduğunu hala yerine getirmemiştir.
فَلْيَنظُرِ ٱلْإِنسَٰنُ إِلَىٰ طَعَامِهِۦٓ
felyenżuri-l'insânü ilâ ṭa`âmih.
İnsan, yiyeceğine bir baksın;
أَنَّا صَبَبْنَا ٱلْمَآءَ صَبًّۭا
ennâ ṣabebne-lmâe ṣabbâ.
Doğrusu suyu bol bol indirmekteyiz.
ثُمَّ شَقَقْنَا ٱلْأَرْضَ شَقًّۭا
ŝümme şaḳaḳne-l'arḍa şeḳḳâ.
Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.
فَأَنۢبَتْنَا فِيهَا حَبًّۭا
feembetnâ fîhâ ḥabbâ.
Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.
وَعِنَبًۭا وَقَضْبًۭا
ve`inebev veḳaḍbâ.
Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.
وَزَيْتُونًۭا وَنَخْلًۭا
vezeytûnev venaḫlâ.
Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.
وَحَدَآئِقَ غُلْبًۭا
veḥadâiḳa gulbâ.
Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.
وَفَٰكِهَةًۭ وَأَبًّۭا
vefâkihetev veebbâ.
Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.
مَّتَٰعًۭا لَّكُمْ وَلِأَنْعَٰمِكُمْ
metâ`al leküm velien`âmiküm.
Bunlar sizin ve hayvanlarınız için geçimliktir.
فَإِذَا جَآءَتِ ٱلصَّآخَّةُ
feiẕâ câeti-ṣṣâḫḫah.
O muazzam gürültü, kıyamet kopup geldiği zaman;
يَوْمَ يَفِرُّ ٱلْمَرْءُ مِنْ أَخِيهِ
yevme yefirru-lmerü min eḫîh.
O gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, karısından ve oğullarından, kaçar.
وَأُمِّهِۦ وَأَبِيهِ
veümmihî veebîh.
O gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, karısından ve oğullarından, kaçar.
وَصَٰحِبَتِهِۦ وَبَنِيهِ
veṣâḥibetihî vebenîh.
O gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, karısından ve oğullarından, kaçar.
لِكُلِّ ٱمْرِئٍۢ مِّنْهُمْ يَوْمَئِذٍۢ شَأْنٌۭ يُغْنِيهِ
likülli-mriim minhüm yevmeiẕin şe'nüy yugnîh.
O gün, herkesin kendine yeter derdi vardır.
وُجُوهٌۭ يَوْمَئِذٍۢ مُّسْفِرَةٌۭ
vucûhüy yevmeiẕim müsfirah.
O gün bir takım yüzler aydınlıktır, gülmekte ve sevinmektedir.
ضَاحِكَةٌۭ مُّسْتَبْشِرَةٌۭ
ḍâḥiketüm müstebşirah.
O gün bir takım yüzler aydınlıktır, gülmekte ve sevinmektedir.
وَوُجُوهٌۭ يَوْمَئِذٍ عَلَيْهَا غَبَرَةٌۭ
vevucûhüy yevmeiẕin `aleyhâ gaberah.
O gün birtakım yüzler de tozlanmış ve onları karanlık bürümüştür.
تَرْهَقُهَا قَتَرَةٌ
terheḳuhâ ḳaterah.
O gün birtakım yüzler de tozlanmış ve onları karanlık bürümüştür.
أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْكَفَرَةُ ٱلْفَجَرَةُ
ülâike hümü-lkeferatü-lfecerah.
İşte bunlar inkarcı olanlar, Allah'ın buyruğundan çıkanlardır.
Abese Suresi Hakkında Her Şey
Abese Suresi'nin anlamı, fazileti, tefsiri, nüzul sebebi ve daha fazlası hakkında kapsamlı bilgiler.
Abese Suresi Nedir?
Abese Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 80. suresi olup 42 ayetten oluşmaktadır. Mekke döneminde nazil olmuş bir Mekkî suredir. Surenin adı, ilk ayette geçen "abese" (عَبَسَ) fiilinden gelmekte olup "yüzünü ekşitti" anlamına gelmektedir. Bu isim, surenin başında yer alan tarihi bir olaydan esinlenerek verilmiştir.
Surenin iniş sebebi, Hz. Peygamber (s.a.v.) ile gözleri görmeyen sahabi Abdullah ibn Ümmü Mektum (r.a.) arasında yaşanan bir hadiseyle ilgilidir. Rivayete göre Hz. Peygamber, Kureyş'in ileri gelenlerini İslam'a davet ettiği sırada İbn Ümmü Mektum yanına gelerek Kur'an öğrenmek istemiş; bu durum karşısında Peygamber'in yüzünü ekşitip geri döndüğü nakledilmektedir. Bunun üzerine Allah Teala nazik ama açık bir ilahi uyarı indirmiştir.
Sure, insanlar arasında soy-sop veya sosyal statüye göre değil, Allah'a yakınlık ve takvaya göre üstünlük belirleneceğini vurgulamakta; aynı zamanda ölüm, yeniden diriliş ve hesap günü gibi ahiret gerçeklerine dikkat çekmektedir.
Abese Suresi Hakkında Bilinmesi Gerekenler
- Sure Adı: "Abese" sözcüğü Arapçada "yüzünü ekşitti / surat astı" anlamına gelir; surenin ilk kelimesinden alınmıştır.
- Ayet Sayısı: Sure, toplam 42 ayetten oluşmaktadır.
- İniş Yeri: Mekke döneminde indirilmiş olup Mekkî bir suredir.
- Cüz ve Sayfa: Kur'an'ın 30. cüzünde yer alır; mushafın 585. sayfasında bulunmaktadır.
- Nüzul Sırası: Kur'an'a nazil oluş sırasına göre 80. suredir; mushaftaki tertip sırası ile nüzul sırası bu surede örtüşmektedir.
- İniş Sebebi (Sebebü'n-Nüzul): Gözleri görmeyen sahabi Abdullah ibn Ümmü Mektum'un (r.a.) Hz. Peygamber'in yanına gelerek din öğrenmek istemesi ve bu esnada yaşanan durum üzerine indirildiği, İbn Abbas ve diğer sahabe rivayetlerinde aktarılmaktadır (Buhârî, Tefsir bölümü).
Abdullah bin Ümmi Mektum'a ilgi gösterilmesi emredilir. Sosyal adalet ve eşitlik vurgulanır.
Hz. Peygamber'in görme engelli sahabiyi bekletmesi üzerine nazik bir uyarı olarak indirilmiştir.
Abese Suresi'nin Ana Konuları ve Mesajı
Abese Suresi, birbirini tamamlayan üç temel eksen etrafında şekillenmektedir.
Birincisi, sosyal eşitlik ve insan onuru meselesidir. Surenin açılış bölümü, Allah katında insanın değerinin dünyevi konuma veya görünüşe göre değil, takvaya ve hidayet arayışına göre belirlendiğini açıkça ortaya koymaktadır. Hakiki ilginin dünyevi statüye değil, samimi öğrenme talebine yönelmesi gerektiğini hatırlatan bu ilahi uyarı, İslam'ın temel insan anlayışını öz bir biçimde yansıtmaktadır.
İkincisi, surenin orta bölümünde insanın yaratılışı ve Allah'ın nimetleri ele alınmaktadır. İnsanın bir damla sudan yaratıldığı, rızıklandırıldığı, yolunun kolaylaştırıldığı ve hayatının tüm aşamalarının ilahi takdirle gerçekleştiği hatırlatılarak nankörlük ve gafletin anlamsızlığı gözler önüne serilmektedir. Yağmur, toprak ve çeşitli ürünler üzerindeki ilahi tasarruf örnekleriyle Allah'ın rızık verme kudreti de bu bölümde tefekkür konusu yapılmaktadır.
Üçüncüsü ise surenin son kısmında yer alan kıyamet sahneleri ve hesap tasvirleridir. O büyük günde insanların anne-babalarından, eşlerinden ve çocuklarından kaçacağı; herkesin yalnızca kendi hesabıyla meşgul olacağı vurgulanmaktadır. Sure, müminlerin yüzlerinin nurlu ve aydın, inkarcıların yüzlerinin ise kasvetli ve karanlık olacağıyla son bulmaktadır. Bu tablolar, Mekke döneminin yoğun ahiret vurgusunu taşımakta ve sureye güçlü bir kapanış sağlamaktadır.
Abese Suresi Tefsiri ve Ayet Ayet Özeti
İlahi Uyarı: İbn Ümmü Mektum Hadisesi (1-10. ayetler)
Surenin ilk on ayeti, Hz. Peygamber'in önde gelen Kureyşlilere İslam'ı anlatırken, gözleri görmeyen sahabi Abdullah ibn Ümmü Mektum'un (r.a.) araya girmesiyle yaşanan hadiseyi ele almaktadır. Allah Teala, toplumsal statüyü esas alan yaklaşıma nazik ama güçlü bir uyarıyla karşılık vermiş; hakiki zenginliğin ve değerin hidayet talebinde olduğunu bildirmiştir. İbn Kesir bu ayetlerin, Peygamber'in içtihadı hususunda ilahi rehberliğin ne denli titiz işlediğini gösterdiğini vurgular.
İnsanın Yaratılışı ve İlahi Nimetler (11-23. ayetler)
Bu bölümde Kur'an'ın bir öğüt olduğu ve dileyen herkesin ondan öğüt alabileceği ifade edilmektedir. Ardından insanın bir nutfeden (sperm) yaratıldığı, şekillendirildiği, kolaylaştırıldığı ve hayatının tüm aşamalarının Allah'ın takdiriyle gerçekleştiği anlatılmaktadır. Buna karşın insanın emredileni yerine getirmemesi, nankörlük ve gaflet olarak nitelendirilmektedir. Taberî bu ayetlerin, insana bahşedilen nimetleri hatırlatarak şükran duygusunu uyandırmayı hedeflediğini belirtmektedir.
Rızık ve Geçim Nimetleri (24-32. ayetler)
İnsanın yiyeceğine bakması gerektiği vurgusundan hareketle yağmurun yağdırılması, toprağın yarılması, tahılların, zeytinin, hurmanın, bağların ve çayırların yetiştirilmesi örnekleriyle Allah'ın rızık verme kudreti gözler önüne serilmektedir. Bu ayetler, tabiat üzerindeki ilahi tasarrufa dikkat çekerek insanı tefekküre davet etmektedir.
Kıyametin Kopması ve Kaçış (33-37. ayetler)
"Sağır eden o gürültü geldiğinde" ifadesiyle kıyamet gününün dehşeti tasvir edilmektedir. O gün insan anne-babasından, kardeşinden, eşinden ve çocuklarından kaçacak; herkes yalnızca kendi durumunu düşünmekle meşgul olacaktır. Bu tasvirler, ahiret hesabının mutlak bireyselliğini ve kıyametin büyüklüğünü ortaya koymaktadır.
Yüzlerin Hali: Müminler ve Kafirler (38-42. ayetler)
Surenin son ayetlerinde o günkü insan gruplarının halleri karşılaştırmalı biçimde aktarılmaktadır. Bir kısım yüzler o gün pırıl pırıl, gülen ve müjdeli olacak; diğer yüzler ise toz toprak içinde, karanlık ve kasvetli görünecektir. Bu son ayrım, sure boyunca işlenen ahlaki ve inançsal sorumluluğun nihai sonucunu özlü bir şekilde özetlemektedir.
Abese Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 80. suresi olup 42 ayetten oluşmaktadır. Mekke döneminde indirilmiş Mekkî bir suredir. Kur'an'ın 30. cüzünde yer almakta ve mushafın 585. sayfasından başlamaktadır. Nüzul sırası itibarıyla da 80. sırada yer almakta olup mushaftaki tertip sırasıyla örtüşmektedir. Kısa ama yoğun içerikli olan sure; sosyal adalet, insan onuru, yaratılış delilleri ve kıyamet tasvirleri bakımından Mekkî surelerin en güçlü örneklerinden biri sayılmaktadır.
Abese Suresi kaç ayettir?
Abese Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 80. suresi olup toplam 42 ayetten oluşmaktadır.
Abese ne anlama gelir?
Abese, Arapçada 'yüzünü ekşitti' veya 'surat astı' anlamına gelmektedir. Bu isim, surenin ilk ayetinde geçen fiilden alınmıştır.
Abese Suresi Mekkî mi Medenî mi?
Abese Suresi, Hz. Peygamber'in Mekke döneminde nüzul olan bir Mekkî suredir.
Abese Suresi hangi cüzdedir?
Abese Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 30. cüzünde yer almaktadır ve mushafın 585. sayfasından başlamaktadır.
Abese Suresi neden indirilmiştir?
Surenin, gözleri görmeyen sahabi Abdullah ibn Ümmü Mektum'un Hz. Peygamber'in yanına gelerek din öğrenmek istemesi üzerine yaşanan hadise nedeniyle indirildiği, İbn Abbas başta olmak üzere pek çok sahabe rivayetinde aktarılmaktadır.
Abese Suresi'nin ana konusu nedir?
Surenin başlıca konuları şunlardır: insanlar arasında Allah katındaki gerçek değerin takva olduğu, insanın yaratılışı ve ilahi nimetler, kıyametin kopuşunun dehşeti ve hesap günü müminler ile inkarcıların farklı halleri.
Abese Suresi'nin fazileti nedir?
Bu sure hakkında özellikle sahih kaynaklarda geçen özel bir fazilet rivayeti mevcut değildir. Ancak Kur'an'ın tamamını okumanın büyük sevap olduğu Buhârî ve Müslim'deki genel hadislerle sabittir. Uydurma veya zayıf rivayetlere dayanarak özel faziletler aktarmak doğru olmaz.
Abese Suresi ne zaman ve nasıl okunmalıdır?
Abese Suresi, Kur'an'ın herhangi bir vakitte tilavetiyle okunabilir. Özellikle yatsı ve sabah namazları gibi farz namazlarda kısa Mekkî surelerin okunması sünnette tavsiye edilmiş olmakla birlikte, belirli bir vakte tahsis eden sahih bir rivayet bulunmamaktadır. Sure tefekkür ve huşu içinde, manasını düşünerek okunmalıdır.