سُورَةُ المُمۡتَحنَةِ

Mümtehine Suresi

13 Ayet Medeni 60. Nüzul Sırası 28. Cüz
Hafızlık Modu
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَتَّخِذُوا۟ عَدُوِّى وَعَدُوَّكُمْ أَوْلِيَآءَ تُلْقُونَ إِلَيْهِم بِٱلْمَوَدَّةِ وَقَدْ كَفَرُوا۟ بِمَا جَآءَكُم مِّنَ ٱلْحَقِّ يُخْرِجُونَ ٱلرَّسُولَ وَإِيَّاكُمْ ۙ أَن تُؤْمِنُوا۟ بِٱللَّهِ رَبِّكُمْ إِن كُنتُمْ خَرَجْتُمْ جِهَٰدًۭا فِى سَبِيلِى وَٱبْتِغَآءَ مَرْضَاتِى ۚ تُسِرُّونَ إِلَيْهِم بِٱلْمَوَدَّةِ وَأَنَا۠ أَعْلَمُ بِمَآ أَخْفَيْتُمْ وَمَآ أَعْلَنتُمْ ۚ وَمَن يَفْعَلْهُ مِنكُمْ فَقَدْ ضَلَّ سَوَآءَ ٱلسَّبِيلِ
yâ eyyühe-lleẕîne âmenû lâ tetteḫiẕû `adüvvî ve`adüvveküm evliyâe tülḳûne ileyhim bilmeveddeti veḳad keferû bimâ câeküm mine-lḥaḳḳ. yuḫricûne-rrasûle veiyyâküm en tü'minû billâhi rabbiküm. in küntüm ḫaractüm cihâden fî sebîlî vebtigâe merḍâtî tüsirrûne ileyhim bilmeveddeh. veenâ a`lemü bimâ aḫfeytüm vemâ a`lentüm. vemey yef`alhü minküm feḳad ḍalle sevâe-ssebîl.
Ey inananlar! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları dost edinmeyin. Onlar, size gelen gerçeği inkar etmişken, onlara sevgi gösteriyorsunuz; oysa onlar, Rabbiniz olan Allah'a inandığınızdan ötürü sizi ve Peygamberi yurdunuzdan çıkarıyorlar. Eğer sizler Benim yolumda savaşmak ve rızamı kazanmak için çıkmışsanız onlara nasıl sevgi gösterirsiniz? Ben, sizin gizlediğinizi de, açığa vurduğunuzu da bilirim. İçinizden onlara sevgi gösteren kimse, şüphesiz doğru yoldan sapmıştır.
2
إِن يَثْقَفُوكُمْ يَكُونُوا۟ لَكُمْ أَعْدَآءًۭ وَيَبْسُطُوٓا۟ إِلَيْكُمْ أَيْدِيَهُمْ وَأَلْسِنَتَهُم بِٱلسُّوٓءِ وَوَدُّوا۟ لَوْ تَكْفُرُونَ
iy yeŝḳafûküm yekûnû leküm a`dâev veyebsüṭû ileyküm eydiyehüm veelsinetehüm bissûi veveddû lev tekfürûn.
Eğer sizi elegeçirirlerse sizin onlara gösterdiğiniz sevgiyi göstermezler, size düşman olurlar, ellerini ve dillerini fenalık etmek için uzatırlar, keşke inkar etseniz isterler.
3
لَن تَنفَعَكُمْ أَرْحَامُكُمْ وَلَآ أَوْلَٰدُكُمْ ۚ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ يَفْصِلُ بَيْنَكُمْ ۚ وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌۭ
len tenfe`aküm erḥâmüküm velâ evlâdüküm. yevme-lḳiyâmeh. yefṣilü beyneküm. vellâhü bimâ ta`melûne beṣîr.
Yakınlarınız ve çocuklarınız size kıyamet gününde bir fayda veremezler. Allah onlarla sizi ayırır. Allah işlediklerinizi görendir.
4
قَدْ كَانَتْ لَكُمْ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌۭ فِىٓ إِبْرَٰهِيمَ وَٱلَّذِينَ مَعَهُۥٓ إِذْ قَالُوا۟ لِقَوْمِهِمْ إِنَّا بُرَءَٰٓؤُا۟ مِنكُمْ وَمِمَّا تَعْبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ كَفَرْنَا بِكُمْ وَبَدَا بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمُ ٱلْعَدَٰوَةُ وَٱلْبَغْضَآءُ أَبَدًا حَتَّىٰ تُؤْمِنُوا۟ بِٱللَّهِ وَحْدَهُۥٓ إِلَّا قَوْلَ إِبْرَٰهِيمَ لِأَبِيهِ لَأَسْتَغْفِرَنَّ لَكَ وَمَآ أَمْلِكُ لَكَ مِنَ ٱللَّهِ مِن شَىْءٍۢ ۖ رَّبَّنَا عَلَيْكَ تَوَكَّلْنَا وَإِلَيْكَ أَنَبْنَا وَإِلَيْكَ ٱلْمَصِيرُ
ḳad kânet leküm üsvetün ḥasenetün fî ibrâhîme velleẕîne me`ah. iẕ ḳâlû liḳavmihim innâ büraâü minküm vemimmâ ta`büdûne min dûni-llâh. kefernâ biküm vebedâ beynenâ vebeynekümü-l`adâvetü vebagḍâü ebeden ḥattâ tü'minû billâhi vaḥdehû illâ ḳavle ibrâhîme liebîhi leestagfiranne leke vemâ emlikü leke mine-llâhi min şey'. rabbenâ `aleyke tevekkelnâ veileyke enebnâ veileyke-lmeṣîr.
İbrahim ve onunla beraber olanlarda, sizin için uyulacak güzel bir örnek vardır. Onlar milletlerine şöyle demişlerdi: "Biz sizden ve Allah'tan başka taptıklarınızdan uzağız; sizin dininizi inkar ediyoruz; bizimle sizin aranızda yalnız Allah'a inanmanıza kadar ebedi düşmanlık ve öfke başgöstermiştir." -Yalnız, İbrahim'in, babasına: "And olsun ki, senin için mağfiret dileyeceğim, fakat sana Allah'tan gelecek herhangi bir şeyi savmaya gücüm yetmez" sözü bu örneğin dışındadır- "Rabbimiz! Sana güvendik, Sana yöneldik; dönüş Sanadır."
5
رَبَّنَا لَا تَجْعَلْنَا فِتْنَةًۭ لِّلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَٱغْفِرْ لَنَا رَبَّنَآ ۖ إِنَّكَ أَنتَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ
rabbenâ lâ tec`alnâ fitnetel lilleẕîne keferû vagfir lenâ rabbenâ. inneke ente-l`azîzü-lḥakîm.
"Rabbimiz! Bizi, inkar edenlerle deneme; bizi bağışla, doğrusu Sen, güçlü olan, Hakim olansın."
6
لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فِيهِمْ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌۭ لِّمَن كَانَ يَرْجُوا۟ ٱللَّهَ وَٱلْيَوْمَ ٱلْءَاخِرَ ۚ وَمَن يَتَوَلَّ فَإِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلْغَنِىُّ ٱلْحَمِيدُ
leḳad kâne leküm fîhim üsvetün ḥasenetül limen kâne yercü-llâhe velyevme-l'âhir. vemey yetevelle feinne-llâhe hüve-lganiyyü-lḥamîd.
And olsun ki, sizlerden, Allah'ı ve ahiret gününü uman kimse için, bunlarda güzel örnekler vardır. Kim yüz çevirirse kendi aleyhine olur, doğrusu Allah müstağnidir, övülmeğe layıktır.
7
۞ عَسَى ٱللَّهُ أَن يَجْعَلَ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَ ٱلَّذِينَ عَادَيْتُم مِّنْهُم مَّوَدَّةًۭ ۚ وَٱللَّهُ قَدِيرٌۭ ۚ وَٱللَّهُ غَفُورٌۭ رَّحِيمٌۭ
`asa-llâhü ey yec`ale beyneküm vebeyne-lleẕîne `âdeytüm minhüm meveddeh. vellâhü ḳadîr. vellâhü gafûrur raḥîm.
Allah'ın sizinle, düşmanlık gösterdiğiniz kimseler arasında bir sevgi yaratması umulur; Allah Kadir'dir, Allah bağışlayandır, acıyandır.
8
لَّا يَنْهَىٰكُمُ ٱللَّهُ عَنِ ٱلَّذِينَ لَمْ يُقَٰتِلُوكُمْ فِى ٱلدِّينِ وَلَمْ يُخْرِجُوكُم مِّن دِيَٰرِكُمْ أَن تَبَرُّوهُمْ وَتُقْسِطُوٓا۟ إِلَيْهِمْ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلْمُقْسِطِينَ
lâ yenhâkümü-llâhü `ani-lleẕîne lem yüḳâtilûküm fi-ddîni velem yuḫricûküm min diyâriküm en teberrûhüm vetuḳsiṭû ileyhim. inne-llâhe yüḥibbü-lmuḳsiṭîn.
Allah, din uğrunda sizinle savaşmayan, sizi yurdunuzdan çıkarmayan kimselere iyilik yapmanızı ve onlara karşı adil davranmanızı yasak kılmaz; doğrusu Allah adil olanları sever.
9
إِنَّمَا يَنْهَىٰكُمُ ٱللَّهُ عَنِ ٱلَّذِينَ قَٰتَلُوكُمْ فِى ٱلدِّينِ وَأَخْرَجُوكُم مِّن دِيَٰرِكُمْ وَظَٰهَرُوا۟ عَلَىٰٓ إِخْرَاجِكُمْ أَن تَوَلَّوْهُمْ ۚ وَمَن يَتَوَلَّهُمْ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلظَّٰلِمُونَ
innemâ yenhâkümü-llâhü `ani-lleẕîne ḳâtelûküm fi-ddîni veaḫracûküm min diyâriküm veżâherû `alâ iḫrâciküm en tevellevhüm. vemey yetevellehüm feülâike hümu-żżâlimûn.
Allah, ancak sizinle din uğrunda savaşanları, sizi yurtlarınızdan çıkaranları ve çıkarılmanıza yardım edenleri dost edinmenizi yasak eder; kim onları dost edinirse, işte onlar zalimdir.
10
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِذَا جَآءَكُمُ ٱلْمُؤْمِنَٰتُ مُهَٰجِرَٰتٍۢ فَٱمْتَحِنُوهُنَّ ۖ ٱللَّهُ أَعْلَمُ بِإِيمَٰنِهِنَّ ۖ فَإِنْ عَلِمْتُمُوهُنَّ مُؤْمِنَٰتٍۢ فَلَا تَرْجِعُوهُنَّ إِلَى ٱلْكُفَّارِ ۖ لَا هُنَّ حِلٌّۭ لَّهُمْ وَلَا هُمْ يَحِلُّونَ لَهُنَّ ۖ وَءَاتُوهُم مَّآ أَنفَقُوا۟ ۚ وَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ أَن تَنكِحُوهُنَّ إِذَآ ءَاتَيْتُمُوهُنَّ أُجُورَهُنَّ ۚ وَلَا تُمْسِكُوا۟ بِعِصَمِ ٱلْكَوَافِرِ وَسْـَٔلُوا۟ مَآ أَنفَقْتُمْ وَلْيَسْـَٔلُوا۟ مَآ أَنفَقُوا۟ ۚ ذَٰلِكُمْ حُكْمُ ٱللَّهِ ۖ يَحْكُمُ بَيْنَكُمْ ۚ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌۭ
yâ eyyühe-lleẕîne âmenû iẕâ câekümü-lmü'minâtü mühâcirâtin femteḥinûhünn. allâhü a`lemü biîmânihinn. fein `alimtümûhünne mü'minâtin felâ terci`ûhünne ile-lküffâr. lâ hünne ḥillül lehüm velâ hüm yeḥillûne lehünn. veâtûhüm mâ enfeḳû. velâ cünâḥa `aleyküm en tenkiḥûhünne iẕâ âteytümûhünne ücûrahünn. velâ tümsikû bi`iṣami-lkevâfiri ves'elû mâ enfaḳtüm velyes'elû mâ enfeḳû. ẕâliküm ḥukmü-llâh. yaḥkümü beyneküm. vellâhü `alîmün ḥakîm.
Ey inananlar! İnanmış kadınlar hicret ederek size gelirlerse onları deneyin, hicretlerinin sebebini inceleyin. Allah onların imanlarını çok iyi bilir. Onların mümin kadınlar olduklarını öğrenirseniz, inkarcılara geri çevirmeyin. Bu kadınlar, o inkarcılara helal değildir Onlar da bunlara helal olmazlar. İnkarcıların bu kadınlara verdikleri mehirleri iade edin: Bu kadınların mehirlerini kendilerine verdiğiniz zaman, onlarla evlenmenizde bir engel yoktur. İnkarcı kadınları nikahınızda tutmayın; onlara verdiğiniz mehri isteyin; inkarcı erkekler de hicret eden mümin kadınlara verdikleri mehirleri istesinler. Allah'ın hükmü budur; aranızda O hükmeder. Allah bilendir, Hakim'dir.
11
وَإِن فَاتَكُمْ شَىْءٌۭ مِّنْ أَزْوَٰجِكُمْ إِلَى ٱلْكُفَّارِ فَعَاقَبْتُمْ فَـَٔاتُوا۟ ٱلَّذِينَ ذَهَبَتْ أَزْوَٰجُهُم مِّثْلَ مَآ أَنفَقُوا۟ ۚ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ ٱلَّذِىٓ أَنتُم بِهِۦ مُؤْمِنُونَ
vein fâteküm şey'üm min ezvâciküm ile-lküffâri fe`âḳabtüm feâtü-lleẕîne ẕehebet ezvâcühüm miŝle mâ enfeḳû. vetteḳu-llâhe-lleẕî entüm bihî mü'minûn.
Ey mümin erkekler! Eğer inkar eden (kafir olan) eşlerinize sarfettiklerinizden inkarcılara bir şey geçecek olursa ganimetten, eşleri giden mümin erkeklere sarfettikleri miktar kadarını verin. İnandığınız Allah'a karşı gelmekten sakının.
12
يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِىُّ إِذَا جَآءَكَ ٱلْمُؤْمِنَٰتُ يُبَايِعْنَكَ عَلَىٰٓ أَن لَّا يُشْرِكْنَ بِٱللَّهِ شَيْـًۭٔا وَلَا يَسْرِقْنَ وَلَا يَزْنِينَ وَلَا يَقْتُلْنَ أَوْلَٰدَهُنَّ وَلَا يَأْتِينَ بِبُهْتَٰنٍۢ يَفْتَرِينَهُۥ بَيْنَ أَيْدِيهِنَّ وَأَرْجُلِهِنَّ وَلَا يَعْصِينَكَ فِى مَعْرُوفٍۢ ۙ فَبَايِعْهُنَّ وَٱسْتَغْفِرْ لَهُنَّ ٱللَّهَ ۖ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌۭ رَّحِيمٌۭ
yâ eyyühe-nnebiyyü iẕâ câeke-lmü'minâtü yübâyi`neke `alâ el lâ yüşrikne billâhi şey'ev velâ yesriḳne velâ yeznîne velâ yaḳtülne evlâdehünne velâ ye'tîne bibühtâniy yefterînehû beyne eydîhinne veercülihinne velâ ya`ṣîneke fî ma`rûfin febâyi`hünne vestagfir lehünne-llâh. inne-llâhe gafûrur raḥîm.
Ey Peygamber! İnanmış kadınlar, Allah'a hiçbir ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, başkasının çocuğunu sahiplenerek kocasına isnadda bulunmamak ve uygun olanı işlemekte sana karşı gelmemek şartıyla sana beyat etmek üzere geldikleri zaman, onları kabul et; onlara Allah'tan bağışlanma dile; doğrusu Allah, bağışlayandır, acıyandır.
13
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَتَوَلَّوْا۟ قَوْمًا غَضِبَ ٱللَّهُ عَلَيْهِمْ قَدْ يَئِسُوا۟ مِنَ ٱلْءَاخِرَةِ كَمَا يَئِسَ ٱلْكُفَّارُ مِنْ أَصْحَٰبِ ٱلْقُبُورِ
yâ eyyühe-lleẕîne âmenû lâ tetevellev ḳavmen gaḍibe-llâhü `aleyhim ḳad yeisû mine-l'âḫirati kemâ yeise-lküffâru min aṣḥâbi-lḳubûr.
Ey inananlar! Allah'ın gazabına uğramış milleti dost edinmeyin; inkarcıların kabirde bulunan kimselerden umutlarını kestikleri gibi, onlar da, ahiretten umutlarını kesmişlerdir.

Mümtehine Suresi Hakkında Her Şey

Mümtehine Suresi'nin anlamı, fazileti, tefsiri, nüzul sebebi ve daha fazlası hakkında kapsamlı bilgiler.

Mümtehine Suresi Tanıtımı

Mümtehine Suresi Nedir?

Mümtehine Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 60. suresi olup 13 ayetten oluşan Medenî bir suredir. Sure adını, Arapça'da "imtihan edilen kadın" anlamına gelen "el-mümtehane" kelimesinden almaktadır. Bu isim, surenin 10. ayetinde hicret eden mümin kadınların imanlarının sınanmasına dair hükümlerin yer almasından kaynaklanmaktadır.

Sure, Medine döneminde Mekke'nin fethinden kısa süre önce nazil olmuştur. Temel olarak müminlerin Allah'ın düşmanlarıyla — özellikle müşriklerle — siyasi ve sosyal ilişkilerini düzenlemektedir. İmanın, akrabalık ve dostluk bağlarının önüne geçmesi gerektiğini açık bir şekilde ortaya koymaktadır.

Mümtehine Suresi, Müslüman toplumun kimlik sınırlarını belirleyen ilkeler açısından son derece önemli bir sure olarak kabul edilmektedir. Hz. Hatib bin Ebi Beltea'nın Mekke müşriklerine gizlice mektup göndermesi olayı bu surenin inmesine zemin hazırlamış; sure bu vesileyle iman, sadakat ve velâyet (dost edinme) meselelerinde kalıcı ve evrensel hükümler koymuştur.

Bilinmesi Gerekenler

Mümtehine Suresi Hakkında Bilinmesi Gerekenler

  • Adının Anlamı: "Mümtehine" Arapça'da "imtihan edilen, sınanan kadın" demektir; sure adını 10. ayette hicret eden mümin kadınların iman sınavına tabi tutulmasından almaktadır.
  • Kur'an'daki Yeri: Mümtehine Suresi, Kur'an-ı Kerim'de 60. sırada yer almakta olup 28. cüzün içindedir.
  • İniş Dönemi ve Sebebi: Medenî bir sure olan Mümtehine, Mekke'nin fethinden kısa süre önce inmiştir. Hz. Hatib'in Mekkelilere gizli mektup göndermesi olayı, surenin nüzulüne doğrudan zemin hazırlamıştır.
  • Ana Hükmü: Sure, müminlerin Allah'a ve Resulüne düşman olanlarla dost ve sırdaş olmasını kesinlikle yasaklamakta; müminlerin sadakatinin yalnızca Allah ve müminler yönünde olmasını emretmektedir.
  • Kadın Hakları ve Hicret: Surenin 10-12. ayetleri, hicret eden mümin kadınlara dair hükümler içermekte; onların Müslüman kalıp kalmadıklarının sınanmasını, kâfir kocalarıyla nikâhlarının bitmesini ve yeniden evlenmelerine dair düzenlemeleri kapsamaktadır.
  • Hz. İbrahim (as) ile Bağlantısı: Sure, 4. ayette Hz. İbrahim ve yanındakilerin tutumunu "güzel bir örnek" (üsvetün hasene) olarak göstermekte ve müminleri bu örneğe uymaya davet etmektedir.
Faziletleri ve Hadisler

Hz. İbrahim'in duası ve Müslüman kadınların sığınma hakkı bu surededir. Biat hükümleri açıklanır.

Nüzul Sebebi ve Tarihi Bağlam

Mekke'nin fethinden önce, müşriklerle ilişkilerin sınırlarını belirlemek için indirilmiştir.

Ana Konuları ve İçinde Geçen Olaylar

Mümtehine Suresi'nin Ana Konuları ve Mesajı

Mümtehine Suresi'nin merkezinde, iman ile beşeri bağlar arasındaki tercih meselesi yer almaktadır. Sure, müminleri Allah'a ve Peygamber'e açıkça düşman olan kimseleri sırdaş ve dost edinmekten men etmekte; bu tür dostlukların kişiyi imanıyla çelişkiye düşüreceğini vurgulamaktadır. Hz. İbrahim ve beraberindeki müminlerin müşrik toplumdan açıkça ayrılması, bu ilkeye İslam öncesi tarihten güçlü bir örnek olarak sunulmaktadır.

Surenin ikinci temel konusu, hicret eden mümin kadınlara dair pratik hükümlerdir. Mekke'den Medine'ye sığınan kadınların gerçekten iman edip etmediklerinin sınanması, kâfir kocalarıyla evliliklerinin geçersizliği ve yeniden evlilikleri için kurallar bu kesimde ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır. Bu hükümler, o dönemin siyasi koşullarına özgü olduğu kadar evrensel bir aile ve sadakat ilkesini de barındırmaktadır.

Surenin sonunda, Allah'a karşı işlenmiş büyük günahlardan tövbe ederek bey'at eden kadınlara Peygamber'in nasıl bey'at alacağı açıklanmaktadır. Sure, velâyet (dost ve koruyucu edinme) meselesini derinlemesine ele alarak müminlerin yalnızca Allah'ı, Resulünü ve müminleri dost edinmesi gerektiğini net bir ilke olarak ortaya koymaktadır.

Kapsamlı Tefsir Özeti

Mümtehine Suresi Tefsiri ve Ayet Ayet Özeti

Allah'ın Düşmanlarını Dost Edinmeme (1-3. ayetler)

Sure, müminleri Allah'a ve Resulüne düşmanlık eden kimseleri sırdaş ve dost edinmekten kesinlikle sakındırarak başlar. Hz. Hatib bin Ebi Beltea'nın müşriklere gönderdiği mektup olayı bu ayetlerin inişine zemin hazırlamıştır. Ayetler, bu tür bir dostluğun kişinin iman iddiasıyla çelişkiye düşmesine yol açacağını ve kıyamet gününde bir faydası olmayacağını ortaya koymaktadır.

Hz. İbrahim'in Güzel Örneği (4-6. ayetler)

Bu bölümde Hz. İbrahim ve yanındakilerin müşrik toplumdan açıkça ayrılarak Allah'a olan bağlılıklarını ilan etmeleri, müminlere "güzel bir örnek" (üsvetün hasene) olarak gösterilmektedir. Müminlerin de bu örneği takip etmesi; küfrü reddeden, yalnızca Allah'a dayanan bir tutum sergilemesi istenmektedir.

İslam Düşmanı Olmayan Gayrımüslimlerle Adil İlişki (7-9. ayetler)

Sure, müminlere karşı savaşmayan ve yurtlarından etmeyen gayrımüslimlerle adil ve iyi ilişkiler kurmanın caiz, hatta teşvik edilen bir davranış olduğunu açıkça belirtmektedir. Yasak olan, yalnızca din nedeniyle müminlere düşmanlık eden ve onları yurtlarından eden kimselerle yakın dost ve sırdaş ilişkisi kurmaktır.

Hicret Eden Mümin Kadınların Sınanması (10-12. ayetler)

Medine'ye hicret eden mümin kadınların gerçekten iman edip etmediklerinin sınanması emredilmektedir. İmanları doğrulanan kadınların kâfir kocalarına geri gönderilmemesi, bu kadınlarla mümin erkeklerin nikâhlanabilmesi ve kadınların bey'at şartları bu ayetlerde düzenlenmiştir.

Bey'at ve Kapanış (13. ayet)

Surenin son ayeti, Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık, zina ve iftira gibi büyük günahlardan kaçınmak üzere Peygamber'e bey'at eden mümin kadınların bey'atını Allah'ın Resulü'nün kabul edeceğini bildirmekte ve bu ilkeyi kesin bir hükümle sonuçlandırmaktadır.

Kur'an'daki Konumu ve İstatistikler
60
Sure Numarası
13
Ayet Sayısı
60
Nüzul Sırası
Medeni
İniş Yeri
28
Cüz
549
Sayfa
0
Kelime
0
Harf

Mümtehine Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 60. suresi olup 13 ayetten oluşmaktadır. Nüzul sırası itibarıyla 60. sırada inen Medenî bir suredir. Kur'an'ın 28. cüzünde yer almaktadır. Orta uzunlukta, hüküm ağırlıklı bir sure olan Mümtehine; müşriklerle dostluk yasağı, hicret eden kadınların sınanması ve bey'at gibi önemli sosyal ve siyasi hükümler içermektedir.

Sık Sorulan Sorular (SSS)
Mümtehine Suresi kaç ayettir?
Mümtehine Suresi 13 ayetten oluşmaktadır. Kur'an-ı Kerim'in 60. suresidir.
Mümtehine ne anlama gelir?
"Mümtehine" Arapça'da "imtihan edilen, sınanan kadın" anlamına gelmektedir. Bu isim, surenin 10. ayetinde hicret eden mümin kadınların iman açısından sınanmasına dair hükümlerin yer almasından kaynaklanmaktadır.
Mümtehine Suresi Mekkî mi Medenî midir?
Mümtehine Suresi Medenî bir suredir; yani Peygamber Efendimiz'in Mekke'den Medine'ye hicretinin ardından nazil olmuştur. Mekke'nin fethinden kısa süre önce indiği nakledilmektedir.
Mümtehine Suresi kaçıncı cüzdedir?
Mümtehine Suresi Kur'an-ı Kerim'in 28. cüzünde yer almaktadır.
Mümtehine Suresi'nin ana konusu nedir?
Surenin ana konuları; müminlerin Allah'a ve Resulüne düşman olanlarla dost edinmesinin yasak olması, hicret eden mümin kadınların iman sınavına tabi tutulması ve bu kadınlara dair nikâh hükümleri ile Peygamber'e yapılan bey'atin şartlarıdır.
Mümtehine Suresi neden indi? İniş sebebi nedir?
Sahabeden Hz. Hatib bin Ebi Beltea'nın Mekke müşriklerine gizlice mektup göndermesi olayı, bu surenin inişine zemin hazırlamıştır. Ayetler bu olay üzerine müminleri Allah'ın düşmanlarını sırdaş ve dost edinmekten sakındırmak amacıyla nazil olmuştur.
Mümtehine Suresi'nin fazileti ve önemi nedir?
Mümtehine Suresi, velâyet (dost edinme), hicret ve bey'at gibi önemli İslami hükümler içermesi nedeniyle büyük bir öneme sahiptir. Surenin Hz. İbrahim'i örnek göstermesi ve hicret eden mümin kadınlara dair pratik hükümler koyması, onu Medenî fıkıh açısından özel kılmaktadır. Spesifik fazileti hakkında sahih ve yaygın bir rivayet bulunmamakla birlikte, içerdiği hükümler İslam hukuku ve toplum düzeni açısından son derece belirleyicidir.
Mümtehine Suresi nasıl ve ne zaman okunur?
Mümtehine Suresi, diğer Kur'an sureleri gibi her vakit namazında, Kur'an tilavetinde veya özel dua vesilesiyle okunabilir. Namaz rekâtlarında okunacak sure konusunda belirli bir zorunluluk yoktur; kişi dilediği sureyi okuyabilir. Surenin içerdiği hükümler ve mesajlar üzerine tefekkür etmek, okuma sırasında manevi derinlik katmaktadır.
-
Mishary Rashid Alafasy
0:00
0:00