سُورَةُ الحَاقَّةِ

Hakka Suresi

52 Ayet Mekki 69. Nüzul Sırası 29. Cüz
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ ٱلْحَآقَّةُ
elḥâḳḳah.
Gerçekleşecek olan!
2
مَا ٱلْحَآقَّةُ
me-lḥâḳḳah.
Nedir o gerçekleşecek olan gün?
3
وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا ٱلْحَآقَّةُ
vemâ edrâke me-lḥâḳḳah.
Gerçekleşecek olanın ne olduğunu sana ne bildirir?
4
كَذَّبَتْ ثَمُودُ وَعَادٌۢ بِٱلْقَارِعَةِ
keẕẕebet ŝemûdü ve`âdüm bilḳâri`ah.
Semud ve Ad milletleri tepelerine inecek bu gerçeği yalanladılar.
5
فَأَمَّا ثَمُودُ فَأُهْلِكُوا۟ بِٱلطَّاغِيَةِ
feemmâ ŝemûdü feühlikû biṭṭâgiyeh.
Bu yüzden Semud milleti zorlu bir sarsıntı ile yok edildi.
6
وَأَمَّا عَادٌۭ فَأُهْلِكُوا۟ بِرِيحٍۢ صَرْصَرٍ عَاتِيَةٍۢ
veemmâ `âdün feühlikû birîḥin ṣarṣarin `âtiyeh.
Ad milleti de bu yüzden önünde durulmaz, dondurucu bir rüzgarla yok edildi.
7
سَخَّرَهَا عَلَيْهِمْ سَبْعَ لَيَالٍۢ وَثَمَٰنِيَةَ أَيَّامٍ حُسُومًۭا فَتَرَى ٱلْقَوْمَ فِيهَا صَرْعَىٰ كَأَنَّهُمْ أَعْجَازُ نَخْلٍ خَاوِيَةٍۢ
seḫḫarahâ `aleyhim seb`a leyâliv veŝemâniyete eyyâmin ḥusûmen fetere-lḳavme fîhâ ṣar`â keennehüm a`câzü naḫlin ḫâviyeh.
Allah onların kökünü kesmek üzere, üzerlerine o rüzgarı yedi gece sekiz gün, estirdi. Halkın, kökünden çıkarılmış hurma kütükleri gibi yere yıkıldıklarını görürsün.
8
فَهَلْ تَرَىٰ لَهُم مِّنۢ بَاقِيَةٍۢ
fehel terâ lehüm mim bâḳiyeh.
Onlardan arda kalmış bir şey görür müsün?
9
وَجَآءَ فِرْعَوْنُ وَمَن قَبْلَهُۥ وَٱلْمُؤْتَفِكَٰتُ بِٱلْخَاطِئَةِ
vecâe fir`avnü vemen ḳablehû velmü'tefikâtü bilḫâṭieh.
Firavun, ondan öncekiler ve alt üst olmuş kasabalarda oturanlar da suç işlemişlerdi.
10
فَعَصَوْا۟ رَسُولَ رَبِّهِمْ فَأَخَذَهُمْ أَخْذَةًۭ رَّابِيَةً
fe`aṣav rasûle rabbihim feeḫaẕehüm aḫẕeter râbiyetâ.
Rabbinin peygamberine baş kaldırmışlardı. Bunun üzerine Rableri onları şiddeti arttıkça artan bir şekilde yakaladı.
11
إِنَّا لَمَّا طَغَا ٱلْمَآءُ حَمَلْنَٰكُمْ فِى ٱلْجَارِيَةِ
innâ lemmâ ṭaga-lmâü ḥamelnâküm fi-lcâriyeh.
Su taştığı vakit, size bir ibret olmak üzere, anlayışlı kulaklar anlasın diye süzülen gemide, sizi Biz taşımışızdır.
12
لِنَجْعَلَهَا لَكُمْ تَذْكِرَةًۭ وَتَعِيَهَآ أُذُنٌۭ وَٰعِيَةٌۭ
linec`alehâ leküm teẕkiratev vete`iyehâ üẕünüv vâ`iyeh.
Su taştığı vakit, size bir ibret olmak üzere, anlayışlı kulaklar anlasın diye süzülen gemide, sizi Biz taşımışızdır.
13
فَإِذَا نُفِخَ فِى ٱلصُّورِ نَفْخَةٌۭ وَٰحِدَةٌۭ
feiẕâ nüfiḫa fi-ṣṣûri nefḫatüv vâḥideh.
Sura bir üfürüş üfürüldüğü, yer ve dağlar kaldırılıp bir vuruşla birbirine çarpıldığı zaman, işte o gün olacak olur, kıyamet kopar.
14
وَحُمِلَتِ ٱلْأَرْضُ وَٱلْجِبَالُ فَدُكَّتَا دَكَّةًۭ وَٰحِدَةًۭ
veḥumileti-l'arḍu velcibâlü fedükketâ dekketev vâḥidetâ.
Sura bir üfürüş üfürüldüğü, yer ve dağlar kaldırılıp bir vuruşla birbirine çarpıldığı zaman, işte o gün olacak olur, kıyamet kopar.
15
فَيَوْمَئِذٍۢ وَقَعَتِ ٱلْوَاقِعَةُ
feyevmeiẕiv veḳa`ati-lvâḳi`ah.
Sura bir üfürüş üfürüldüğü, yer ve dağlar kaldırılıp bir vuruşla birbirine çarpıldığı zaman, işte o gün olacak olur, kıyamet kopar.
16
وَٱنشَقَّتِ ٱلسَّمَآءُ فَهِىَ يَوْمَئِذٍۢ وَاهِيَةٌۭ
venşeḳḳati-ssemâü fehiye yevmeiẕiv vâhiyeh.
Gök yarılır; o gün düzeni bozulur.
17
وَٱلْمَلَكُ عَلَىٰٓ أَرْجَآئِهَا ۚ وَيَحْمِلُ عَرْشَ رَبِّكَ فَوْقَهُمْ يَوْمَئِذٍۢ ثَمَٰنِيَةٌۭ
velmelekü `alâ ercâihâ. veyaḥmilü `arşe rabbike fevḳahüm yevmeiẕin ŝemâniyeh.
Melekler onun çevresindedirler; o gün Rabbinin arşını onlardan başka sekiz tanesi yüklenir.
18
يَوْمَئِذٍۢ تُعْرَضُونَ لَا تَخْفَىٰ مِنكُمْ خَافِيَةٌۭ
yevmeiẕin tü`raḍûne lâ taḫfâ minküm ḫâfiyeh.
O gün siz huzura alınırsınız, hiçbir şeyiniz gizli kalmaz.
19
فَأَمَّا مَنْ أُوتِىَ كِتَٰبَهُۥ بِيَمِينِهِۦ فَيَقُولُ هَآؤُمُ ٱقْرَءُوا۟ كِتَٰبِيَهْ
feemmâ men ûtiye kitâbehû biyemînihî feyeḳûlü hâümu-ḳraû kitâbiyeh.
Kitabı sağından verilen; "Alın, kitabımı okuyun, doğrusu bir hesaplaşma ile karşılaşacağımı umuyordum" der.
20
إِنِّى ظَنَنتُ أَنِّى مُلَٰقٍ حِسَابِيَهْ
innî żanentü ennî mülâḳin ḥisâbiyeh.
Kitabı sağından verilen; "Alın, kitabımı okuyun, doğrusu bir hesaplaşma ile karşılaşacağımı umuyordum" der.
21
فَهُوَ فِى عِيشَةٍۢ رَّاضِيَةٍۢ
fehüve fî `îşetir râḍiyeh.
Artık o, meyveleri sarkmış, yüksek bir bahçede, hoş bir yaşayış içindedir.
22
فِى جَنَّةٍ عَالِيَةٍۢ
fî cennetin `âliyeh.
Artık o, meyveleri sarkmış, yüksek bir bahçede, hoş bir yaşayış içindedir.
23
قُطُوفُهَا دَانِيَةٌۭ
ḳuṭûfühâ dâniyeh.
Artık o, meyveleri sarkmış, yüksek bir bahçede, hoş bir yaşayış içindedir.
24
كُلُوا۟ وَٱشْرَبُوا۟ هَنِيٓـًٔۢا بِمَآ أَسْلَفْتُمْ فِى ٱلْأَيَّامِ ٱلْخَالِيَةِ
külû veşrabû henîem bimâ esleftüm fi-l'eyyâmi-lḫâliyeh.
Onlara şöyle denir: "Geçmiş günlerde, peşinen işlediklerinize karşılık afiyetle yiyiniz içiniz."
25
وَأَمَّا مَنْ أُوتِىَ كِتَٰبَهُۥ بِشِمَالِهِۦ فَيَقُولُ يَٰلَيْتَنِى لَمْ أُوتَ كِتَٰبِيَهْ
veemmâ men ûtiye kitâbehû bişimâlihî feyeḳûlü yâ leytenî lem ûte kitâbiyeh.
Fakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı" der.
26
وَلَمْ أَدْرِ مَا حِسَابِيَهْ
velem edri mâ ḥisâbiyeh.
Fakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı" der.
27
يَٰلَيْتَهَا كَانَتِ ٱلْقَاضِيَةَ
yâ leytehâ kâneti-lḳâḍiyeh.
Fakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı" der.
28
مَآ أَغْنَىٰ عَنِّى مَالِيَهْ ۜ
mâ agnâ `annî mâliyeh.
Fakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı" der.
29
هَلَكَ عَنِّى سُلْطَٰنِيَهْ
heleke `annî sülṭâniyeh.
Fakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı" der.
30
خُذُوهُ فَغُلُّوهُ
ḫuẕûhü fegullûh.
İlgililere şöyle buyurulur: "O'nu alın, bağlayın."
31
ثُمَّ ٱلْجَحِيمَ صَلُّوهُ
ŝümme-lceḥîme ṣallûh.
"Sonra cehenneme yaslayın"
32
ثُمَّ فِى سِلْسِلَةٍۢ ذَرْعُهَا سَبْعُونَ ذِرَاعًۭا فَٱسْلُكُوهُ
ŝümme fî silsiletin ẕer`uhâ seb`ûne ẕirâ`an feslükûh.
"Sonra onu boyu yetmiş arşın olan zincire vurun";
33
إِنَّهُۥ كَانَ لَا يُؤْمِنُ بِٱللَّهِ ٱلْعَظِيمِ
innehû kâne lâ yü'minü billâhi-l`ażîm.
"Çünkü, o, yüce Allah'a inanmazdı."
34
وَلَا يَحُضُّ عَلَىٰ طَعَامِ ٱلْمِسْكِينِ
velâ yeḥuḍḍu `alâ ṭa`âmi-lmiskîn.
"Yoksulun yiyeceği ile ilgilenmezdi."
35
فَلَيْسَ لَهُ ٱلْيَوْمَ هَٰهُنَا حَمِيمٌۭ
feleyse lehü-lyevme hâhünâ ḥamîm.
"Bu sebeple burada bugün onun bir acıyanı yoktur."
36
وَلَا طَعَامٌ إِلَّا مِنْ غِسْلِينٍۢ
velâ ṭa`âmün illâ min gislîn.
"Günahkarların yiyeceği olan kanlı irinden başka bir yiyeceği de yoktur."
37
لَّا يَأْكُلُهُۥٓ إِلَّا ٱلْخَٰطِـُٔونَ
lâ ye'külühû ille-lḫâṭiûn.
"Günahkarların yiyeceği olan kanlı irinden başka bir yiyeceği de yoktur."
38
فَلَآ أُقْسِمُ بِمَا تُبْصِرُونَ
felâ uḳsimü bimâ tübṣirûn.
Görebildikleriniz ve göremedikleriniz üzerine yemin ederim ki, Kuran şerefli bir elçinin getirdiği sözdür.
39
وَمَا لَا تُبْصِرُونَ
vemâ lâ tübṣirûn.
Görebildikleriniz ve göremedikleriniz üzerine yemin ederim ki, Kuran şerefli bir elçinin getirdiği sözdür.
40
إِنَّهُۥ لَقَوْلُ رَسُولٍۢ كَرِيمٍۢ
innehû leḳavlü rasûlin kerîm.
Görebildikleriniz ve göremedikleriniz üzerine yemin ederim ki, Kuran şerefli bir elçinin getirdiği sözdür.
41
وَمَا هُوَ بِقَوْلِ شَاعِرٍۢ ۚ قَلِيلًۭا مَّا تُؤْمِنُونَ
vemâ hüve biḳavli şâ`ir. ḳalîlem mâ tü'minûn.
O, şair sözü değildir; ne az inanıyorsunuz!
42
وَلَا بِقَوْلِ كَاهِنٍۢ ۚ قَلِيلًۭا مَّا تَذَكَّرُونَ
velâ biḳavli kâhin. ḳalîlem mâ teẕekkerûn.
Kahin sözü de değildir; ne az düşünüyorsunuz!
43
تَنزِيلٌۭ مِّن رَّبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ
tenzîlüm mir rabbi-l`âlemîn.
Kuran, Alemlerin Rabbinden indirilmedir.
44
وَلَوْ تَقَوَّلَ عَلَيْنَا بَعْضَ ٱلْأَقَاوِيلِ
velev teḳavvele `aleynâ ba`ḍa-l'eḳâvîl.
Eğer o (Muhammed), Bize karşı, ona bazı sözler katmış olsaydı, Biz onu kuvvetle yakalardık, sonra onun şah damarını koparırdık.
45
لَأَخَذْنَا مِنْهُ بِٱلْيَمِينِ
leeḫaẕnâ minhü bilyemîn.
Eğer o (Muhammed), Bize karşı, ona bazı sözler katmış olsaydı, Biz onu kuvvetle yakalardık, sonra onun şah damarını koparırdık.
46
ثُمَّ لَقَطَعْنَا مِنْهُ ٱلْوَتِينَ
ŝümme leḳaṭa`nâ minhü-lvetîn.
Eğer o (Muhammed), Bize karşı, ona bazı sözler katmış olsaydı, Biz onu kuvvetle yakalardık, sonra onun şah damarını koparırdık.
47
فَمَا مِنكُم مِّنْ أَحَدٍ عَنْهُ حَٰجِزِينَ
femâ minküm min eḥadin `anhü ḥâcizîn.
Hiçbiriniz de onu koruyamazdınız.
48
وَإِنَّهُۥ لَتَذْكِرَةٌۭ لِّلْمُتَّقِينَ
veinnehû leteẕkiratül lilmütteḳîn.
Doğrusu Kuran Allah'a karşı gelmekten sakınanlara bir öğüttür.
49
وَإِنَّا لَنَعْلَمُ أَنَّ مِنكُم مُّكَذِّبِينَ
veinnâ lena`lemü enne minküm mükeẕẕibîn.
İçinizde yalanlayanlar bulunduğunu şüphesiz bilmekteyiz.
50
وَإِنَّهُۥ لَحَسْرَةٌ عَلَى ٱلْكَٰفِرِينَ
veinnehû leḥasratün `ale-lkâfirîn.
Doğrusu Kuran, inkarcılar için bir üzüntüdür.
51
وَإِنَّهُۥ لَحَقُّ ٱلْيَقِينِ
veinnehû leḥaḳḳu-lyeḳîn.
O, şüphesiz kesin gerçektir.
52
فَسَبِّحْ بِٱسْمِ رَبِّكَ ٱلْعَظِيمِ
fesebbiḥ bismi rabbike-l`ażîm.
Öyleyse çok büyük olan Rabbinin adını tesbih et.

Hakka Suresi Hakkında Her Şey

Hakka Suresi'nin anlamı, fazileti, tefsiri, nüzul sebebi ve daha fazlası hakkında kapsamlı bilgiler.

Hakka Suresi Tanıtımı

Hakka Suresi Nedir?

Hakka Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 69. suresi olup 52 ayetten oluşmaktadır. Mekke döneminde indirilmiş Mekkî bir sure olan Hakka, adını ilk ayetinden almaktadır. "Hakka" kelimesi Arapçada "kesinlikle gerçekleşen", "kaçınılmaz olan" anlamına gelir ve bu isim doğrudan Kıyameti ifade etmektedir.

Surenin ana teması, Kıyametin mutlaka kopacağı ve bunun kaçınılmaz bir gerçek olduğudur. Sure, insanları bu büyük güne hazırlanmaya çağırmakta; geçmiş toplumların — Ad, Semud, Firavun ve Nuh kavminin — ilahi azaba uğrayışlarından ibret dersleri sunmaktadır.

Hakka Suresi aynı zamanda ahiret ahvalini son derece canlı bir üslupla gözler önüne serer: Sur'a üfürülmesi, yerin sarsılması, göğün yarılması ve amel defterlerinin sağdan ya da soldan verilmesi surette hesap gününün manzarası etkileyici biçimde aktarılır. Sure, Kur'an'ın Mekkî dönemine özgü güçlü ve çarpıcı anlatımıyla öne çıkan surelerdendir.

Bilinmesi Gerekenler

Hakka Suresi Hakkında Bilinmesi Gerekenler

  • Adının Anlamı: "Hakka" kelimesi "kesinlikle gerçekleşen, kaçınılmaz olan" demektir; Kıyametin mutlaka kopacağını vurgular.
  • İniş Yeri ve Dönemi: Mekkî bir suredir; Mekke'de, İslam'ın ilk yıllarında Allah Resulü'ne (s.a.v.) indirilmiştir.
  • Kur'an'daki Yeri: 69. sure olup 29. cüzde yer alır; Mushaf'ta 566. sayfadan başlar.
  • Ayet Sayısı ve Uzunluğu: 52 ayetten oluşur; Kur'an'ın orta uzunluktaki surelerindendir.
  • Ana Konusu: Kıyametin gerçekliği, geçmiş kavimlerin helaki, amel defterleri ve cennet-cehennem tasvirini kapsamlı biçimde işler.
  • Üslup Özelliği: Surenin dili, Mekkî surelere özgü güçlü, sorgulayıcı ve etkileyici bir anlatıma sahiptir; "Hakka nedir, Hakka'yı sana ne bildirdi?" gibi tekrar eden soru kalıplarıyla dramatik bir atmosfer yaratır.
Faziletleri ve Hadisler

Helak olan kavimlerin akıbeti ibretlik şekilde anlatılır. Amel defterlerinin dağıtılması tasvir edilir.

Nüzul Sebebi ve Tarihi Bağlam

Kıyameti inkâr edenlere gerçeği göstermek için indirilmiştir.

Ana Konuları ve İçinde Geçen Olaylar

Hakka Suresi'nin Ana Konuları ve Mesajı

Hakka Suresi, Kıyametin kesinliği temasıyla açılır ve bu büyük gerçeği inkâr eden toplumların sonuçlarını tarihsel örneklerle pekiştirir. Ad kavmi yerinden oynatan soğuk ve uğultulu bir kasırgayla, Semud kavmi sarsıcı bir sesle yok edilmiş; Firavun ve Nuh kavmi de Allah'ın buyruğuna isyan ettikleri için helake uğramıştır. Bu anlatımlar, tarihin her döneminde Allah'ın adaletinin tecelli ettiğini gösterir.

Surenin ikinci büyük teması hesap günü sahneleridir. Sur'a tek bir üfürüşle yerin ve dağların yerle bir olacağı, göğün yarılacağı ve sekiz meleğin Arş'ı taşıyacağı çarpıcı imgelerle aktarılır. Amel defterinin sağdan verilmesi cennetle müjdelenen müminin sevincini, soldan ya da arkadan verilmesi ise azaba düçar olacak kişinin pişmanlığını gözler önüne serer.

Surenin son bölümünde Kur'an'ın ilahi kaynağı savunulur. Kur'an'ın ne bir şair sözü ne de bir kâhin kelamı olduğu vurgulanır; O, âlemlerin Rabbi'nden indirilmiş kesin bir hak olarak takdim edilir. Bu kapanış, surenin bütününde işlenen "gerçek" ve "kaçınılmaz" temalarını güçlü bir akideyle mühürler.

Kapsamlı Tefsir Özeti

Hakka Suresi Tefsiri ve Ayet Ayet Özeti

Kıyametin Sorgulanması (1-4. ayetler)

Sure, "el-Hâkka nedir? Hâkka'yı sana ne bildirdi?" sorusuyla başlar. Bu etkili soru, Kıyamet gününün büyüklüğünü ve insan aklının onu kavramaktan acizliğini vurgular. İbn Kesîr ve Taberî gibi müfessirler bu açılışın, okuyucunun zihnini kıyametin dehşetine hazırlamak için seçildiğini belirtir.

Geçmiş Kavimlerin İbret Verici Sonu (5-12. ayetler)

Bu bölümde Semud kavminin şiddetli bir sesle, Ad kavminin ise Arapçada "soğuk ve uğultulu kasırga" anlamına gelen "rîhan sarsaran" ile yok edildiği aktarılır. Firavun, ondan öncekiler ve altı üstüne gelen şehirler de aynı akıbete uğramıştır. Nuh kavminin Tufan'dan kurtarılan seçilmişleri ise bir hatırlatma olarak zikredilir. Bu ayetler, zulmün ve inkârın kaçınılmaz sonucunu tarihsel kanıtlarla gözler önüne serer.

Kıyametin Kopuşu ve Büyük Sarsıntı (13-18. ayetler)

Sur'a tek bir üfürüşle yerin ve dağların yerinden sökülerek toz duman hâline geleceği bildirilir. Gökyüzü yarılır, sekiz melek Arş'ı taşır ve herkes ortaya çıkar; hiçbir şey gizli kalmaz. Müfessirler bu sekiz meleğin sayısına ilişkin farklı görüşler aktarmış olsa da ayetin metnindeki "sekiz" ifadesi Mushaf metninde açıktır.

Amel Defterlerinin Verilişi ve Ahiret Sahneleri (19-37. ayetler)

Amel defteri sağdan verilen kişi büyük bir sevinçle "Buyurun, kitabımı okuyun!" der ve Cennet nimetleriyle ödüllendirilir. Sol taraftan ya da arkasından kitabı verilen kişi ise keşke ölseydim, diye pişmanlık duyar ve şiddetli bir azaba çarptırılır. Tefsirler bu bölümün, amellerin hesabının son derece adil ve bireysel olduğunu ön plana çıkardığını vurgular.

Kur'an'ın İlahi Kaynağı ve Kapanış (38-52. ayetler)

Allah Teâlâ, gördüklerinize ve görmediklerinize yemin ederek Kur'an'ın şerefli bir elçinin sözü olduğunu, şair ya da kâhin sözü olmadığını kesin biçimde ilan eder. Kur'an'ı gizleyecek olsaydı elçi hesaba çekilirdi; zira O, âlemlere yalnızca bir öğüt ve hatırlatmadır. Sure, Kur'an'ın hak olduğunu vurgulayan güçlü bir akide bildirimiyle son bulur.

Kur'an'daki Konumu ve İstatistikler
69
Sure Numarası
52
Ayet Sayısı
69
Nüzul Sırası
Mekki
İniş Yeri
29
Cüz
566
Sayfa
0
Kelime
0
Harf

Hakka Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 69. suresi olup 52 ayetten oluşmaktadır. 29. cüzde yer alan sure, Mushaf'ın 566. sayfasında başlar. Nüzul sırası itibarıyla 69. sırada indirilmiştir. Mekke dönemine ait Mekkî bir sure olan Hakka, Kur'an'ın orta uzunluktaki sureleri arasında sayılır ve güçlü ahiret tasvirleriyle dikkat çeker.

Sık Sorulan Sorular (SSS)
Hakka Suresi kaç ayettir?
Hakka Suresi 52 ayetten oluşmaktadır. Kur'an-ı Kerim'in 69. suresi olup 29. cüzde yer alır.
Hakka ne anlama gelir?
'Hakka' kelimesi Arapçada 'kesinlikle gerçekleşen' ve 'kaçınılmaz olan' anlamına gelir. Bu isim, surede merkezi tema olan Kıyameti ifade etmektedir.
Hakka Suresi Mekkî mi, Medenî mi?
Hakka Suresi, İslam'ın ilk yıllarında Mekke'de indirilmiş bir sure olduğu için Mekkî kategorisinde yer alır.
Hakka Suresi hangi cüzdedir?
Hakka Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 29. cüzünde yer almaktadır. Mushaf'ta 566. sayfadan başlar.
Hakka Suresi'nin ana konusu nedir?
Surenin ana konuları; Kıyametin kaçınılmazlığı, geçmiş kavimlerin (Ad, Semud, Firavun) helaki, hesap gününde amel defterlerinin verilişi ve Kur'an'ın ilahi kaynağıdır.
Hakka Suresi'nde hangi kavimlerden bahsedilir?
Surede Ad, Semud, Firavun ve Nuh kavimlerinden bahsedilmektedir. Bu kavimler Allah'ın emirlerine isyan ettikleri için çeşitli azaplara uğramışlardır.
Hakka Suresi'nin fazileti nedir?
Bu konuda sağlam ve yaygın kabul görmüş özel bir hadis rivayeti bulunmamaktadır. Genel olarak Kur'an'ın tüm surelerini okumak büyük sevap vesilesidir; Kur'an okumaya dair hadisler Buhârî ve Müslim'de mevcuttur.
Hakka Suresi ne zaman ve nasıl okunur?
Hakka Suresi'nin okunması için belirlenmiş özel bir vakit yoktur. Kur'an'ın her suresi gibi her zaman, özellikle sabah-akşam ve namaz vakitlerinde okunabilir. Anlayarak ve tefekkür ederek okumak tavsiye edilir.
-
Mishary Rashid Alafasy
0:00
0:00