سُورَةُ الحَشۡرِ

Haşr Suresi

24 Ayet Medeni 59. Nüzul Sırası 28. Cüz
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ سَبَّحَ لِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ ۖ وَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ
sebbeḥa lillâhi mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-l'arḍ. vehüve-l`azîzü-lḥakîm.
Göklerde olanlar da yerde olanlar da Allah'ı tesbih ederler. O güçlüdür, Hakim'dir.
2
هُوَ ٱلَّذِىٓ أَخْرَجَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِنْ أَهْلِ ٱلْكِتَٰبِ مِن دِيَٰرِهِمْ لِأَوَّلِ ٱلْحَشْرِ ۚ مَا ظَنَنتُمْ أَن يَخْرُجُوا۟ ۖ وَظَنُّوٓا۟ أَنَّهُم مَّانِعَتُهُمْ حُصُونُهُم مِّنَ ٱللَّهِ فَأَتَىٰهُمُ ٱللَّهُ مِنْ حَيْثُ لَمْ يَحْتَسِبُوا۟ ۖ وَقَذَفَ فِى قُلُوبِهِمُ ٱلرُّعْبَ ۚ يُخْرِبُونَ بُيُوتَهُم بِأَيْدِيهِمْ وَأَيْدِى ٱلْمُؤْمِنِينَ فَٱعْتَبِرُوا۟ يَٰٓأُو۟لِى ٱلْأَبْصَٰرِ
hüve-lleẕî aḫrace-lleẕîne keferû min ehli-lkitâbi min diyârihim lievveli-lḥaşr. mâ żanentüm ey yaḫrucû veżannû ennehüm mâni`atühüm ḥuṣûnühüm mine-llâhi feetâhümü-llâhü min ḥayŝü lem yaḥtesibû veḳaẕefe fî ḳulûbihimü-rru`be yuḫribûne büyûtehüm bieydîhim veeydi-lmü'minîne fa`tebirû yâ ûli-l'ebṣâr.
Kitap ehlinden inkarcı olanları ilk sürgünde yurtlarından çıkaran O'dur. Oysa ey inananlar! Çıkacaklarını sanmamıştınız, onlar da, kalelerinin kendilerini Allah'tan koruyacağını sanmışlardı. Ama Allah'ın azabı onlara beklemedikleri yerden geldi, kalblerine korku saldı; evlerini kendi elleriyle ve inananların elleriyle yıkıyorlardı. Ey akıl sahipleri! Ders alın.
3
وَلَوْلَآ أَن كَتَبَ ٱللَّهُ عَلَيْهِمُ ٱلْجَلَآءَ لَعَذَّبَهُمْ فِى ٱلدُّنْيَا ۖ وَلَهُمْ فِى ٱلْءَاخِرَةِ عَذَابُ ٱلنَّارِ
velevlâ en ketebe-llâhü `aleyhimü-lcelâe le`aẕẕebehüm fi-ddünyâ. velehüm fi-l'âḫirati `aẕâbü-nnâr.
Allah onlara sürülmeyi yazmamış olsaydı, dünyada başka şekilde azap verecekti. Ahirette onlara ateş azabı vardır.
4
ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ شَآقُّوا۟ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ ۖ وَمَن يُشَآقِّ ٱللَّهَ فَإِنَّ ٱللَّهَ شَدِيدُ ٱلْعِقَابِ
ẕâlike biennehüm şâḳḳu-llâhe verasûleh. vemey yüşâḳḳi-llâhe feinne-llâhe şedîdü-l`iḳâb.
Bu, Allah'a ve Peygamberine karşı gelmelerinden ötürüdür. Kim Allah'a karşı gelirse bilsin ki Allah'ın cezalandırması şüphesiz çetindir.
5
مَا قَطَعْتُم مِّن لِّينَةٍ أَوْ تَرَكْتُمُوهَا قَآئِمَةً عَلَىٰٓ أُصُولِهَا فَبِإِذْنِ ٱللَّهِ وَلِيُخْزِىَ ٱلْفَٰسِقِينَ
mâ ḳata`tüm mil lînetin ev teraktümûhâ ḳâimeten `alâ üṣûlihâ febiiẕni-llâhi veliyuḫziye-lfâsiḳîn.
İnkarcı kitap ehlinin yurtlarında hurma ağaçlarını kesmeniz veya onları kesmeyip gövdeleri üzerinde ayakta bırakmanız Allah'ın izniyledir. Allah yoldan çıkanları böylece rezilliğe uğratır.
6
وَمَآ أَفَآءَ ٱللَّهُ عَلَىٰ رَسُولِهِۦ مِنْهُمْ فَمَآ أَوْجَفْتُمْ عَلَيْهِ مِنْ خَيْلٍۢ وَلَا رِكَابٍۢ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ يُسَلِّطُ رُسُلَهُۥ عَلَىٰ مَن يَشَآءُ ۚ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍۢ قَدِيرٌۭ
vemâ efâe-llâhü `alâ rasûlihî minhüm femâ evceftüm `aleyhi min ḫayliv velâ rikâbiv velâkinne-llâhe yüselliṭu rusülehû `alâ mey yeşâ'. vellâhü `alâ külli şey'in ḳadîr.
Ey inananlar! Onların mallarından, Allah'ın Peygamberine verdiği şeyler için siz ne at ve ne de deve sürdünüz; fakat Allah peygamberlerine, dilediği kimselere karşı üstünlük verir. Allah herşeye Kadir'dir.
7
مَّآ أَفَآءَ ٱللَّهُ عَلَىٰ رَسُولِهِۦ مِنْ أَهْلِ ٱلْقُرَىٰ فَلِلَّهِ وَلِلرَّسُولِ وَلِذِى ٱلْقُرْبَىٰ وَٱلْيَتَٰمَىٰ وَٱلْمَسَٰكِينِ وَٱبْنِ ٱلسَّبِيلِ كَىْ لَا يَكُونَ دُولَةًۢ بَيْنَ ٱلْأَغْنِيَآءِ مِنكُمْ ۚ وَمَآ ءَاتَىٰكُمُ ٱلرَّسُولُ فَخُذُوهُ وَمَا نَهَىٰكُمْ عَنْهُ فَٱنتَهُوا۟ ۚ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ ۖ إِنَّ ٱللَّهَ شَدِيدُ ٱلْعِقَابِ
mâ efâe-llâhü `alâ rasûlihî min ehli-lḳurâ felillâhi velirrasûli veliẕi-lḳurbâ velyetâmâ velmesâkîni vebni-ssebîli key lâ yekûne dûletem beyne-l'agniyâi minküm. vemâ âtâkümü-rrasûlü feḫuẕûhü vemâ nehâküm `anhü fentehû. vetteḳu-llâh. inne-llâhe şedîdü-l`iḳâb.
Allah'ın, fethedilen memleketler halkının mallarından Peygamberine verdikleri; Allah, Peygamber, yakınlar, yetimler, yoksullar ve yolda kalmışlar içindir; ta ki içinizdeki zenginler arasında elden ele dolaşan bir devlet olmasın. Peygamber size ne verirse onu alın, sizi neden menederse ondan geri durun; Allah'tan sakının, doğrusu Allah'ın cezalandırması çetindir.
8
لِلْفُقَرَآءِ ٱلْمُهَٰجِرِينَ ٱلَّذِينَ أُخْرِجُوا۟ مِن دِيَٰرِهِمْ وَأَمْوَٰلِهِمْ يَبْتَغُونَ فَضْلًۭا مِّنَ ٱللَّهِ وَرِضْوَٰنًۭا وَيَنصُرُونَ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥٓ ۚ أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلصَّٰدِقُونَ
lilfüḳarâi-lmühâcirîne-lleẕîne uḫricû min diyârihim veemvâlihim yebtegûne faḍlem mine-llâhi veriḍvânev veyenṣurûne-llâhe verasûleh. ülâike hümu-ṣṣâdiḳûn.
Allah'ın verdiği bu ganimet malları bilhassa; yurtlarından ve mallarından edilmiş olan, Allah'tan bir lütuf ve rıza dileyen, Allah'ın dinine ve Peygamberine yardım eden muhacir fakirlerindir. İşte doğru olanlar bunlardır.
9
وَٱلَّذِينَ تَبَوَّءُو ٱلدَّارَ وَٱلْإِيمَٰنَ مِن قَبْلِهِمْ يُحِبُّونَ مَنْ هَاجَرَ إِلَيْهِمْ وَلَا يَجِدُونَ فِى صُدُورِهِمْ حَاجَةًۭ مِّمَّآ أُوتُوا۟ وَيُؤْثِرُونَ عَلَىٰٓ أَنفُسِهِمْ وَلَوْ كَانَ بِهِمْ خَصَاصَةٌۭ ۚ وَمَن يُوقَ شُحَّ نَفْسِهِۦ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ
velleẕîne tebevveü-ddâra vel'îmâne min ḳablihim yüḥibbûne men hâcera ileyhim velâ yecidûne fî ṣudûrihim ḥâcetem mimmâ ûtû veyü'ŝirûne `alâ enfüsihim velev kâne bihim ḫaṣâṣah. vemey yûḳa şüḥḥa nefsihî feülâike hümü-lmüfliḥûn.
Daha önceden Medine'yi yurt edinmiş ve gönüllerine imanı yerleştirmiş olan kimseler, kendilerine hicret edip gelenleri severler; onlara verilenler karşısında içlerinde bir çekememezlik hissetmezler; kendileri zaruret içinde bulunsalar bile onları kendilerinden önde tutarlar. Nefsinin tamahkarlığından korunabilmiş kimseler, işte onlar saadete erenlerdir.
10
وَٱلَّذِينَ جَآءُو مِنۢ بَعْدِهِمْ يَقُولُونَ رَبَّنَا ٱغْفِرْ لَنَا وَلِإِخْوَٰنِنَا ٱلَّذِينَ سَبَقُونَا بِٱلْإِيمَٰنِ وَلَا تَجْعَلْ فِى قُلُوبِنَا غِلًّۭا لِّلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ رَبَّنَآ إِنَّكَ رَءُوفٌۭ رَّحِيمٌ
velleẕîne câû mim ba`dihim yeḳûlûne rabbene-gfir lenâ veliiḫvânine-lleẕîne sebeḳûnâ bil'îmâni velâ tec`al fî ḳulûbinâ gillel lilleẕîne âmenû rabbenâ inneke raûfür raḥîm.
Onlardan sonra gelenler: "Rabbimiz! Bizi ve bizden önce inanmış olan kardeşlerimizi bağışla; kalbimizde müminlere karşı kin bırakma; Rabbimiz! Şüphesiz Sen şefkatlisin, merhametlisin" derler.
11
۞ أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ نَافَقُوا۟ يَقُولُونَ لِإِخْوَٰنِهِمُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِنْ أَهْلِ ٱلْكِتَٰبِ لَئِنْ أُخْرِجْتُمْ لَنَخْرُجَنَّ مَعَكُمْ وَلَا نُطِيعُ فِيكُمْ أَحَدًا أَبَدًۭا وَإِن قُوتِلْتُمْ لَنَنصُرَنَّكُمْ وَٱللَّهُ يَشْهَدُ إِنَّهُمْ لَكَٰذِبُونَ
elem tera ile-lleẕîne nâfeḳû yeḳûlûne liiḫvânihimü-lleẕîne keferû min ehli-lkitâbi lein uḫrictüm lenaḫrucenne me`aküm velâ nüṭî`u fîküm eḥaden ebedev vein ḳûtiltüm lenenṣuranneküm. vellâhü yeşhedü innehüm lekâẕibûn.
Münafıkların, kitap ehlinin inkarcılarından olan kardeşlerine: "Eğer siz yurdunuzdan çıkarılırsanız and olsun ki, biz de sizinle beraber çıkarız; sizin aleyhinizde kimseye asla uymayız; eğer savaşa tutuşursanız mutlaka size yardım ederiz" dediklerini görmedin mi? Allah onların yalancı olduklarına şahidlik eder.
12
لَئِنْ أُخْرِجُوا۟ لَا يَخْرُجُونَ مَعَهُمْ وَلَئِن قُوتِلُوا۟ لَا يَنصُرُونَهُمْ وَلَئِن نَّصَرُوهُمْ لَيُوَلُّنَّ ٱلْأَدْبَٰرَ ثُمَّ لَا يُنصَرُونَ
lein uḫricû lâ yaḫrucûne me`ahüm. velein ḳûtilû lâ yenṣurûnehüm. velein neṣarûhüm leyüvellünne-l'edbâr. ŝümme lâ yünṣarûn.
Onlar çıkarılmış olsalar, and olsun ki, onlarla beraber çıkmazlar; savaşa tutuşmuş olsalar, and olsun ki, onlara yardıma koşmazlar; onlara yardıma gitseler, mutlaka geri dönüp kaçarlar, sonra yardım da görmezler.
13
لَأَنتُمْ أَشَدُّ رَهْبَةًۭ فِى صُدُورِهِم مِّنَ ٱللَّهِ ۚ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ قَوْمٌۭ لَّا يَفْقَهُونَ
leentüm eşeddü rahbeten fî ṣudûrihim mine-llâh. ẕâlike biennehüm ḳavmül lâ yefḳahûn.
Ey inananlar! Onların yüreklerine korku salan, Allah'tan çok sizlersiniz; çünkü onlar, anlamayan kimselerdir.
14
لَا يُقَٰتِلُونَكُمْ جَمِيعًا إِلَّا فِى قُرًۭى مُّحَصَّنَةٍ أَوْ مِن وَرَآءِ جُدُرٍۭ ۚ بَأْسُهُم بَيْنَهُمْ شَدِيدٌۭ ۚ تَحْسَبُهُمْ جَمِيعًۭا وَقُلُوبُهُمْ شَتَّىٰ ۚ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ قَوْمٌۭ لَّا يَعْقِلُونَ
lâ yüḳâtilûneküm cemî`an illâ fî ḳuram müḥaṣṣanetin ev miv verâi cüdür. be'sühüm beynehüm şedîd. taḥsebühüm cemî`av veḳulûbühüm şettâ. ẕâlike biennehüm ḳavmül lâ ya`ḳilûn.
Onlar sizinle toplu olarak, ancak surla çevrilmiş kasabalar içinde veya duvarlar arkasından savaşı kabul edebilirler. Kendi aralarındaki çekişmeleri ise serttir; onları birlik sanırsın, oysa kalbleri birbirinden ayrıdır. Bu, akletmeyen bir topluluk olmalarındandır.
15
كَمَثَلِ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ قَرِيبًۭا ۖ ذَاقُوا۟ وَبَالَ أَمْرِهِمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌۭ
kemeŝeli-lleẕîne min ḳablihim ḳarîben ẕâḳû vebâle emrihim. velehüm `aẕâbün elîm.
Onların durumu, kendilerinden az zaman önce geçmiş ve işlerinin karşılığını tatmış olanların durumu gibidir. Onlara can yakıcı azap vardır.
16
كَمَثَلِ ٱلشَّيْطَٰنِ إِذْ قَالَ لِلْإِنسَٰنِ ٱكْفُرْ فَلَمَّا كَفَرَ قَالَ إِنِّى بَرِىٓءٌۭ مِّنكَ إِنِّىٓ أَخَافُ ٱللَّهَ رَبَّ ٱلْعَٰلَمِينَ
kemeŝeli-şşeyṭâni iẕ ḳâle lil'insâni-kfür. felemmâ kefera ḳâle innî berîüm minke innî eḫâfü-llâhe rabbe-l`âlemîn.
İkiyüzlülerin durumu insana: "İnkar et!" deyip, insan da inkar edince: "Doğrusu ben senden uzağım; Alemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım" diyen şeytanın durumu gibidir.
17
فَكَانَ عَٰقِبَتَهُمَآ أَنَّهُمَا فِى ٱلنَّارِ خَٰلِدَيْنِ فِيهَا ۚ وَذَٰلِكَ جَزَٰٓؤُا۟ ٱلظَّٰلِمِينَ
fekâne `âḳibetehümâ ennehümâ fi-nnâri ḫâlideyni fîhâ. veẕâlike cezâu-żżâlimîn.
İkisinin sonucu da, içinde temelli kalacakları ateş olacaktır. Zalimlerin cezası budur.
18
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَلْتَنظُرْ نَفْسٌۭ مَّا قَدَّمَتْ لِغَدٍۢ ۖ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ خَبِيرٌۢ بِمَا تَعْمَلُونَ
yâ eyyühe-lleẕîne âmenü-tteḳu-llâhe veltenżur nefsüm mâ ḳaddemet ligad. vetteḳu-llâh. inne-llâhe ḫabîrum bimâ ta`melûn.
Ey inananlar! Allah'tan sakının; herkes yarına ne hazırladığına baksın; Allah'tan sakının, çünkü Allah işlediklerinizden haberdardır.
19
وَلَا تَكُونُوا۟ كَٱلَّذِينَ نَسُوا۟ ٱللَّهَ فَأَنسَىٰهُمْ أَنفُسَهُمْ ۚ أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْفَٰسِقُونَ
velâ tekûnû kelleẕîne nesü-llâhe feensâhüm enfüsehüm. ülâike hümü-lfâsiḳûn.
Allah'ı unutup da, Allah'ın da kendilerini kendilerine unutturduğu kimseler gibi olmayın; onlar, yoldan çıkmış kimselerdir.
20
لَا يَسْتَوِىٓ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ وَأَصْحَٰبُ ٱلْجَنَّةِ ۚ أَصْحَٰبُ ٱلْجَنَّةِ هُمُ ٱلْفَآئِزُونَ
lâ yestevî aṣḥâbü-nnâri veaṣḥâbü-lcenneh. aṣḥâbü-lcenneti hümü-lfâizûn.
Cehennemliklerle cennetlikler bir değildir. Kurtuluşa ermiş kimseler cennetliklerdir.
21
لَوْ أَنزَلْنَا هَٰذَا ٱلْقُرْءَانَ عَلَىٰ جَبَلٍۢ لَّرَأَيْتَهُۥ خَٰشِعًۭا مُّتَصَدِّعًۭا مِّنْ خَشْيَةِ ٱللَّهِ ۚ وَتِلْكَ ٱلْأَمْثَٰلُ نَضْرِبُهَا لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَفَكَّرُونَ
lev enzelnâ hâẕe-lḳur'âne `alâ cebelil lera'eytehû ḫâşi`am müteṣaddi`am min ḫaşyeti-llâh. vetilke-l'emŝâlü naḍribühâ linnâsi le`allehüm yetefekkerûn.
Eğer Biz Kuran'ı bir dağa indirmiş olsaydık, sen, onun, Allah korkusuyla başeğerek parça parça olduğunu görürdün. Bu misalleri, insanlar düşünsünler diye veriyoruz.
22
هُوَ ٱللَّهُ ٱلَّذِى لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ۖ عَٰلِمُ ٱلْغَيْبِ وَٱلشَّهَٰدَةِ ۖ هُوَ ٱلرَّحْمَٰنُ ٱلرَّحِيمُ
hüve-llâhü-lleẕî lâ ilâhe illâ hû. `âlimü-lgaybi veşşehâdeh. hüve-rraḥmânü-rraḥîm.
O, görüleni de görülmeyeni de bilen, kendisinden başka tanrı olmayan Allah'tır. O, acıyıcı olandır, acıyandır.
23
هُوَ ٱللَّهُ ٱلَّذِى لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلْمَلِكُ ٱلْقُدُّوسُ ٱلسَّلَٰمُ ٱلْمُؤْمِنُ ٱلْمُهَيْمِنُ ٱلْعَزِيزُ ٱلْجَبَّارُ ٱلْمُتَكَبِّرُ ۚ سُبْحَٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا يُشْرِكُونَ
hüve-llâhü-lleẕî lâ ilâhe illâ hû. elmelikü-lḳuddûsü-sselâmü-lmü'minü-lmüheyminü-l`azîzü-lcebbâru-lmütekebbir. sübḥâne-llâhi `ammâ yüşrikûn.
O, kendisinden başka tanrı olmayan, hükümran, çok kutsal; esenlik veren, güvenlik veren, görüp gözeten, güçlü, buyruğunu herşeye geçiren, ulu olan, Allah'tır. Allah onların koştukları eşlerden (ortaklardan) münezzehtir.
24
هُوَ ٱللَّهُ ٱلْخَٰلِقُ ٱلْبَارِئُ ٱلْمُصَوِّرُ ۖ لَهُ ٱلْأَسْمَآءُ ٱلْحُسْنَىٰ ۚ يُسَبِّحُ لَهُۥ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۖ وَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ
hüve-llâhü-lḫâliḳu-lbâriü-lmüṣavviru lehü-l'esmâü-lḥusnâ. yüsebbiḥu lehû mâ fi-ssemâvâti vel'arḍ. vehüve-l`azîzü-lḥakîm.
O, vareden, güzel yaratan, yarattıklarına şekil veren, en güzel adlar kendisinin olan Allah'tır. Göklerde ve yerde olanlar O'nu tesbih ederler. O güçlüdür, Hakim'dir.

Haşr Suresi Hakkında Her Şey

Haşr Suresi'nin anlamı, fazileti, tefsiri, nüzul sebebi ve daha fazlası hakkında kapsamlı bilgiler.

Haşr Suresi Tanıtımı

Haşr Suresi Nedir?

Haşr Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 59. suresi olup 24 ayetten oluşmaktadır. Medine döneminde nazil olmuş bir sure olduğundan Medenî olarak sınıflandırılır. Surenin adı olan "Haşr" kelimesi Arapçada "toplanma", "bir araya getirme" ve "sürgün" anlamlarına gelmektedir. Bu isim, surenin ilk ayetlerinde konu edilen Benî Nadîr Yahudi kabilesinin Medine'den sürgün edilmesi olayına atıfla verilmiştir.

Surenin inişi, Hicret'in 4. yılında (MS 625) gerçekleşen Benî Nadîr sürgünüyle doğrudan ilişkilidir. Bu kabile, Hz. Peygamber'e (s.a.v.) karşı gizlice düşmanlarla iş birliği yapmış ve akabinde yurtlarını terk etmek zorunda kalmıştır. Surenin ilk on ayeti bu hadiseyi ele alırken, devam eden ayetler müminlerin Ensar-Muhacir kardeşliğini, münafıkların tutumunu ve iman ahlakını işlemektedir.

Surenin son üç ayeti ise Kur'an'ın en kapsamlı Allah'ın güzel isimleri (Esmâü'l-Hüsnâ) pasajlarından birini içermekte olup Allah'ın yüceliğini, sıfatlarını ve eşsizliğini en güzel biçimde dile getirmektedir.

Bilinmesi Gerekenler

Haşr Suresi Hakkında Bilinmesi Gerekenler

  • Kur'an'daki Sırası: Haşr Suresi, Kur'an-ı Kerim'de 59. sure olarak yer almaktadır.
  • Ayet Sayısı: Sure 24 ayetten oluşmaktadır.
  • Nüzul Yeri: Sure Medenî dönemde, yani Hz. Peygamber'in (s.a.v.) Medine'ye hicretinin ardından nazil olmuştur.
  • Cüz ve Sayfa: Sure, Kur'an'ın 28. cüzünde yer alır ve 545. sayfada başlamaktadır.
  • Surenin Adının Anlamı: "Haşr" kelimesi Arapçada toplanma, bir yere sürme ve sürgün anlamlarına gelir; surenin adı, Benî Nadîr kabilesinin Medine'den çıkarılışına işaret etmektedir.
  • En Önemli Özelliği: Surenin son üç ayeti (22-24. ayetler) Allah'ın Esmâü'l-Hüsnâsını en yoğun biçimde aktaran pasajlardan biridir ve bu ayetler aynı zamanda güçlü bir dua olarak okunmaktadır.
Faziletleri ve Hadisler

Son üç ayetinde Allah'ın isimleri (Esmaül Hüsna) sıralanır. Fey (savaşsız ganimet) hükümleri bu surededir.

Nüzul Sebebi ve Tarihi Bağlam

Beni Nadir Yahudilerinin Medine'den sürgün edilmesi üzerine indirilmiştir.

Ana Konuları ve İçinde Geçen Olaylar

Haşr Suresi'nin Ana Konuları ve Mesajı

Haşr Suresi, birbirine organik biçimde bağlı birkaç temel konu etrafında şekillenmektedir. İlk bölümde Benî Nadîr kabilesinin sürgünü ele alınmakta; bu olayın nasıl gerçekleştiği, Allah'ın inananları nasıl desteklediği ve kâfirlerin güç saydıkları şeylerin çöküşü anlatılmaktadır. Sure, tüm bu olanların Allah'ın takdiri ve hikmeti çerçevesinde cereyan ettiğini vurgulayarak tarihî bir olayı evrensel bir ibrete dönüştürmektedir.

İkinci önemli tema, toplumsal ve ahlaki değerler üzerinedir. Surede Ensar'ın (Medine'li Müslümanlar) Muhacirler'e (Mekke'den göç edenler) gösterdiği fedakârlık ve kardeşlik ruhu yüceltilmekte, münafıkların ikiyüzlü tutumları ise ibret alınsın diye ortaya konulmaktadır. Bu bölümler, İslam toplumunun dayanışma ve sadakat değerlerini güçlü biçimde vurgulamaktadır.

Surenin üçüncü ve doruk teması ise Allah'ın birliği ve yüceliğidir. Son üç ayet, Allah'ın sıfatlarını ve isimlerini birbiri ardına sıralar; O'nun Hâlık, Bârî, Musavvir, Azîz ve Hakîm olduğunu ilan eder. Bu kapanış, tüm tarihi olaylara ve insan ilişkilerine anlam veren ilahi gerçekliği hatırlatarak sureyi güçlü bir tevhid bildirisiyle noktalamaktadır.

Kapsamlı Tefsir Özeti

Haşr Suresi Tefsiri ve Ayet Ayet Özeti

Allah'ı Tesbih ve Evrenin Boyun Eğişi (1. ayet)

Sure, göklerde ve yerde bulunan her şeyin Allah'ı tesbih ettiğini ilan ederek açılmaktadır. Bu giriş, surenin bütününe yayılan tevhid bilincinin temelini atmakta; her varoluşun Allah'ın kudret ve yüceliğine şahitlik ettiğini hatırlatmaktadır.

Benî Nadîr'in Sürgünü ve İlahi Hikmet (2-7. ayetler)

Bu bölüm, Ehli Kitap'tan Benî Nadîr kabilesinin Medine çevresindeki yurtlarından çıkarılışını anlatmaktadır. Kuvvetli kaleler inşa etmiş olan bu kabile, Allah'ın müdahalesiyle hesaba katmadığı bir akıbetle karşılaşmıştır. Ayetler aynı zamanda bu savaşta elde edilen ganimetlerin nasıl paylaştırılacağını düzenlemekte, malın yalnızca zenginler arasında dolaşan bir araç olmaması gerektiğini vurgulamaktadır.

Muhacirler, Ensar ve Münafıkların İkiyüzlülüğü (8-17. ayetler)

Muhacir Müslümanların güzel örneği ve Ensar'ın eşsiz cömertliği bu bölümde övülmektedir. Ardından münafıkların Benî Nadîr'e verdikleri boş vaatler konu edilmekte; birbirini aldatan dostların akıbeti şeytanın insana yaptığı kandırmacayla kıyaslanmaktadır. Müminlerin bu ibretlik tablodan ders çıkarması istenmektedir.

Kur'an'ın Etkisi ve Nefis Muhasebesi (18-21. ayetler)

Bu ayetler müminleri yarın için ne hazırladıklarını düşünmeye davet etmekte, Allah'ı unutanların kendi nefislerini de unutacağını hatırlatmaktadır. Kur'an'ın bir dağa indirilseydi dahi onu parçalayacak bir ağırlık taşıdığına dair güçlü bir temsil sunulmakta; böylece insanın bu ilahi kelamla nasıl bir sorumluluk altında olduğu gözler önüne serilmektedir.

Allah'ın Güzel İsimleri: Esmâü'l-Hüsnâ (22-24. ayetler)

Surenin son üç ayeti, Allah'ın isim ve sıfatlarını yoğun biçimde sıralamaktadır: Hüve'l-Lâhî, Hüve'r-Rahmân, Hüve'l-Meliku'l-Kuddûs, es-Selâm, el-Mü'min, el-Müheymin, el-Azîz, el-Cebbâr, el-Mütekebbir, el-Hâlık, el-Bârî ve el-Musavvir. Bu kapanış, tüm tarihin ve yaratılışın tek bir kaynaktan geldiğini, O'nun eşi ve benzeri olmadığını ilan eden muazzam bir tevhid beyanıdır.

Kur'an'daki Konumu ve İstatistikler
59
Sure Numarası
24
Ayet Sayısı
59
Nüzul Sırası
Medeni
İniş Yeri
28
Cüz
545
Sayfa
0
Kelime
0
Harf

Haşr Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 59. suresi olup 24 ayetten ibarettir. 28. cüzde yer alır ve mushafta 545. sayfada başlamaktadır. Nüzul sırası itibarıyla 59. sırada nazil olduğu aktarılmaktadır. Medenî bir sure olması nedeniyle toplumsal hükümler, münafıklık eleştirisi ve siyasi olaylar içermektedir. Surenin en belirgin özelliği, son üç ayetinde Kur'an'ın en kapsamlı Esmâü'l-Hüsnâ pasajlarından birini barındırmasıdır.

Sık Sorulan Sorular (SSS)
Haşr Suresi kaç ayettir?
Haşr Suresi 24 ayetten oluşmaktadır.
Haşr ne anlama gelir?
"Haşr" Arapçada toplanma, bir araya getirme ve sürgün anlamlarına gelir. Sure, bu ismi Benî Nadîr kabilesinin Medine'den sürgün edilmesi olayına atıfla almıştır.
Haşr Suresi Mekkî mi Medenî midir?
Haşr Suresi Medenîdir; Hz. Peygamber'in (s.a.v.) Medine'ye hicretinin ardından, Hicret'in 4. yılı civarında nazil olmuştur.
Haşr Suresi hangi cüzdedir?
Haşr Suresi Kur'an'ın 28. cüzünde yer almaktadır ve 545. sayfada başlamaktadır.
Haşr Suresi'nin ana konusu nedir?
Surenin ana konuları: Benî Nadîr kabilesinin sürgünü, Ensar-Muhacir dayanışması, münafıkların ikiyüzlü tutumu ve Allah'ın güzel isimleri (Esmâü'l-Hüsnâ) olarak sıralanabilir.
Haşr Suresi'nin fazileti nedir?
Tirmizî ve Ebû Dâvûd'un naklettiği rivayetlerde sabah ve akşam Haşr Suresi'nin son üç ayetini okumanın fazileti zikredilmektedir; ancak rivayetlerin dereceleri farklılık gösterse de bu ayetler Allah'ın isimlerini en kapsamlı biçimde ifade ettiklerinden duada ve zikirde sıklıkla okunmaktadır.
Haşr Suresi'nde Esmâü'l-Hüsnâ hangi ayetlerdedir?
Allah'ın güzel isimleri (Esmâü'l-Hüsnâ) Haşr Suresi'nin 22, 23 ve 24. ayetlerinde yoğun biçimde geçmektedir. Bu üç ayet, Kur'an'daki en kapsamlı Esmâü'l-Hüsnâ pasajlarından birini oluşturmaktadır.
Haşr Suresi Kur'an'da kaçıncı suredir?
Haşr Suresi, Kur'an-ı Kerim'de 59. sırada yer almaktadır.
-
Mishary Rashid Alafasy
0:00
0:00