سُورَةُ المُجَادلَةِ

Mücadele Suresi

22 Ayet Medeni 58. Nüzul Sırası 28. Cüz
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ قَدْ سَمِعَ ٱللَّهُ قَوْلَ ٱلَّتِى تُجَٰدِلُكَ فِى زَوْجِهَا وَتَشْتَكِىٓ إِلَى ٱللَّهِ وَٱللَّهُ يَسْمَعُ تَحَاوُرَكُمَآ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ سَمِيعٌۢ بَصِيرٌ
ḳad semi`a-llâhü ḳavle-lletî tücâdilüke fi zevcihâ veteştekî ile-llâh. vellâhü yesme`u teḥâvurakümâ. inne-llâhe semî`um beṣîr.
Kocası hakkında seninle tartışan ve Allah'a şikayette bulunan kadının sözünü Allah işitmiştir; esasen Allah konuşmanızı işitir. Doğrusu Allah işitendir, görendir.
2
ٱلَّذِينَ يُظَٰهِرُونَ مِنكُم مِّن نِّسَآئِهِم مَّا هُنَّ أُمَّهَٰتِهِمْ ۖ إِنْ أُمَّهَٰتُهُمْ إِلَّا ٱلَّٰٓـِٔى وَلَدْنَهُمْ ۚ وَإِنَّهُمْ لَيَقُولُونَ مُنكَرًۭا مِّنَ ٱلْقَوْلِ وَزُورًۭا ۚ وَإِنَّ ٱللَّهَ لَعَفُوٌّ غَفُورٌۭ
elleẕîne yüżâhirûne minküm min nisâihim mâ hünne ümmehâtihim. in ümmehâtühüm ille-llâî velednâhüm. veinnehüm leyeḳûlûne münkeram mine-lḳavli vezûrâ. veinne-llâhe le`afüvvun gafûr.
İçinizde karılarını "zıhar" yapanlar bilsinler ki, karıları anneleri değildir; anneleri ancak, onları doğuranlardır. Doğrusu söyledikleri kötü ve asılsız bir sözdür. Allah şüphesiz affedendir, bağışlayandır.
3
وَٱلَّذِينَ يُظَٰهِرُونَ مِن نِّسَآئِهِمْ ثُمَّ يَعُودُونَ لِمَا قَالُوا۟ فَتَحْرِيرُ رَقَبَةٍۢ مِّن قَبْلِ أَن يَتَمَآسَّا ۚ ذَٰلِكُمْ تُوعَظُونَ بِهِۦ ۚ وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌۭ
velleẕîne yüżâhirûne min nisâihim ŝümme ye`ûdûne limâ ḳâlû fetaḥrîru raḳabetim min ḳabli ey yetemâssâ. ẕâliküm tû`ażûne bih. vellâhü bimâ ta`melûne ḫabîr.
Karılarını zıhar yoluyla boşamak isteyip, sonra sözlerinden dönenlerin, ailesiyle temas etmeden bir köle azad etmeleri gerekir. Size bu hususta böylece öğüt verilmektedir. Allah, işlediklerinizden haberdardır.
4
فَمَن لَّمْ يَجِدْ فَصِيَامُ شَهْرَيْنِ مُتَتَابِعَيْنِ مِن قَبْلِ أَن يَتَمَآسَّا ۖ فَمَن لَّمْ يَسْتَطِعْ فَإِطْعَامُ سِتِّينَ مِسْكِينًۭا ۚ ذَٰلِكَ لِتُؤْمِنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ ۚ وَتِلْكَ حُدُودُ ٱللَّهِ ۗ وَلِلْكَٰفِرِينَ عَذَابٌ أَلِيمٌ
femel lem yecid feṣiyâmü şehrayni mütetâbi`ayni min ḳabli ey yetemâssâ. femel lem yesteṭi` feiṭ`âmü sittîne miskînâ. ẕâlike litü'minû billâhi verasûlih. vetilke ḥudûdü-llâh. velilkâfirîne `aẕâbün elîm.
Azad edecek köle bulamayanın, ailesiyle temastan önce iki ay birbiri peşinden oruç tutması gerekir. Buna gücü yetmeyen, altmış düşkünü doyurur. Bu kolaylık, Allah'a ve Peygamberine inanmış olmanızdan ötürüdür; bunlar, Allah'ın koyduğu sınırlardır; inkar edenler için can yakıcı azap vardır.
5
إِنَّ ٱلَّذِينَ يُحَآدُّونَ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ كُبِتُوا۟ كَمَا كُبِتَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ ۚ وَقَدْ أَنزَلْنَآ ءَايَٰتٍۭ بَيِّنَٰتٍۢ ۚ وَلِلْكَٰفِرِينَ عَذَابٌۭ مُّهِينٌۭ
inne-lleẕîne yüḥâddûne-llâhe verasûlehû kübitû kemâ kübite-lleẕîne min ḳablihim veḳad enzelnâ âyâtim beyyinât. velilkâfirîne `aẕâbüm mühîn.
Allah'a ve Peygamberine karşı gelenler, kendilerinden öncekiler nasıl alçaltıldı ise öyle alçaltılacaklardır. Biz, apaçık ayetler indirmişizdir, bunları inkar edene alçaltıcı azap vardır.
6
يَوْمَ يَبْعَثُهُمُ ٱللَّهُ جَمِيعًۭا فَيُنَبِّئُهُم بِمَا عَمِلُوٓا۟ ۚ أَحْصَىٰهُ ٱللَّهُ وَنَسُوهُ ۚ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍۢ شَهِيدٌ
yevme yeb`aŝühümü-llâhü cemî`an feyünebbiühüm bimâ `amilû. aḥṣâhü-llâhü venesûh. vellâhü `alâ külli şey'in şehîd.
Allah onların hepsini dirilttiği gün, kendilerine işlediklerini haber verir; Allah onları bir bir saymıştır, fakat kendileri unutmuşlardır. Allah her şeye şahiddir.
7
أَلَمْ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ يَعْلَمُ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ ۖ مَا يَكُونُ مِن نَّجْوَىٰ ثَلَٰثَةٍ إِلَّا هُوَ رَابِعُهُمْ وَلَا خَمْسَةٍ إِلَّا هُوَ سَادِسُهُمْ وَلَآ أَدْنَىٰ مِن ذَٰلِكَ وَلَآ أَكْثَرَ إِلَّا هُوَ مَعَهُمْ أَيْنَ مَا كَانُوا۟ ۖ ثُمَّ يُنَبِّئُهُم بِمَا عَمِلُوا۟ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌ
elem tera enne-llâhe ya`lemü mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-l'arḍ. mâ yekûnü min necvâ ŝelâŝetin illâ hüve râbi`uhüm velâ ḫamsetin illâ hüve sâdisühüm velâ ednâ min ẕâlike velâ ekŝera illâ hüve me`ahüm eyne mâ kânû. ŝümme yünebbiühüm bimâ `amilû yevme-lḳiyâmeh. inne-llâhe bikülli şey'in `alîm.
Göklerde olanları da, yerde olanları da Allah'ın bildiğini bilmez misin? Üç kişinin gizli bulunduğu yerde dördüncü mutlaka O'dur; beş kişinin gizli bulunduğu yerde altıncıları mutlaka O'dur; bunlardan az veya çok, ne olursa olsunlar nerede bulunurlarsa bulunsunlar, mutlak onlarla beraberdir. Sonra, kıyamet günü, işlediklerini onlara haber verir. Doğrusu Allah her şeyi bilendir.
8
أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ نُهُوا۟ عَنِ ٱلنَّجْوَىٰ ثُمَّ يَعُودُونَ لِمَا نُهُوا۟ عَنْهُ وَيَتَنَٰجَوْنَ بِٱلْإِثْمِ وَٱلْعُدْوَٰنِ وَمَعْصِيَتِ ٱلرَّسُولِ وَإِذَا جَآءُوكَ حَيَّوْكَ بِمَا لَمْ يُحَيِّكَ بِهِ ٱللَّهُ وَيَقُولُونَ فِىٓ أَنفُسِهِمْ لَوْلَا يُعَذِّبُنَا ٱللَّهُ بِمَا نَقُولُ ۚ حَسْبُهُمْ جَهَنَّمُ يَصْلَوْنَهَا ۖ فَبِئْسَ ٱلْمَصِيرُ
elem tera ile-lleẕîne nühû `ani-nnecvâ ŝümme ye`ûdûne limâ nühû `anhü veyetenâcevne bil'iŝmi vel`udvâv vema`ṣiyeti-rrasûl. veiẕâ câûke ḥayyevke bimâ lem yüḥayyike bihi-llâhü veyeḳûlûne fî enfüsihim levlâ yü`aẕẕibüne-llâhü bimâ neḳûl. ḥasbühüm cehennem. yaṣlevnehâ. febi'se-lmeṣîr.
Gizli toplantıdan menedilen, sonra menolundukları şeyi yapmaya kalkışarak günah işlemek, düşmanlık etmek ve Peygambere karşı gelmek konusunda gizli gizli konuşanları görmedin mi? Sana geldiklerinde, Allah'ın seni selamlamadığı bir şekilde seni selamlarlar; içlerinden, "Gerçekten peygamber olsaydı Allah'ın bizi, söylediklerimizden ötürü, cezalandırması gerekmez miydi?" derler. Cehennem onlara yeter. Oraya girerler, ne kötü dönüştür!
9
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِذَا تَنَٰجَيْتُمْ فَلَا تَتَنَٰجَوْا۟ بِٱلْإِثْمِ وَٱلْعُدْوَٰنِ وَمَعْصِيَتِ ٱلرَّسُولِ وَتَنَٰجَوْا۟ بِٱلْبِرِّ وَٱلتَّقْوَىٰ ۖ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ ٱلَّذِىٓ إِلَيْهِ تُحْشَرُونَ
yâ eyyühe-lleẕîne âmenû iẕâ tenâceytüm felâ tetenâcev bil'iŝmi vel`udvâni vema`ṣiyeti-rrasûli vetenâcev bilbirri vettaḳvâ. vetteḳu-llâhe-lleẕî ileyhi tuḥşerûn.
Ey inananlar! Gizli konuştuğunuz zaman, günah işlemeyi, düşmanlık etmeyi ve Peygambere karşı gelmeyi fısıldaşmayın; iyilik yapmak ve Allah'a karşı gelmekten sakınmayı konuşun; kıyamet günü huzurunda toplanacağınız Allah'tan sakının.
10
إِنَّمَا ٱلنَّجْوَىٰ مِنَ ٱلشَّيْطَٰنِ لِيَحْزُنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَلَيْسَ بِضَآرِّهِمْ شَيْـًٔا إِلَّا بِإِذْنِ ٱللَّهِ ۚ وَعَلَى ٱللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ ٱلْمُؤْمِنُونَ
inneme-nnecvâ mine-şşeyṭâni liyaḥzüne-lleẕîne âmenû veleyse biḍârrihim şey'en illâ biiẕni-llâh. ve`ale-llâhi felyetevekkeli-lmü'minûn.
Gizli toplantılar inananları üzmek için şeytanın istediği şeydir; Allah'ın izni olmadıkça şeytan onlara bir zarar veremez; inananlar yalnız Allah'a güvensinler.
11
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِذَا قِيلَ لَكُمْ تَفَسَّحُوا۟ فِى ٱلْمَجَٰلِسِ فَٱفْسَحُوا۟ يَفْسَحِ ٱللَّهُ لَكُمْ ۖ وَإِذَا قِيلَ ٱنشُزُوا۟ فَٱنشُزُوا۟ يَرْفَعِ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مِنكُمْ وَٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْعِلْمَ دَرَجَٰتٍۢ ۚ وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌۭ
yâ eyyühe-lleẕîne âmenû iẕâ ḳîle leküm tefesseḥû fi-lmecâlisi fefseḥû yefseḥi-llâhü leküm. veiẕâ ḳîle-nşüzû fenşüzû yerfe`i-llâhü-lleẕîne âmenû minküm velleẕîne ûtü-l`ilme deracât. vellâhü bimâ ta`melûne ḫabîr.
Ey inananlar! Toplantılarda, size, "Yer açın" denince yer açın ki Allah da size genişlik versin; "Kalkın" denildiği zaman da hemen kalkın ki, Allah, içinizden inanmış olanları ve kendilerine ilim verilenleri derecelerle yükseltsin. Allah işlediklerinizden haberdardır.
12
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِذَا نَٰجَيْتُمُ ٱلرَّسُولَ فَقَدِّمُوا۟ بَيْنَ يَدَىْ نَجْوَىٰكُمْ صَدَقَةًۭ ۚ ذَٰلِكَ خَيْرٌۭ لَّكُمْ وَأَطْهَرُ ۚ فَإِن لَّمْ تَجِدُوا۟ فَإِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌۭ رَّحِيمٌ
yâ eyyühe-lleẕîne âmenû iẕâ nâceytümü-rrasûle feḳaddimû beyne yedey necvâküm ṣadeḳaten. ẕâlike ḫayrul leküm veaṭher. feil lem tecidû feinne-llâhe gafûrur raḥîm.
Ey inananlar! Peygamberle hususi olarak konuşacağınızda, bu konuşmanızdan önce fakirlere sadaka veriniz; bu, sizin daha iyi ve daha temiz olmanız içindir. Eğer sadaka verecek bir şey bulamazsanız üzülmeyiniz. Allah şüphesiz bağışlayandır, acıyandır.
13
ءَأَشْفَقْتُمْ أَن تُقَدِّمُوا۟ بَيْنَ يَدَىْ نَجْوَىٰكُمْ صَدَقَٰتٍۢ ۚ فَإِذْ لَمْ تَفْعَلُوا۟ وَتَابَ ٱللَّهُ عَلَيْكُمْ فَأَقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتُوا۟ ٱلزَّكَوٰةَ وَأَطِيعُوا۟ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ ۚ وَٱللَّهُ خَبِيرٌۢ بِمَا تَعْمَلُونَ
eeşfaḳtüm en tüḳaddimû beyne yedey necvâküm ṣadeḳât. feiẕ lem tef`alû vetâbe-llâhü `aleyküm feeḳîmu-ṣṣalâte veâtü-zzekâte veeṭî`ü-llâhe verasûleh. vellâhü ḫabîrum bimâ ta`melûn.
Hususi konuşmanızdan önce sadaka vermekten ürktünüz mü ki bunu yerine getirmediniz? Ama Allah, tevbenizi kabul etmiştir. Öyleyse namazı kılın, zekatı verin, Allah'a ve Peygamberine itaat edin. Allah, işlediklerinizden haberdardır.
14
۞ أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ تَوَلَّوْا۟ قَوْمًا غَضِبَ ٱللَّهُ عَلَيْهِم مَّا هُم مِّنكُمْ وَلَا مِنْهُمْ وَيَحْلِفُونَ عَلَى ٱلْكَذِبِ وَهُمْ يَعْلَمُونَ
elem tera ile-lleẕîne tevellev ḳavmen gaḍibe-llâhü `aleyhim. mâ hüm minküm velâ minhüm veyaḥlifûne `ale-lkeẕibi vehüm ya`lemûn.
Allah'ın gazabettiği milleti dost edinen münafıkları görmedin mi? Onlar ne sizdendir ne de onlardan, bile bile, yalan yere yemin etmektedirler.
15
أَعَدَّ ٱللَّهُ لَهُمْ عَذَابًۭا شَدِيدًا ۖ إِنَّهُمْ سَآءَ مَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ
e`adde-llâhü lehüm `aẕâben şedîdâ. innehüm sâe mâ kânû ya`melûn.
Allah, onlara çetin bir azap hazırlamıştır. İşledikleri şey ne kötüdür!
16
ٱتَّخَذُوٓا۟ أَيْمَٰنَهُمْ جُنَّةًۭ فَصَدُّوا۟ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ فَلَهُمْ عَذَابٌۭ مُّهِينٌۭ
itteḫaẕû eymânehüm cünneten feṣaddû `an sebîli-llâhi felehüm `aẕâbüm mühîn.
Yeminlerini kalkan edindiler de, Allah yolundan alıkoydular; onlara alçaltıcı bir azap vardır.
17
لَّن تُغْنِىَ عَنْهُمْ أَمْوَٰلُهُمْ وَلَآ أَوْلَٰدُهُم مِّنَ ٱللَّهِ شَيْـًٔا ۚ أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ ۖ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ
len tugniye `anhüm emvâlühüm velâ evlâdühüm mine-llâhi şey'â. ülâike aṣḥâbü-nnâr. hüm fîhâ ḫâlidûn.
Malları ve çocukları, onlara, Allah katında bir fayda sağlamaz. Onlar cehennemliklerdir, orada temelli kalacaklardır.
18
يَوْمَ يَبْعَثُهُمُ ٱللَّهُ جَمِيعًۭا فَيَحْلِفُونَ لَهُۥ كَمَا يَحْلِفُونَ لَكُمْ ۖ وَيَحْسَبُونَ أَنَّهُمْ عَلَىٰ شَىْءٍ ۚ أَلَآ إِنَّهُمْ هُمُ ٱلْكَٰذِبُونَ
yevme yeb`aŝühümü-llâhü cemî`an feyaḥlifûne lehû kemâ yaḥlifûne leküm veyaḥsebûne ennehüm `alâ şey'. elâ innehüm hümü-lkâẕibûn.
Allah, onların hepsini tekrar dirilttiği gün, size yemin ettikleri gibi O'na yemin ederler; kendilerine bir yarar sağlayacağını sanırlar. Dikkat edin; onlar şüphesiz yalancıdırlar.
19
ٱسْتَحْوَذَ عَلَيْهِمُ ٱلشَّيْطَٰنُ فَأَنسَىٰهُمْ ذِكْرَ ٱللَّهِ ۚ أُو۟لَٰٓئِكَ حِزْبُ ٱلشَّيْطَٰنِ ۚ أَلَآ إِنَّ حِزْبَ ٱلشَّيْطَٰنِ هُمُ ٱلْخَٰسِرُونَ
istaḥveẕe `aleyhimü-şşeyṭânü feensâhüm ẕikra-llâh. ülâike ḥizbü-şşeyṭân. elâ inne ḥizbe-şşeyṭâni hümü-lḫâsirûn.
Şeytan onların başlarına dikilip Allah'ı anmayı unutturmuştur. İşte onlar şeytanın taraftarlarıdır. İyi bilin; şeytanın taraftarları elbette hüsrandadırlar.
20
إِنَّ ٱلَّذِينَ يُحَآدُّونَ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥٓ أُو۟لَٰٓئِكَ فِى ٱلْأَذَلِّينَ
inne-lleẕîne yüḥâddûne-llâhe verasûlehû ülâike fi-l'eẕellîn.
Allah'a ve Peygamberine karşı gelenler; işte onlar, en alçak kimselerle beraberdirler.
21
كَتَبَ ٱللَّهُ لَأَغْلِبَنَّ أَنَا۠ وَرُسُلِىٓ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ قَوِىٌّ عَزِيزٌۭ
ketebe-llâhü leaglibenne ene verusülî. inne-llâhe ḳaviyyün `azîz.
Allah, "And olsun ki Ben ve peygamberlerim üstün geleceğiz" diye yazmıştır. Doğrusu Allah kuvvetlidir, güçlüdür.
22
لَّا تَجِدُ قَوْمًۭا يُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْءَاخِرِ يُوَآدُّونَ مَنْ حَآدَّ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ وَلَوْ كَانُوٓا۟ ءَابَآءَهُمْ أَوْ أَبْنَآءَهُمْ أَوْ إِخْوَٰنَهُمْ أَوْ عَشِيرَتَهُمْ ۚ أُو۟لَٰٓئِكَ كَتَبَ فِى قُلُوبِهِمُ ٱلْإِيمَٰنَ وَأَيَّدَهُم بِرُوحٍۢ مِّنْهُ ۖ وَيُدْخِلُهُمْ جَنَّٰتٍۢ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا ۚ رَضِىَ ٱللَّهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا۟ عَنْهُ ۚ أُو۟لَٰٓئِكَ حِزْبُ ٱللَّهِ ۚ أَلَآ إِنَّ حِزْبَ ٱللَّهِ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ
lâ tecidü ḳavmey yü'minûne billâhi velyevmi-l'âḫiri yüvâddûne men ḥâdde-llâhe verasûlehû velev kânû âbâehüm ev ebnâehüm ev iḫvânehüm ev `aşîratehüm. ülâike ketebe fî ḳulûbihimü-l'îmâne veeyyedehüm birûḥim minh. veyüdḫilühüm cennâtin tecrî min taḥtihe-l'enhâru ḫâlidîne fîhâ. raḍiye-llâhü `anhüm veraḍû `anh. ülâike ḥizbü-llâh. elâ inne ḥizbe-llâhi hümü-lmüfliḥûn.
Allah'a ve ahiret gününe inanan bir milletin, babaları veya oğulları veya kardeşleri ya da akrabaları olsa bile Allah'a ve Peygamberine karşı gelenlere, sevgi beslediklerini görmezsin. İşte Allah, imanı bunların kalblerine yazmış, katından bir nur ile onları desteklemiştir. Onları, içlerinden ırmaklar akan, içinde temelli kalacakları cennetlere koyar. Allah onlardan hoşnut olmuştur, onlar da Allah'tan hoşnut olmuştur. İşte bunlar, Allah'tan yana olanlardır. İyi bilin ki, saadete erecek olanlar, Allah'tan yana olanlardır.

Mücadele Suresi Hakkında Her Şey

Mücadele Suresi'nin anlamı, fazileti, tefsiri, nüzul sebebi ve daha fazlası hakkında kapsamlı bilgiler.

Mücadele Suresi Tanıtımı

Mücadele Suresi Nedir?

Mücadele Suresi, Kur'an-ı Kerîm'in 58. suresi olup 22 ayetten oluşmaktadır. "Mücadele" kelimesi Arapçada "karşılıklı tartışma, şikâyette bulunma, hakkını arama" anlamına gelir. Surenin adı, ilk ayetlerde kocasının davranışından rahatsız olan bir kadının Peygamber Efendimiz'e (s.a.v.) şikâyette bulunmasını anlatan rivayetten gelmektedir.

Sure, Medine döneminde nazil olmuş bir Medenî suredir. Bu dönemin özelliğine uygun olarak hukuki, ahlaki ve toplumsal düzenlemeleri kapsamlı biçimde ele almaktadır. Başta zıhar meselesi olmak üzere münafıkların tutumu, gizli toplantılar ve toplumsal adap konularında önemli hükümler içermektedir.

Surenin temel mesajı, Allah'ın her şeyi işittiği ve bildiği gerçeğidir. Nitekim surenin pek çok ayetinde Allah'ın her sözü, her gizli konuşmayı bildiği vurgulanmaktadır. Bu çerçevede sure, bireysel adaletten toplumsal ahlaka uzanan geniş bir yelpazede Müslümanlara rehberlik etmektedir.

Bilinmesi Gerekenler

Mücadele Suresi Hakkında Bilinmesi Gerekenler

  • Sure Adı: "Mücadele" kelimesi, hakkını aramak için Peygamber'e başvuran bir kadının (Havle bint Sa'lebe) durumunu ifade etmekte olup surenin ruhunu yansıtır.
  • Nüzul Yeri ve Dönemi: Medine'de nazil olmuş Medenî bir suredir; hukuki ve sosyal düzenlemelere odaklanan olgunluk dönemi vahiylerinden sayılır.
  • Cüz ve Sayfa: Kur'an'ın 28. cüzünde yer almakta olup Mushaf'ta 542. sayfadan başlamaktadır.
  • Nüzul Sırası: Nüzul sırası 58 olarak kabul edilmektedir; Kur'an'daki tertip numarası da 58'dir.
  • Ana Konu — Zıhar: İslam öncesi Arap geleneğinde kocaların eşlerine söylediği ve evliliği askıya alan "zıhar" yasağı bu surede kaldırılmış, kefaret hükümleri belirlenmiştir.
  • Allah'ın İlmi Vurgusu: Surede "Allah her şeyi hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir" (58:1) gibi ifadeler tekrarlanarak Allah'ın ilminin her gizli-açık şeyi kuşattığı ısrarla hatırlatılmaktadır.
Faziletleri ve Hadisler

Hz. Havle'nin kocasıyla ilgili şikâyeti üzerine inmiştir. Gizli konuşmaların yasak olduğu durumlar belirtilir.

Nüzul Sebebi ve Tarihi Bağlam

Havle bint Sa'lebe'nin zıhar meselesinde şikâyeti üzerine indirilmiştir.

Ana Konuları ve İçinde Geçen Olaylar

Mücadele Suresi'nin Ana Konuları ve Mesajı

Mücadele Suresi, birbirine bağlı dört ana eksen etrafında şekillenmektedir.

Birinci eksen: Zıhar ve kefaret. Cahiliye döneminden kalma zıhar geleneği İslam'ın hukuki çerçevesiyle yeniden düzenlenmiş, bu uygulamanın evliliği sona erdirmediği fakat ciddi bir kefaret gerektirdiği açıklanmıştır. Surenin bu bölümü, bir kadının meşru hakkını aramaktan çekinmemesinin somut bir sonucu olarak değerlendirilir.

İkinci eksen: Gizli toplantılar ve münafıkların tutumu. Sure, Müslümanlar arasında fitne çıkarmak amacıyla yapılan gizli konuşmaları ve dedikodu meclislerini açıkça eleştirmekte; böyle bir tavrın şeytanın teşvikiyle ortaya çıktığını belirtmektedir. Münafıkların ve bazı çevrelerin Peygamber'e karşı sergilediği saygısız tutum da bu bağlamda kınanmaktadır.

Üçüncü eksen: Toplumsal adap ve meclislerdeki davranış. Müslümanlara toplantılarda yer açma, davet edilmeden öne geçmeme ve gerektiğinde dağılma konusunda pratik ilkeler sunulmaktadır. Peygamberle özel görüşme yapmak isteyenler için getirilen ve ardından hafifletilen sadaka uygulaması da bu eksen içinde değerlendirilebilir.

Dördüncü eksen: Allah'ın dostlarıyla düşmanlarına karşı net tutum. Sure, gerçek imanın insanı Allah'ın dostlarıyla aynı cephede, O'nun düşmanlarına karşı ise dik durmada birleştireceğini güçlü biçimde vurgular. "Allah'ın tarafı muhakkak galip gelecektir" mesajı, surenin genel ruhunu özetleyen temel bir vurgu olarak öne çıkmaktadır.

Kapsamlı Tefsir Özeti

Mücadele Suresi Tefsiri ve Ayet Ayet Özeti

Zıhar ve Kadının Şikâyeti (1-4. ayetler)

Surenin açılışı, kocasının "Sen bana anamın sırtı gibisin" diyerek zıhar yaptığı kadının —rivayetlere göre Havle bint Sa'lebe— Peygamber Efendimiz'e yakınmasıyla başlar. Allah Teâlâ bu şikâyeti bizzat işittiğini bildirmekte ve zıharın evliliği sona erdirmediğini, ancak ağır bir kefaret gerektirdiğini açıklamaktadır. Kefaret sıralaması; bir köleyi azat etmek, buna güç yetiremeyen için ard arda iki ay oruç tutmak ve buna da gücü yetmeyenler için altmış yoksulu doyurmak şeklinde belirlenmiştir.

Zıhar Yasaklarının Pekiştirilmesi (5-6. ayetler)

Bu iki ayet, Allah'a ve Resulüne karşı çıkanların daha önceki toplulukların akıbetine uğrayacağını hatırlatmakta; Allah'ın kıyamet gününde tüm amelleri birer birer ortaya koyacağını ilan etmektedir. Böylece zıhar hükmüyle ilgili itiraz ya da ihmalin ciddi sonuçları olabileceği vurgulanır.

Gizli Konuşmalar ve Münafıkların Tutumu (7-10. ayetler)

Bu bölümde Allah'ın her gizli konuşmadan haberdar olduğu hatırlatılmakta; ikili, üçlü ya da daha kalabalık grupların her fısıltısının bilgisinin Allah'a ait olduğu vurgulanmaktadır. Münafıkların ve bazı çevrelerin Peygamber'e karşı saygısız bir şekilde "es-sâmu aleyke" (ölüm sana olsun) diyerek selam verdiği ve bunun kınandığı görülmektedir. Mü'minlere yöneltilen uyarıyla, fitne amaçlı gizli toplantıların şeytanın kışkırtmasından kaynaklandığı açıklanmaktadır.

Meclislerde Adap ve Sadaka Uygulaması (11-13. ayetler)

Mü'minlere toplantılarda yer açmaları emredilmekte; Allah'ın bu güzel davranışı genişlikle karşılık vereceği müjdelenmektedir. Ayrıca Peygamberle gizli bir konuşma yapmak isteyen kişilerin önce sadaka vermesi gerektiği belirtilmiş, bu uygulama daha sonra hafifletilerek kaldırılmıştır. Bu ayetler, özellikle cömertlik ve toplumsal dayanışma bağlamında tefsir kitaplarında geniş biçimde ele alınmıştır.

Allah Dostları ve Şeytan'ın Taraftarları (14-22. ayetler)

Surenin son bölümü, münafıkları ve Allah ile Peygamber'e düşman olanları ele almaktadır. Gerçek mü'minlerin, yakın akrabaları bile olsa Allah'a ve Resulüne düşman olanlara sevgi besleyemeyeceği ilan edilmektedir. Sure, "Allah'ın tarafı muhakkak galip gelecektir" mesajıyla son bulmakta; Allah'a sığınan ve imanı kalbiyle doğrulayan toplulukların ilahi destekle güçlendirileceği müjdelenmektedir.

Kur'an'daki Konumu ve İstatistikler
58
Sure Numarası
22
Ayet Sayısı
58
Nüzul Sırası
Medeni
İniş Yeri
28
Cüz
542
Sayfa
0
Kelime
0
Harf

Mücadele Suresi, Kur'an-ı Kerîm'in 58. suresi olup 22 ayetten oluşmaktadır. Medenî bir sure olan Mücadele, Kur'an'ın 28. cüzünde yer almakta ve Mushaf'ın 542. sayfasında başlamaktadır. Nüzul sırası 58. sure olarak kabul edilmektedir. Sure, zıhar, kefaret, toplumsal adap ve münafıkların tutumu gibi hukuki ve ahlaki konuları yoğun biçimde ele alan orta uzunlukta bir Medine suresidir.

Sık Sorulan Sorular (SSS)
Mücadele Suresi kaç ayettir?
Mücadele Suresi 22 ayetten oluşmaktadır. Kur'an-ı Kerîm'in 58. suresi olup Medine döneminde nazil olmuş Medenî bir suredir.
Mücadele Suresi ne anlama gelir?
"Mücadele" kelimesi Arapçada hakkını aramak için karşı tarafa itiraz etmek, şikâyette bulunmak anlamına gelir. Sure, kocasının davranışından şikâyet eden bir kadının Peygamber'e başvurmasını anlatan rivayetten adını almıştır.
Mücadele Suresi Medenî mi Mekkî mi?
Mücadele Suresi Medenî bir suredir; yani Peygamber Efendimiz'in Medine'ye hicretinden sonra nazil olmuştur. Bu dönem surelerinin özelliğine uygun olarak hukuki ve toplumsal konuları kapsamlı biçimde ele almaktadır.
Mücadele Suresi hangi cüzdedir?
Mücadele Suresi Kur'an-ı Kerîm'in 28. cüzünde yer almaktadır. Mushaf'ta 542. sayfadan başlamaktadır.
Mücadele Suresi'nin ana konusu nedir?
Surenin ana konuları; zıhar ve kefaret hükümleri, münafıkların ve fitne çıkaranların tutumu, gizli toplantılara ilişkin uyarılar, meclislerde uyulması gereken adap kuralları ve Allah ile Peygamber'e karşı net bir tutum almaktır.
Mücadele Suresi hangi olayı anlatır?
Surenin ilk ayetleri, rivayetlere göre Havle bint Sa'lebe adlı sahabe kadının kocasının zıhar uygulamasını Peygamber'e şikâyet etmesi üzerine nazil olmuştur. Zıhar, cahiliye döneminde kocanın eşine 'Sen bana anamın sırtı gibisin' demesiyle onu kendisine haram kılması geleneğiydi; bu sure bu uygulamayı İslami hukuk çerçevesinde yeniden düzenlemiştir.
Mücadele Suresi nasıl ve ne zaman okunur?
Mücadele Suresi namazlarda, Kur'an tilavetinde ve özellikle hak-hukuk meseleleri üzerine tefekkür edildiğinde okunabilir. Surenin belirli bir vakti için sahih kaynaklarda özel bir vakit tahsisi bulunmamakla birlikte her vakit okunması tavsiye edilen bir Kur'an suresidir.
Mücadele Suresi'nin fazileti nedir?
Mücadele Suresi'ne özgü müstakil bir fazilet hadisi kaynaklarda net biçimde yer almamaktadır. Ancak tüm Kur'an surelerini okumanın sevabına dair genel hadisler (Tirmizî, Müslim) bu sure için de geçerlidir. Surenin içerdiği hukuki ve ahlaki ilkeler üzerine düşünerek okunması, Müslümanların toplumsal hayatına önemli katkılar sağlar.
-
Mishary Rashid Alafasy
0:00
0:00