سُورَةُ القَلَمِ

Kalem Suresi

52 Ayet Mekki 68. Nüzul Sırası 29. Cüz
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ نٓ ۚ وَٱلْقَلَمِ وَمَا يَسْطُرُونَ
nûn. velḳalemi vemâ yesṭurûn.
Nun; kalem ve onunla yazılanlara and olsun ki, sen Rabbinin nimetine uğramış bir kimsesin, deli (cinlenmiş) değilsin.
2
مَآ أَنتَ بِنِعْمَةِ رَبِّكَ بِمَجْنُونٍۢ
mâ ente bini`meti rabbike bimecnûn.
Nun; kalem ve onunla yazılanlara and olsun ki, sen Rabbinin nimetine uğramış bir kimsesin, deli (cinlenmiş) değilsin.
3
وَإِنَّ لَكَ لَأَجْرًا غَيْرَ مَمْنُونٍۢ
veinne leke leecran gayra memnûn.
Doğrusu sana kesintisiz bir ecir vardır.
4
وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍۢ
veinneke le`alâ ḫulüḳin `ażîm.
Şüphesiz sen büyük bir ahlaka sahipsindir.
5
فَسَتُبْصِرُ وَيُبْصِرُونَ
fesetübṣiru veyübṣirûn.
Hanginizin aklından zoru olduğunu yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler.
6
بِأَييِّكُمُ ٱلْمَفْتُونُ
bieyyikümü-lmeftûn.
Hanginizin aklından zoru olduğunu yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler.
7
إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِۦ وَهُوَ أَعْلَمُ بِٱلْمُهْتَدِينَ
inne rabbeke hüve a`lemü bimen ḍalle `an sebîlih. vehüve a`lemü bilmühtedîn.
Doğrusu senin Rabbin, yolundan sapıtanları çok iyi bilir; O, doğru yolda olanları da çok iyi bilir.
8
فَلَا تُطِعِ ٱلْمُكَذِّبِينَ
felâ tüṭi`i-lmükeẕẕibîn.
Bundan böyle, yalanlayanlara itaat etme;
9
وَدُّوا۟ لَوْ تُدْهِنُ فَيُدْهِنُونَ
veddû lev tüdhinü feyüdhinûn.
(Onlar sana indirilen ayetlerden beğenmediklerini bırakman suretiyle senin) kendilerine yumuşak davranmanı isterler; böyle yapsan, onlar da seni över, yumuşak davranırlar.
10
وَلَا تُطِعْ كُلَّ حَلَّافٍۢ مَّهِينٍ
velâ tüṭi` külle ḥallâfim mehîn.
Diliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları vardır diye aldırış etmeyesin.
11
هَمَّازٍۢ مَّشَّآءٍۭ بِنَمِيمٍۢ
hemmâzim meşşâim binemîm.
Diliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları vardır diye aldırış etmeyesin.
12
مَّنَّاعٍۢ لِّلْخَيْرِ مُعْتَدٍ أَثِيمٍ
mennâ`il lilḫayri mü`tedin eŝîm.
Diliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları vardır diye aldırış etmeyesin.
13
عُتُلٍّۭ بَعْدَ ذَٰلِكَ زَنِيمٍ
`utüllim ba`de ẕâlike zenîm.
Diliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları vardır diye aldırış etmeyesin.
14
أَن كَانَ ذَا مَالٍۢ وَبَنِينَ
en kâne ẕâ mâliv vebenîn.
Diliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları vardır diye aldırış etmeyesin.
15
إِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِ ءَايَٰتُنَا قَالَ أَسَٰطِيرُ ٱلْأَوَّلِينَ
iẕâ tütlâ `aleyhi âyâtünâ ḳâle esâṭîru-l'evvelîn.
Ayetlerimiz ona okunduğu zaman: "Öncekilerin masalları" der.
16
سَنَسِمُهُۥ عَلَى ٱلْخُرْطُومِ
senesimühû `ale-lḫurṭûm.
Onun havada olan burnunu yakında yere sürteceğiz.
17
إِنَّا بَلَوْنَٰهُمْ كَمَا بَلَوْنَآ أَصْحَٰبَ ٱلْجَنَّةِ إِذْ أَقْسَمُوا۟ لَيَصْرِمُنَّهَا مُصْبِحِينَ
innâ belevnâhüm kemâ belevnâ aṣḥâbe-lcenneh. iẕ aḳsemû leyaṣrimünnehâ muṣbiḥîn.
Biz bunları, vaktiyle bahçe sahiplerini denediğimiz gibi denedik. Sahipleri daha sabah olmadan, bahçeyi devşireceklerine bir istisna payı bırakmaksızın yemin etmişlerdi.
18
وَلَا يَسْتَثْنُونَ
velâ yesteŝnûn.
Biz bunları, vaktiyle bahçe sahiplerini denediğimiz gibi denedik. Sahipleri daha sabah olmadan, bahçeyi devşireceklerine bir istisna payı bırakmaksızın yemin etmişlerdi.
19
فَطَافَ عَلَيْهَا طَآئِفٌۭ مِّن رَّبِّكَ وَهُمْ نَآئِمُونَ
feṭâfe `aleyhâ ṭâifüm mir rabbike vehüm nâimûn.
Ama onlar daha uykudayken Rabbinin katından gönderilen bir salgın o bahçeyi sarıvermişti de bahçe kapkara kesilmişti.
20
فَأَصْبَحَتْ كَٱلصَّرِيمِ
feaṣbeḥat keṣṣarîm.
Ama onlar daha uykudayken Rabbinin katından gönderilen bir salgın o bahçeyi sarıvermişti de bahçe kapkara kesilmişti.
21
فَتَنَادَوْا۟ مُصْبِحِينَ
fetenâdev muṣbiḥîn.
Sabah erken: "Ürünlerinizi devşirecekseniz erken çıkın" diye birbirlerine seslendiler.
22
أَنِ ٱغْدُوا۟ عَلَىٰ حَرْثِكُمْ إِن كُنتُمْ صَٰرِمِينَ
eni-gdû `alâ ḥarŝiküm in küntüm ṣârimîn.
Sabah erken: "Ürünlerinizi devşirecekseniz erken çıkın" diye birbirlerine seslendiler.
23
فَٱنطَلَقُوا۟ وَهُمْ يَتَخَٰفَتُونَ
fenṭaleḳû vehüm yeteḫâfetûn.
"Bugün orada, hiçbir düşkün kimse yanımıza sokulmasın" diye gizli gizli konuşarak yürüyorlardı.
24
أَن لَّا يَدْخُلَنَّهَا ٱلْيَوْمَ عَلَيْكُم مِّسْكِينٌۭ
el lâ yedḫulennehe-lyevme `aleyküm miskîn.
"Bugün orada, hiçbir düşkün kimse yanımıza sokulmasın" diye gizli gizli konuşarak yürüyorlardı.
25
وَغَدَوْا۟ عَلَىٰ حَرْدٍۢ قَٰدِرِينَ
vegadev `alâ ḥardin ḳâdirîn.
Yoksullara yardım etmeye güçleri yeterken böyle konuşarak erkenden gittiler.
26
فَلَمَّا رَأَوْهَا قَالُوٓا۟ إِنَّا لَضَآلُّونَ
felemmâ raevhâ ḳâlû innâ leḍâllûn.
Bahçeyi gördüklerinde: "Herhalde yolumuzu şaşırmış olacağız; belki de biz yoksun bırakıldık" dediler.
27
بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُونَ
bel naḥnü maḥrûmûn.
Bahçeyi gördüklerinde: "Herhalde yolumuzu şaşırmış olacağız; belki de biz yoksun bırakıldık" dediler.
28
قَالَ أَوْسَطُهُمْ أَلَمْ أَقُل لَّكُمْ لَوْلَا تُسَبِّحُونَ
ḳâle evseṭuhüm elem eḳul leküm levlâ tüsebbiḥûn.
Ortancaları: "Ben size Allah'ı anmanız gerekmez mi, dememiş miydim?" dedi.
29
قَالُوا۟ سُبْحَٰنَ رَبِّنَآ إِنَّا كُنَّا ظَٰلِمِينَ
ḳâlû sübḥâne rabbinâ innâ künnâ żâlimîn.
"Rabbimizi tenzih ederiz; doğrusu biz yazık etmiştik" dediler.
30
فَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍۢ يَتَلَٰوَمُونَ
feaḳbele ba`ḍuhüm `alâ ba`ḍiy yetelâvemûn.
Birbirlerini yermeye başladılar.
31
قَالُوا۟ يَٰوَيْلَنَآ إِنَّا كُنَّا طَٰغِينَ
ḳâlû yâ veylenâ innâ künnâ ṭâgîn.
Sonra şöyle dediler: "Yazıklar olsun bize; doğrusu azgınlık edenlerdendik."
32
عَسَىٰ رَبُّنَآ أَن يُبْدِلَنَا خَيْرًۭا مِّنْهَآ إِنَّآ إِلَىٰ رَبِّنَا رَٰغِبُونَ
`asâ rabbünâ ey yübdilenâ ḫayram minhâ innâ ilâ rabbinâ râgibûn.
"Belki Rabbimiz bize bundan daha iyisini verir; doğrusu artık, Rabbimizden dilemekteyiz."
33
كَذَٰلِكَ ٱلْعَذَابُ ۖ وَلَعَذَابُ ٱلْءَاخِرَةِ أَكْبَرُ ۚ لَوْ كَانُوا۟ يَعْلَمُونَ
keẕâlike-l`aẕâb. vele`aẕâbü-l'âḫirati ekber. lev kânû ya`lemûn.
İşte azap böyledir; ama ahiret azabı daha büyüktür; keşke bilseler!
34
إِنَّ لِلْمُتَّقِينَ عِندَ رَبِّهِمْ جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ
inne lilmütteḳîne `inde rabbihim cennâti-nne`îm.
Allah'a karşı gelmekten sakınanlara, Rableri katında nimet cennetleri vardır.
35
أَفَنَجْعَلُ ٱلْمُسْلِمِينَ كَٱلْمُجْرِمِينَ
efenec`alü-lmüslimîne kelmücrimîn.
Kendilerini Allah'a vermiş olanları hiç suçlular gibi tutar mıyız?
36
مَا لَكُمْ كَيْفَ تَحْكُمُونَ
mâ leküm. keyfe taḥkümûn.
Ne oluyorsunuz? Ne biçim hükmediyorsunuz?
37
أَمْ لَكُمْ كِتَٰبٌۭ فِيهِ تَدْرُسُونَ
em leküm kitâbün fîhi tedrusûn.
Yoksa okuduğunuz bir kitabınız mı var?
38
إِنَّ لَكُمْ فِيهِ لَمَا تَخَيَّرُونَ
inne leküm fîhi lemâ teḫayyerûn.
Seçtikleriniz herhalde orada olacaktır.
39
أَمْ لَكُمْ أَيْمَٰنٌ عَلَيْنَا بَٰلِغَةٌ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ ۙ إِنَّ لَكُمْ لَمَا تَحْكُمُونَ
em leküm eymânün `aleynâ bâligatün ilâ yevmi-lḳiyâmeti inne leküm lemâ taḥkümûn.
Yoksa aleyhimizde, kıyamet gününe kadar süregidecek ahidleriniz mi var ki, kendinize hükmettikleriniz sizin olacaktır?
40
سَلْهُمْ أَيُّهُم بِذَٰلِكَ زَعِيمٌ
selhüm eyyühüm biẕâlike za`îm.
Sor onlara: "Bunu kim üzerine alır?"
41
أَمْ لَهُمْ شُرَكَآءُ فَلْيَأْتُوا۟ بِشُرَكَآئِهِمْ إِن كَانُوا۟ صَٰدِقِينَ
em lehüm şürakâ'. felye'tû bişürakâihim in kânû ṣâdiḳîn.
Yoksa onların ortakları mı vardır? Doğru sözlü iseler ortaklarını getirsinler.
42
يَوْمَ يُكْشَفُ عَن سَاقٍۢ وَيُدْعَوْنَ إِلَى ٱلسُّجُودِ فَلَا يَسْتَطِيعُونَ
yevme yükşefü `an sâḳiv veyüd`avne ile-ssücûdi felâ yesteṭî`ûn.
O gün işin dehşetinden baldırlar açılır; gözleri dönmüş olarak yüzlerini zillet bürür; secdeye çağırılırlar ama buna güçleri yetmez. Oysa, kendileri sapasağlam oldukları zaman secdeye çağırılmışlardı.
43
خَٰشِعَةً أَبْصَٰرُهُمْ تَرْهَقُهُمْ ذِلَّةٌۭ ۖ وَقَدْ كَانُوا۟ يُدْعَوْنَ إِلَى ٱلسُّجُودِ وَهُمْ سَٰلِمُونَ
ḫâşi`aten ebṣâruhüm terheḳuhüm ẕilleh. veḳad kânû yüd`avne ile-ssücûdi vehüm sâlimûn.
O gün işin dehşetinden baldırlar açılır; gözleri dönmüş olarak yüzlerini zillet bürür; secdeye çağırılırlar ama buna güçleri yetmez. Oysa, kendileri sapasağlam oldukları zaman secdeye çağırılmışlardı.
44
فَذَرْنِى وَمَن يُكَذِّبُ بِهَٰذَا ٱلْحَدِيثِ ۖ سَنَسْتَدْرِجُهُم مِّنْ حَيْثُ لَا يَعْلَمُونَ
feẕernî vemey yükeẕẕibü bihâẕe-lḥadîŝ. senestedricühüm min ḥayŝü lâ ya`lemûn.
Kuran'ı yalanlayanları Bana bırak; Biz onları bilmedikleri yerden yavaş yavaş azaba yaklaştıracağız.
45
وَأُمْلِى لَهُمْ ۚ إِنَّ كَيْدِى مَتِينٌ
veümlî lehüm. inne keydî metîn.
Onlara mehil veriyorum; doğrusu Benim tuzağım sağlamdır.
46
أَمْ تَسْـَٔلُهُمْ أَجْرًۭا فَهُم مِّن مَّغْرَمٍۢ مُّثْقَلُونَ
em tes'elühüm ecran fehüm mim magramim müŝḳalûn.
Yoksa, sen onlardan ücret istiyorsun da, ağır bir borç altında mı kalıyorlar? Elbette hayır.
47
أَمْ عِندَهُمُ ٱلْغَيْبُ فَهُمْ يَكْتُبُونَ
em `indehümü-lgaybü fehüm yektübûn.
Yoksa, gaybın bilgisi kendilerinin katında da onlar mı yazıyorlar?
48
فَٱصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ وَلَا تَكُن كَصَاحِبِ ٱلْحُوتِ إِذْ نَادَىٰ وَهُوَ مَكْظُومٌۭ
faṣbir liḥukmi rabbike velâ tekün keṣâḥibi-lḥût. iẕ nâdâ vehüve mekżûm.
Sen Rabbinin hükmüne kadar sabret; balık sahibi (Yunus) gibi olma, o, pek üzgün olarak Rabbine seslenmişti.
49
لَّوْلَآ أَن تَدَٰرَكَهُۥ نِعْمَةٌۭ مِّن رَّبِّهِۦ لَنُبِذَ بِٱلْعَرَآءِ وَهُوَ مَذْمُومٌۭ
levlâ en tedârakehû ni`metüm mir rabbihî lenübiẕe bil`arâi vehüve meẕmûm.
Rabbinin katından ona bir nimet ulaşmasaydı, kınanmış olarak sahile atılacaktı.
50
فَٱجْتَبَٰهُ رَبُّهُۥ فَجَعَلَهُۥ مِنَ ٱلصَّٰلِحِينَ
fectebâhü rabbühû fece`alehû mine-ṣṣâliḥîn.
Rabbi onu seçip iyilerden kıldı. Doğrusu inkar edenler, Kuran'ı dinlediklerinde nerdeyse seni gözleriyle yıkıp devireceklerdi. "O delidir" diyorlardı.
51
وَإِن يَكَادُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَيُزْلِقُونَكَ بِأَبْصَٰرِهِمْ لَمَّا سَمِعُوا۟ ٱلذِّكْرَ وَيَقُولُونَ إِنَّهُۥ لَمَجْنُونٌۭ
veiy yekâdü-lleẕîne keferû leyüzliḳûneke biebṣârihim lemmâ semi`ü-ẕẕikra veyeḳûlûne innehû lemecnûn.
Rabbi onu seçip iyilerden kıldı. Doğrusu inkar edenler, Kuran'ı dinlediklerinde nerdeyse seni gözleriyle yıkıp devireceklerdi. "O delidir" diyorlardı.
52
وَمَا هُوَ إِلَّا ذِكْرٌۭ لِّلْعَٰلَمِينَ
vemâ hüve illâ ẕikrul lil`âlemîn.
Oysa Kuran, alemler için bir öğütten başka bir şey değildir.

Kalem Suresi Hakkında Her Şey

Kalem Suresi'nin anlamı, fazileti, tefsiri, nüzul sebebi ve daha fazlası hakkında kapsamlı bilgiler.

Kalem Suresi Tanıtımı

Kalem Suresi Nedir?

Kalem Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 68. suresi olup 52 ayetten oluşmaktadır. Sure adını, ilk ayetinde geçen "kalem" kelimesinden almaktadır. Arapça "القَلَم" (el-kalem) sözcüğü, yazı yazmak için kullanılan aleti ifade eder ve Allah'ın "kaleme ve yazdıklarına" yemin etmesiyle başlayan bu sure, ilmin ve yazının İslam'daki yüce konumuna dikkat çeker.

Mekkî bir sure olan Kalem Suresi, Hz. Peygamber'in (s.a.v.) Mekke döneminin erken safhalarında, risaletin ilk yıllarında nazil olmuştur. Nüzul sırası itibarıyla 68. sırada yer alan sure, 29. cüzde bulunmaktadır.

Surenin en belirgin özelliklerinden biri, Hz. Peygamber'in üstün ahlakını doğrudan övmesidir; "Sen elbette yüce bir ahlak üzeresin" (68/4) ayeti, peygamberlik iddiasının doğruluğuna en güçlü delillerden biri olarak kabul edilir. Sure aynı zamanda inkârcılara verilecek cevabı, bahçe sahiplerinin ibret dolu kıssasını ve hesap gününün gerçekliğini konu alır.

Bilinmesi Gerekenler

Kalem Suresi Hakkında Bilinmesi Gerekenler

  • Adının Anlamı: "Kalem", Arapça'da yazı yazmaya yarayan aleti ifade eder. Sure, Allah'ın kaleme ve onunla yazılanlara yemin etmesiyle başlar; bu yemin ilmin ve yazının kutsal değerine işaret eder.
  • Mekkî Sure: Kalem Suresi, Mekke döneminde inmiş olup Hz. Peygamber'in risaletinin ilk yıllarına aittir. Bu dönemin karakteristik özelliği olan tevhid, ahlak ve inkârcılara uyarı temaları surede belirgin biçimde işlenmektedir.
  • Kur'an'daki Yeri: Kur'an-ı Kerim'in 68. suresidir; 52 ayetten oluşur ve 29. cüzde yer alır.
  • Hz. Peygamber'e Övgü: 4. ayette geçen "Ve inneke le alâ hulukin azîm" (Sen elbette yüce bir ahlak üzeresin) ifadesi, Kur'an'ın Hz. Peygamber'in ahlakını doğrudan metheden en açık ayetlerinden biridir. Hz. Aişe (r.anha), Peygamber'in ahlakının Kur'an olduğunu söylemiştir (Müslim, Salâtü'l-Müsâfirîn, 139).
  • Bahçe Sahipleri Kıssası: Sure, şükransızlığın ve cimriliğin yol açtığı yıkımı anlatan "Bahçe Sahipleri" kıssasını barındırır (17-33. ayetler). Bu kıssa, nimetin şükrü gerektirdiğini ve kibrin helake yol açtığını ibretli bir örnek üzerinden aktarır.
  • Nun Harfiyle Başlayan Sure: Kalem Suresi, Kur'an'da yalnız başına "Nûn" harfiyle açılan tek suredir. Bazı müfessirler "Nûn"un sembolik anlamı üzerine farklı yorumlar getirmiş olsa da kesin mana Allah'ın ilmindedir.
Faziletleri ve Hadisler

'Sen elbette yüce bir ahlak üzeresin' ayeti bu surededir. Bahçe sahiplerinin ibretlik kıssasını içerir.

Nüzul Sebebi ve Tarihi Bağlam

Müşriklerin Hz. Peygamber'e 'mecnun' demelerine cevap olarak indirilmiştir.

Ana Konuları ve İçinde Geçen Olaylar

Kalem Suresi'nin Ana Konuları ve Mesajı

Kalem Suresi, risaletin ilk döneminde müşriklerin Hz. Peygamber'e yönelik "O bir delidir" ithamına karşı güçlü bir ilahi cevap olarak nazil olmuştur. Surenin temel eksenini, peygamberin ahlakının ve doğruluğunun savunulması ile inkârcıların karakterlerinin teşhiri oluşturur. Allah, kalem ve yazıya yemin ederek Hz. Muhammed'in asla mecnun olmadığını ilan etmekte; aksine onun "yüce bir ahlak" taşıdığını bildirmektedir.

Surede öne çıkan ikinci büyük tema, inkârcıların kişilik portresi çizilmesidir. Yalancılık, nankörlük, zorbalık ve kibir gibi sıfatlarla nitelendirilen inkârcıların dünyada ve ahirette maruz kalacakları sonuç açıkça ortaya konmaktadır. Bu bağlamda sunulan "Bahçe Sahipleri Kıssası", nimetin şükürden yoksun tutulduğunda nasıl bela ve pişmanlığa dönüştüğünü sembolik ve evrensel bir dille aktarmaktadır.

Surenin son kesiminde ise sabır, kulluk ve Allah'a sığınma temaları işlenir. Hz. Yunus'a (a.s.) yapılan kısa atıf, peygamberlik yolunda sabırsızlıktan kaçınmanın önemine dikkat çeker. Sure, tüm insanlığı hesap gününe ve Allah'ın mutlak egemenliğine yönelterek kapanır.

Kapsamlı Tefsir Özeti

Kalem Suresi Tefsiri ve Ayet Ayet Özeti

Kaleme Yemin ve Peygamberin Ahlakı (1-7. ayetler)

Sure, "Nûn. Kaleme ve satır satır yazdıklarına yemin olsun ki…" ifadesiyle açılır. Allah, kaleme yemin ederek Hz. Peygamber'in mecnun olmadığını teyit eder ve ona kesintisiz bir mükâfat vaat eder. 4. ayette yer alan "Sen elbette yüce bir ahlak üzeresin" beyanı, müfessirlerce Peygamber'in nübüvvetinin en güçlü ahlaki delillerinden biri olarak değerlendirilmektedir. İbn Kesîr bu ayeti, Hz. Aişe'nin "O'nun ahlakı Kur'an idi" rivayetiyle birlikte tefsir eder.

İnkârcıların Kişilik Portresi (8-16. ayetler)

Bu bölümde Hz. Peygamber'e, inkârcıların isteklerine boyun eğmemesi emredilir. Ardından "her yemin eden alçak, daima karalayan, söz taşıyan, hayrı engelleyen, saldırgan, günaha batmış, kaba ve bunların ötesinde soysuz biri" olarak tarif edilen bir karakterin portresi çizilir. Müfessirler bu tasvirde ağırlıklı olarak Velid b. Mugîre gibi Mekke'nin önde gelen muhaliflerine işaret eden rivayetlere dikkat çekmiştir (bkz. Taberî, Câmiü'l-Beyân, ilgili ayet açıklamaları).

Bahçe Sahipleri Kıssası (17-33. ayetler)

Yoksulları bahçelerinden kovmayı planlayan ve bu tasarrufu gerçekleştirmeden önce bahçeleri helak olan bir topluluğun ibretlik hikâyesidir. Kıssa, nimeti şükransızlık ve cimrilikle karşılamanın nasıl felakete dönüştüğünü somut bir örnek üzerinden anlatır. "İşte azap böyledir; ahiret azabı ise çok daha büyüktür" (33. ayet) cümlesiyle dünyevi cezanın uhrevî azabın yanında son derece küçük kaldığı vurgulanır.

Hesap Günü ve İnkârcıların Akıbeti (34-52. ayetler)

Surenin son bölümü, müttakiler için cennetin hazırlandığını, günahkârlar içinse ağır bir hesabın beklediğini haber verir. Hz. Yunus'un (a.s.) kıssasına kısa bir atıfla Hz. Peygamber'in sabırlı olması gerektiği hatırlatılır. İnkârcıların Kur'an'ı duyunca neredeyse bakışlarıyla yıkacak gibi baktıkları tasvir edilir ve sure, Kur'an'ın âlemler için yalnızca bir "zikir/hatırlatma" olduğu beyanıyla kapanır.

Kur'an'daki Konumu ve İstatistikler
68
Sure Numarası
52
Ayet Sayısı
68
Nüzul Sırası
Mekki
İniş Yeri
29
Cüz
564
Sayfa
0
Kelime
0
Harf

Kalem Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 68. suresi olup 52 ayetten oluşmaktadır. Mekkî bir sure olan Kalem, nüzul sırası itibarıyla 68. sırada yer alır ve 29. cüzde bulunur. Orta uzunlukta bir Mekkî sure olarak sınıflandırılan Kalem Suresi, Kur'an'da yalnız başına "Nûn" harfiyle açılan tek suredir ve Allah'ın kaleme açıkça yemin ettiği tek bölümdür.

Sık Sorulan Sorular (SSS)
Kalem Suresi kaç ayetten oluşur?
Kalem Suresi 52 ayetten oluşmaktadır. Kur'an-ı Kerim'in 68. suresi olan Kalem, orta uzunlukta bir Mekkî suredir.
Kalem Suresi ne anlama gelir?
"Kalem", Arapça'da yazı yazmak için kullanılan aleti ifade eder. Sure adını, Allah'ın "kaleme ve yazdıklarına" yemin ettiği ilk ayetten almaktadır. Bu yemin, İslam'da ilmin ve yazının yüce değerine işaret eder.
Kalem Suresi Mekkî mi Medenî mi?
Kalem Suresi Mekkî bir suredir; yani Hz. Peygamber'in Mekke'de bulunduğu, hicretten önceki dönemde nazil olmuştur. Nüzul sırası itibarıyla 68. sırada yer alır.
Kalem Suresi hangi cüzde yer alır?
Kalem Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 29. cüzünde yer almaktadır.
Kalem Suresi'nin ana konusu nedir?
Surenin ana konuları şunlardır: Hz. Peygamber'in yüce ahlakının övülmesi ve mecnun olmadığının teyidi, inkârcıların olumsuz karakter özelliklerinin teşhiri, Bahçe Sahipleri kıssası aracılığıyla şükransızlığın yol açtığı helak ve hesap gününün gerçekliği.
Kalem Suresi'nde Hz. Peygamber hakkında ne söylenir?
Surenin 4. ayetinde "Ve inneke le alâ hulukin azîm" yani "Sen elbette yüce bir ahlak üzeresin" buyrulmaktadır. Bu ayet, Kur'an'ın Hz. Peygamber'in ahlakını doğrudan ve açıkça övdüğü en belirgin ifadelerden biridir.
Kalem Suresi'ndeki Bahçe Sahipleri kıssası neyi anlatır?
Bahçe Sahipleri kıssası (17-33. ayetler), yoksullara yardım etmeden gizlice mahsul toplamayı planlayan bir grubun bahçesinin, bu planı gerçekleştiremeden helak olmasını anlatır. Kıssa, nimetin şükrü gerektirdiğini, cimrilik ve kibrin helake yol açtığını ibretli biçimde ortaya koyar.
Kalem Suresi nasıl ve ne zaman okunmalıdır?
Kalem Suresi, diğer sureler gibi abdestli ve kıbleye yönelerek, tertil üzere (yavaş ve düzgün) okunması tavsiye edilir. Namaz içinde veya dışında okunabilir. Herhangi bir vakitle özellikle sınırlandırılmış sahih bir rivayet bulunmamakla birlikte, Kur'an okumaya ayrılan her vakit bu sure için uygundur.
-
Mishary Rashid Alafasy
0:00
0:00