سُورَةُ عَبَسَ

Abese Suresi

42 Ayet Mekki 80. Nüzul Sırası 30. Cüz
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ عَبَسَ وَتَوَلَّىٰٓ
`abese vetevellâ.
Yanına kör bir kimse geldi diye (Peygamber) yüzünü asıp çevirdi.
Ibn Kathir Tefsiri
Which was revealed in Makkahبِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَـنِ الرَّحِيمِ(In the Name of Allah, the Most Gracious, the Most Merciful.The Prophet being reprimanded because He frowned at a Weak ManMore than one of the scholars of Tafsir mentioned that one day the Messenger of Allah ﷺ was addressing one of the great leaders of the Quraysh while hoping that he would accept Islam. While he was speaking in direct conversation with him, Ibn Umm Maktum came to him, and he was of those who had accepted Islam in its earliest days. He (Ibn Umm Maktum) then began asking the Messenger of Allah ﷺ about something, urgently beseeching him. The Prophet hoped that the man would be guided, so he asked Ibn Umm Maktum to wait for a moment so he could complete his conversation. He frowned in the face of Ibn Umm Maktum and turned away from him in order to face the other man. Thus, Allah revealed,عَبَسَ وَتَوَلَّى - أَن جَآءَهُ الاٌّعْمَى - وَمَا يُدْرِيكَ لَعَلَّهُ يَزَّكَّى(He frowned and turned away. Because there came to him the blind man. And how can you know that he might become pure) meaning, he may attain purification and cleanliness in his soul.أَوْ يَذَّكَّرُ فَتَنفَعَهُ الذِّكْرَى(Or he might receive admonition, and the admonition might profit him) meaning, he may receive admonition and abstain from the forbidden.أَمَّا مَنِ اسْتَغْنَى - فَأَنتَ لَهُ تَصَدَّى(As for him who thinks himself self-sufficient. To him you attend;) meaning, `you face the rich person so that perhaps he may be guided.'وَمَا عَلَيْكَ أَلاَّ يَزَّكَّى(What does it matter to you if he will not become pure) meaning, `you are not responsible for him if he does not attain purification.'وَأَمَّا مَن جَآءَكَ يَسْعَى - وَهُوَ يَخْشَى(But as for him who came to you running. And is afraid.) meaning, `he is seeking you and he comes to you so that he may be guided by what you say to him.'فَأَنتَ عَنْهُ تَلَهَّى(Of him you are neglectful and divert your attention to another.) meaning, `you are too busy.' Here Allah commands His Messenger to not single anyone out with the warning. Rather, he should equal warn the noble and the weak, the poor and the rich, the master and the slave, the men and the women, the young and the old. Then Allah will guide whomever He chooses to a path that is straight. He has the profound wisdom and the decisive proof. Abu Ya`la and Ibn Jarir both recorded from `A'ishah that she said about,عَبَسَ وَتَوَلَّى(He frowned and turned away.) was revealed." At-Tirmirdhi recorded this Hadith but he did not mention that it was narrated by `A'ishah. I say it is reported like this in Al-Muwatta' as well.The Characteristics of the Qur'anAllah says,كَلاَّ إِنَّهَا تَذْكِرَةٌ(Nay; indeed it is an admonition.) meaning, this Surah, or this advice in conveying knowledge equally among people, whether they are of noble or low class. Qatadah and As-Suddi both said,كَلاَّ إِنَّهَا تَذْكِرَةٌ(Nay; indeed it is an admonition.) "This means the Qur'an."فَمَن شَآءَ ذَكَرَهُ(So, whoever wills, let him pay attention to Him (it).) meaning, so whoever wills, he remembers Allah in all of his affairs. The pronoun could also be understood to be referring to the revelation since the conversation is alluding to it. Allah said:فَى صُحُفٍ مُّكَرَّمَةٍ - مَّرْفُوعَةٍ مُّطَهَّرَةٍ(In Records held in honor, exalted, purified.) meaning, this Surah or this admonition. Both meanings are connected to each other. Actually, all of the Qur'an is in honored pages, meaning respected and revered.مَّرْفُوعَةٍ(exalted) meaning, elevated in status.مُّطَهَّرَةٍ(purified) meaning, from impurity, additions and deficiency. Concerning Allah's statement,بِأَيْدِى سَفَرَةٍ(In the hands of ambassadors (Safarah),) Ibn `Abbas, Mujahid, Ad-Dahhak, and Ibn Zayd, all said, "These are the angels." Al-Bukhari said, "Safarah (ambassadors) refers to the angels. They travel around rectifying matters between themselves. The angels when they descend with the revelation of Allah, bringing it like the ambassador who rectifies matters between people." Allah said,كِرَامٍ بَرَرَةٍ(Honorable and obedient.) meaning, they are noble, handsome, and honorable in their creation. Their character and their deeds are righteous, pure and perfect. Here it should be noted that it is necessary for one who carries the Qur'an (i.e., the angel) to be following righteousness and guidance. Imam Ahmad recorded from `A'ishah that the Messenger of Allah ﷺ said,«الَّذِي يَقْرَأُ الْقُرْآنَ وَهُوَ مَاهِرٌ بِهِ، مَعَ السَّفَرَةِ الْكِرَامِ الْبَرَرَةِ، وَالَّذِي يَقْرَؤُهُ وَهُوَ عَلَيْهِ شَاقٌّ، لَهُ أَجْرَان»(He who recites the Qur'an proficiently, will be with the noble, righteous, ambassador angels, and the one who recites it with difficulty will receive two rewards.) This Hadith was reported by the group.
2
أَن جَآءَهُ ٱلْأَعْمَىٰ
en câehü-l'a`mâ.
Yanına kör bir kimse geldi diye (Peygamber) yüzünü asıp çevirdi.
3
وَمَا يُدْرِيكَ لَعَلَّهُۥ يَزَّكَّىٰٓ
vemâ yüdrîke le`allehû yezzekkâ.
Ne bilirsin, belki de o arınacak;
4
أَوْ يَذَّكَّرُ فَتَنفَعَهُ ٱلذِّكْرَىٰٓ
ev yeẕẕekkeru fetenfe`ahü-ẕẕikrâ.
Yahut öğüt alacaktı da bu öğüt kendisine fayda verecekti.
5
أَمَّا مَنِ ٱسْتَغْنَىٰ
emmâ meni-stagnâ.
Ama sen, kendisini öğütten müstağni gören kimseyi karşına alıp ilgileniyorsun.
6
فَأَنتَ لَهُۥ تَصَدَّىٰ
feente lehû teṣaddâ.
Ama sen, kendisini öğütten müstağni gören kimseyi karşına alıp ilgileniyorsun.
7
وَمَا عَلَيْكَ أَلَّا يَزَّكَّىٰ
vemâ `aleyke ellâ yezzekkâ.
Arınmak istememesinden sana ne?
8
وَأَمَّا مَن جَآءَكَ يَسْعَىٰ
veemmâ men câeke yes`â.
Sen, Allah'tan korkup sana koşarak gelen kimseye aldırmıyorsun.
9
وَهُوَ يَخْشَىٰ
vehüve yaḫşâ.
Sen, Allah'tan korkup sana koşarak gelen kimseye aldırmıyorsun.
10
فَأَنتَ عَنْهُ تَلَهَّىٰ
feente `anhü telehhâ.
Sen, Allah'tan korkup sana koşarak gelen kimseye aldırmıyorsun.
11
كَلَّآ إِنَّهَا تَذْكِرَةٌۭ
kellâ innehâ teẕkirah.
Dikkat et; bu Kuran bir öğüttür.
12
فَمَن شَآءَ ذَكَرَهُۥ
femen şâe ẕekerah.
Dileyen onu öğüt kabul eder.
13
فِى صُحُفٍۢ مُّكَرَّمَةٍۢ
fî ṣuḥufim mükerrameh.
O, kutsal kılınmış, yüceltilmiş, arınmış sahifeler üzerindedir.
14
مَّرْفُوعَةٍۢ مُّطَهَّرَةٍۭ
merfû`atim müṭahherah.
O, kutsal kılınmış, yüceltilmiş, arınmış sahifeler üzerindedir.
15
بِأَيْدِى سَفَرَةٍۢ
bieydî seferah.
İyi kimseler, saygıdeğer elçilerin eliyle yazılmıştır.
16
كِرَامٍۭ بَرَرَةٍۢ
kirâmim berarah.
İyi kimseler, saygıdeğer elçilerin eliyle yazılmıştır.
17
قُتِلَ ٱلْإِنسَٰنُ مَآ أَكْفَرَهُۥ
ḳutile-l'insânü mâ ekferah.
Canı çıksın o insanın, o ne nankördür!
18
مِنْ أَىِّ شَىْءٍ خَلَقَهُۥ
min eyyi şey'in ḫaleḳah.
Allah onu hangi şeyden yaratmış?
19
مِن نُّطْفَةٍ خَلَقَهُۥ فَقَدَّرَهُۥ
min nuṭfeh. ḫaleḳahû feḳadderah.
Onu meniden yaratıp merhalelerden geçirerek ona şekil vermiş;
20
ثُمَّ ٱلسَّبِيلَ يَسَّرَهُۥ
ŝümme-ssebîle yesserah.
Sonra, yolu ona kolaylaştırmıştır.
21
ثُمَّ أَمَاتَهُۥ فَأَقْبَرَهُۥ
ŝümme emâtehû feaḳberah.
Sonra onu öldürür ve kabre koyar.
22
ثُمَّ إِذَا شَآءَ أَنشَرَهُۥ
ŝümme iẕâ şâe enşerah.
Sonra, dilediği zaman onu tekrar diriltir.
23
كَلَّا لَمَّا يَقْضِ مَآ أَمَرَهُۥ
kellâ lemmâ yaḳḍi mâ emerah.
Hayır; Allah'ın kendisine buyurduğunu hala yerine getirmemiştir.
24
فَلْيَنظُرِ ٱلْإِنسَٰنُ إِلَىٰ طَعَامِهِۦٓ
felyenżuri-l'insânü ilâ ṭa`âmih.
İnsan, yiyeceğine bir baksın;
25
أَنَّا صَبَبْنَا ٱلْمَآءَ صَبًّۭا
ennâ ṣabebne-lmâe ṣabbâ.
Doğrusu suyu bol bol indirmekteyiz.
26
ثُمَّ شَقَقْنَا ٱلْأَرْضَ شَقًّۭا
ŝümme şaḳaḳne-l'arḍa şeḳḳâ.
Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.
27
فَأَنۢبَتْنَا فِيهَا حَبًّۭا
feembetnâ fîhâ ḥabbâ.
Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.
28
وَعِنَبًۭا وَقَضْبًۭا
ve`inebev veḳaḍbâ.
Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.
29
وَزَيْتُونًۭا وَنَخْلًۭا
vezeytûnev venaḫlâ.
Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.
30
وَحَدَآئِقَ غُلْبًۭا
veḥadâiḳa gulbâ.
Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.
31
وَفَٰكِهَةًۭ وَأَبًّۭا
vefâkihetev veebbâ.
Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.
32
مَّتَٰعًۭا لَّكُمْ وَلِأَنْعَٰمِكُمْ
metâ`al leküm velien`âmiküm.
Bunlar sizin ve hayvanlarınız için geçimliktir.
33
فَإِذَا جَآءَتِ ٱلصَّآخَّةُ
feiẕâ câeti-ṣṣâḫḫah.
O muazzam gürültü, kıyamet kopup geldiği zaman;
34
يَوْمَ يَفِرُّ ٱلْمَرْءُ مِنْ أَخِيهِ
yevme yefirru-lmerü min eḫîh.
O gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, karısından ve oğullarından, kaçar.
35
وَأُمِّهِۦ وَأَبِيهِ
veümmihî veebîh.
O gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, karısından ve oğullarından, kaçar.
36
وَصَٰحِبَتِهِۦ وَبَنِيهِ
veṣâḥibetihî vebenîh.
O gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, karısından ve oğullarından, kaçar.
37
لِكُلِّ ٱمْرِئٍۢ مِّنْهُمْ يَوْمَئِذٍۢ شَأْنٌۭ يُغْنِيهِ
likülli-mriim minhüm yevmeiẕin şe'nüy yugnîh.
O gün, herkesin kendine yeter derdi vardır.
38
وُجُوهٌۭ يَوْمَئِذٍۢ مُّسْفِرَةٌۭ
vucûhüy yevmeiẕim müsfirah.
O gün bir takım yüzler aydınlıktır, gülmekte ve sevinmektedir.
39
ضَاحِكَةٌۭ مُّسْتَبْشِرَةٌۭ
ḍâḥiketüm müstebşirah.
O gün bir takım yüzler aydınlıktır, gülmekte ve sevinmektedir.
40
وَوُجُوهٌۭ يَوْمَئِذٍ عَلَيْهَا غَبَرَةٌۭ
vevucûhüy yevmeiẕin `aleyhâ gaberah.
O gün birtakım yüzler de tozlanmış ve onları karanlık bürümüştür.
41
تَرْهَقُهَا قَتَرَةٌ
terheḳuhâ ḳaterah.
O gün birtakım yüzler de tozlanmış ve onları karanlık bürümüştür.
42
أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْكَفَرَةُ ٱلْفَجَرَةُ
ülâike hümü-lkeferatü-lfecerah.
İşte bunlar inkarcı olanlar, Allah'ın buyruğundan çıkanlardır.

Abese Suresi Hakkında Her Şey

Abese Suresi'nin anlamı, fazileti, tefsiri, nüzul sebebi ve daha fazlası hakkında kapsamlı bilgiler.

Abese Suresi Tanıtımı

Tekvir Suresi, 29 ayetten oluşan Mekki bir suredir. 'Dürülme' anlamına gelir. Kıyamet sahnelerini tasvir eder.

Bilinmesi Gerekenler

Abese Suresi Hakkında Temel Bilgiler

Abese Suresi, Arapça'da "سُورَةُ عَبَسَ" olarak yazılır. Mekke döneminde (Hicret öncesinde) nazil olmuştur.

42
Ayet Sayısı
0
Kelime Sayısı
0
Harf Sayısı
30
Cüz
Faziletleri ve Hadisler

Güneşin dürülmesi, yıldızların dökülmesi gibi kıyamet alametleri sıralanır. Vahyin güvenilirliği vurgulanır.

Nüzul Sebebi ve Tarihi Bağlam

Kıyametin dehşetini ve Kur'an'ın hakikatini göstermek için indirilmiştir.

Ana Konuları ve İçinde Geçen Olaylar

Abese Suresi'nin Ana Konuları

Kıyamet Güneşin Dürülmesi Diri Diri Gömülen Kız Vahiy Cebrail
Kapsamlı Tefsir Özeti

Abese Suresi, Kur'an-ı Kerim'in önemli surelerinden biridir. İçerdiği ayetler, Müslümanlara hayatın her alanında rehberlik etmektedir.

Kur'an'daki Konumu ve İstatistikler
80
Sure Numarası
42
Ayet Sayısı
80
Nüzul Sırası
Mekki
İniş Yeri
30
Cüz
585
Sayfa
0
Kelime
0
Harf
Sık Sorulan Sorular (SSS)
Abese Suresi kaç ayettir?
Abese Suresi toplam 42 ayetten oluşmaktadır. Kur'an-ı Kerim'deki sıralamaya göre 80. suredir.
Abese Suresi ne zaman indirilmiştir?
Abese Suresi, Mekke döneminde (Hicret öncesi) indirilmiştir. Nüzul sırasına göre 80. sure olarak kabul edilmektedir.
Abese Suresi hangi cüzde yer alır?
Abese Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 30. cüzünde başlamaktadır ve mushafta 585. sayfada yer almaktadır.
Abese Suresi Mekki mi Medeni mi?
Abese Suresi Mekki bir suredir, yani Hicret'ten önce Mekke döneminde indirilmiştir.
Abese Suresi'nin fazileti nedir?
Güneşin dürülmesi, yıldızların dökülmesi gibi kıyamet alametleri sıralanır. Vahyin güvenilirliği vurgulanır....
Abese Suresi'nin konusu nedir?
Tekvir Suresi, 29 ayetten oluşan Mekki bir suredir. 'Dürülme' anlamına gelir. Kıyamet sahnelerini tasvir eder....
Abese Suresi nasıl okunur?
Abese Suresi'ni doğru okuyabilmek için tecvid kurallarına uygun bir şekilde öğrenmek gerekir. Sayfamızda surenin Arapça metni, Türkçe okunuşu ve meali bulunmaktadır.
Abese Suresi kaç sayfadır?
Abese Suresi, Kur'an-ı Kerim'de 585. sayfadan itibaren yer almaktadır. Toplam 42 ayetten oluşmaktadır.
Abese Suresi ne anlatır?
Tekvir Suresi, 29 ayetten oluşan Mekki bir suredir. 'Dürülme' anlamına gelir. Kıyamet sahnelerini tasvir eder.
Abese Suresi'nin Arapça adı nedir?
Abese Suresi'nin Arapça yazılışı "سُورَةُ عَبَسَ" şeklindedir.
-
Mishary Rashid Alafasy
0:00
0:00