بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ وَيْلٌۭ لِّلْمُطَفِّفِينَ
veylül lilmüṭaffifîn.
İnsanlardan, kendileri bir şeyi ölçerek aldıkları zaman tam alan; ama onlara bir şeyi ölçüp tartarak verdiklerinde eksik tutan kimselerin, vay haline!
ٱلَّذِينَ إِذَا ٱكْتَالُوا۟ عَلَى ٱلنَّاسِ يَسْتَوْفُونَ
elleẕîne iẕe-ktâlû `ale-nnâsi yestevfûn.
İnsanlardan, kendileri bir şeyi ölçerek aldıkları zaman tam alan; ama onlara bir şeyi ölçüp tartarak verdiklerinde eksik tutan kimselerin, vay haline!
وَإِذَا كَالُوهُمْ أَو وَّزَنُوهُمْ يُخْسِرُونَ
veiẕâ kâlûhüm ev vezenûhüm yuḫsirûn.
İnsanlardan, kendileri bir şeyi ölçerek aldıkları zaman tam alan; ama onlara bir şeyi ölçüp tartarak verdiklerinde eksik tutan kimselerin, vay haline!
أَلَا يَظُنُّ أُو۟لَٰٓئِكَ أَنَّهُم مَّبْعُوثُونَ
elâ yeżunnü ülâike ennehüm meb`ûŝûn.
Bunlar, büyük bir günde tekrar dirileceklerini sanmıyorlar mı?
لِيَوْمٍ عَظِيمٍۢ
liyevmin `ażîm.
Bunlar, büyük bir günde tekrar dirileceklerini sanmıyorlar mı?
يَوْمَ يَقُومُ ٱلنَّاسُ لِرَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ
yevme yeḳûmü-nnâsü lirabbi-l`âlemîn.
O gün insanlar Alemlerin Rabbinin huzurunda dururlar.
كَلَّآ إِنَّ كِتَٰبَ ٱلْفُجَّارِ لَفِى سِجِّينٍۢ
kellâ inne kitâbe-lfüccâri lefî siccîn.
Sakının; Allah'ın buyruğundan dışarı çıkanlar, muhakkak "Siccin" adlı defterde yazılıdır.
وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا سِجِّينٌۭ
vemâ edrâke mâ siccîn.
Siccin'in ne olduğunu sen nerden bilirsin?
كِتَٰبٌۭ مَّرْقُومٌۭ
kitâbüm merḳûm.
O, yazılmış bir kitaptır.
وَيْلٌۭ يَوْمَئِذٍۢ لِّلْمُكَذِّبِينَ
veylüy yevmeiẕil lilmükeẕẕibîn.
Yalanlayanların o gün vay haline!
ٱلَّذِينَ يُكَذِّبُونَ بِيَوْمِ ٱلدِّينِ
elleẕîne yükeẕẕibûne biyevmi-ddîn.
Onlar, kıyamet gününü yalanlamış olanlardır.
وَمَا يُكَذِّبُ بِهِۦٓ إِلَّا كُلُّ مُعْتَدٍ أَثِيمٍ
vemâ yükeẕẕibü bihî illâ küllü mü`tedin eŝîm.
Oysa onu mütecaviz günahkardan başka kimse yalanlamaz.
إِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِ ءَايَٰتُنَا قَالَ أَسَٰطِيرُ ٱلْأَوَّلِينَ
iẕâ tütlâ `aleyhi âyâtünâ ḳâle esâṭîru-l'evvelîn.
Ona ayetlerimiz okunduğu zaman "Öncekilerin masalları" der.
كَلَّا ۖ بَلْ ۜ رَانَ عَلَىٰ قُلُوبِهِم مَّا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ
kellâ bel râne `alâ ḳulûbihim mâ kânû yeksibûn.
Hayır, hayır; onların kazandıkları kalblerini paslandırıp körletmiştir.
كَلَّآ إِنَّهُمْ عَن رَّبِّهِمْ يَوْمَئِذٍۢ لَّمَحْجُوبُونَ
kellâ innehüm `ar rabbihim yevmeiẕil lemaḥcûbûn.
Hayır; doğrusu onlar o gün, Rablerinden yoksun kalacaklardır.
ثُمَّ إِنَّهُمْ لَصَالُوا۟ ٱلْجَحِيمِ
ŝümme innehüm leṣâlü-lceḥîm.
Sonra onlar, şüphesiz, cehenneme gireceklerdir.
ثُمَّ يُقَالُ هَٰذَا ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ
ŝümme yüḳâlü hâẕe-lleẕî küntüm bihî tükeẕẕibûn.
Sonra da: "yalanlayıp durduğunuz işte budur" denecektir.
كَلَّآ إِنَّ كِتَٰبَ ٱلْأَبْرَارِ لَفِى عِلِّيِّينَ
kellâ inne kitâbe-l'ebrâri lefî `illiyyîn.
Ama iyilerin defteri yüksek katlardadır.
وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا عِلِّيُّونَ
vemâ edrâke mâ `illiyyûn.
O yüksek katların ne olduğunu sen bilir misin?
كِتَٰبٌۭ مَّرْقُومٌۭ
kitâbüm merḳûm.
O, gözde meleklerin gördüğü, yazılı bir kitapdır.
يَشْهَدُهُ ٱلْمُقَرَّبُونَ
yeşhedühü-lmüḳarrabûn.
O, gözde meleklerin gördüğü, yazılı bir kitapdır.
إِنَّ ٱلْأَبْرَارَ لَفِى نَعِيمٍ
inne-l'ebrâra lefî ne`îm.
İyiler, şüphesiz, nimet içinde ve tahtlar üzerinde etrafı seyrederler.
عَلَى ٱلْأَرَآئِكِ يَنظُرُونَ
`ale-l'erâiki yenżurûn.
İyiler, şüphesiz, nimet içinde ve tahtlar üzerinde etrafı seyrederler.
تَعْرِفُ فِى وُجُوهِهِمْ نَضْرَةَ ٱلنَّعِيمِ
ta`rifü fî vucûhihim naḍrate-nne`îm.
Onları, yüzlerindeki nimet pırıltısından tanırsın.
يُسْقَوْنَ مِن رَّحِيقٍۢ مَّخْتُومٍ
yüsḳavne mir raḥîḳim maḫtûm.
Sonunda misk kokusu bırakan, ağzı kapalı saf bir içecekten içerler. İyi şeyler için yarışanlar, bunun için yarışsınlar.
خِتَٰمُهُۥ مِسْكٌۭ ۚ وَفِى ذَٰلِكَ فَلْيَتَنَافَسِ ٱلْمُتَنَٰفِسُونَ
ḫitâmühû misk. vefî ẕâlike felyetenâfesi-lmütenâfisûn.
Sonunda misk kokusu bırakan, ağzı kapalı saf bir içecekten içerler. İyi şeyler için yarışanlar, bunun için yarışsınlar.
وَمِزَاجُهُۥ مِن تَسْنِيمٍ
vemizâcühû min tesnîm.
Onun katkısı gözdelerin içtiği yüce kaynaktandır.
عَيْنًۭا يَشْرَبُ بِهَا ٱلْمُقَرَّبُونَ
`ayney yeşrabü bihe-lmüḳarrabûn.
Onun katkısı gözdelerin içtiği yüce kaynaktandır.
إِنَّ ٱلَّذِينَ أَجْرَمُوا۟ كَانُوا۟ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ يَضْحَكُونَ
inne-lleẕîne ecramû kânû mine-lleẕîne âmenû yaḍḥakûn.
Suçlular, şüphesiz, inanmış olanlara gülerlerdi.
وَإِذَا مَرُّوا۟ بِهِمْ يَتَغَامَزُونَ
veiẕâ merrû bihim yetegâmezûn.
Yanlarından geçtikleri zaman da birbirlerine göz kırparlardı.
وَإِذَا ٱنقَلَبُوٓا۟ إِلَىٰٓ أَهْلِهِمُ ٱنقَلَبُوا۟ فَكِهِينَ
veiẕe-nḳalebû ilâ ehlihimü-nḳalebû fekihîn.
Taraftarlarına vardıklarında bununla eğlenirlerdi.
وَإِذَا رَأَوْهُمْ قَالُوٓا۟ إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ لَضَآلُّونَ
veiẕâ raevhüm ḳâlû inne hâülâi leḍâllûn.
İnananları gördükleri zaman: "Doğrusu bunlar sapık olanlardır" derlerdi.
وَمَآ أُرْسِلُوا۟ عَلَيْهِمْ حَٰفِظِينَ
vemâ ürsilû `aleyhim ḥâfiżîn.
Oysa kendileri, inananlara gözcü olarak gönderilmemişlerdi.
فَٱلْيَوْمَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مِنَ ٱلْكُفَّارِ يَضْحَكُونَ
felyevme-lleẕîne âmenû mine-lküffâri yaḍḥakûn.
Bugün de, inananlar inkarcılara gülerler.
عَلَى ٱلْأَرَآئِكِ يَنظُرُونَ
`ale-l'erâiki yenżurûn.
Tahtlar üzerinde, inkarcıların yaptıkları şeylerin karşılığının nasıl verildiğini seyrederler.
هَلْ ثُوِّبَ ٱلْكُفَّارُ مَا كَانُوا۟ يَفْعَلُونَ
hel ŝüvvibe-lküffâru mâ kânû yef`alûn.
Tahtlar üzerinde, inkarcıların yaptıkları şeylerin karşılığının nasıl verildiğini seyrederler.
Mutaffifin Suresi Hakkında Her Şey
Mutaffifin Suresi'nin anlamı, fazileti, tefsiri, nüzul sebebi ve daha fazlası hakkında kapsamlı bilgiler.
Mutaffifin Suresi Nedir?
Mutaffifin Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 83. suresi olup 36 ayetten oluşmaktadır. Sure, Mekke döneminde nazil olmuş bir Mekkî sure olup adını ilk ayetteki "mutaffifin" kelimesinden almaktadır. Bu kelime, "ölçü ve tartıda hile yapanlar" anlamına gelmekte; surenin temel konusunu doğrudan yansıtmaktadır.
Surenin açılış ayetleri, alışverişte ölçüyü ve tartıyı eksik tutan, kendi haklarını tam alırken başkasına eksik veren kimseleri sert bir dille uyarmaktadır. Bu ahlaki eleştiri, yalnızca ticari bir haksızlığın ötesinde, Allah'a hesap verecek olmanın bilincinden yoksun bir yaşam biçimine karşı ilahî bir ikazdır.
Sure, aynı zamanda ahiret tabloları bakımından son derece zengin bir muhtevaya sahiptir. İyilerin amelleri ve ruhlarının İlliyyîn'e, kötülerin ise Siccîn'e yazıldığı bu surede, cennet ve cehennem ehli arasındaki derin zıtlık çarpıcı bir üslupla aktarılmaktadır. Mutaffifin Suresi, dünya hayatındaki ahlaki sorumluluk ile ahiretteki ilahî hesap arasındaki sıkı bağı gözler önüne sermesi bakımından Kur'an'ın temel mesajlarını özlü biçimde özetlemektedir.
Mutaffifin Suresi Hakkında Bilinmesi Gerekenler
- Sure Adı: "Mutaffifin" kelimesi, ölçü ve tartıda hile yapan, eksik ölçen kişiler anlamına gelir; surenin ilk ayetinden alınmıştır.
- Nüzul Yeri ve Dönemi: Mekke döneminde inmiş bir Mekkî suredir; Medine'ye hicretten önce, müşriklerle yoğun mücadele yıllarında nazil olmuştur.
- Sıra ve Cüz: Kur'an'ın 83. suresidir; 30. cüzde yer almaktadır. Nüzul sırası itibarıyla 83. sırada indiği kabul edilmektedir. Mushaf'ta yer aldığı sayfa numarası baskıya göre değişebilmektedir.
- İlliyyîn ve Siccîn Kavramları: Surede geçen İlliyyîn, takvâ sahiplerinin amel defterlerinin bulunduğu yüce makamı; Siccîn ise günahkârların defterlerinin kayıtlı olduğu aşağı mekânı simgelemektedir.
- Ticaret Ahlakı: Sure, İslam'ın ticaret ahlakına verdiği önemi vurgular; eksik ölçüp tartmak yalnızca bir haksızlık değil, ahirette hesabı verilecek bir günah olarak nitelendirilmektedir.
- Ahiret Sahneleri: Sure, cennet ehlinin nimetlerden yararlanacağını ve inkârcılara üstten bakacağını tasvir ederek karşıtlık retoriği üzerine inşa edilmiş güçlü bir ahiret tablosu sunar.
Ticaret ahlakı ve dürüstlük emredilir. İlliyyun ve Siccin defterleri bu surede anlatılır.
Medine'ye hicretten önce veya hemen sonra, ticaret ahlakını düzenlemek için indirilmiştir.
Mutaffifin Suresi'nin Ana Konuları ve Mesajı
Mutaffifin Suresi, üç temel eksen üzerine kurulmuştur: ticaret ahlakı, ahiret muhasebesi ve cennet ile cehennem ehli arasındaki zıtlık. Sure, alışverişte ölçüyü ve tartıyı eksik tutan kimselerin bu davranışının yalnızca dünyevi bir haksızlık olmadığını, Allah katında hesabı verilecek ciddi bir günah olduğunu vurgulayarak başlar. Bu uyarı, ticaret hayatında dürüstlüğü bir ibadet bilinci üzerine oturtmaktadır.
Surenin ikinci ana teması, kayıt ve hesap olgusudur. Her insanın yaptıklarının eksiksiz kayıt altına alındığı, kötü kimselerin amel defterinin Siccîn'de, iyilerininkinin ise İlliyyîn'de tutulduğu bildirilmektedir. Bu anlatım, insanın hiçbir eyleminin gözden kaçmayacağını ve mutlak bir hesabın var olduğunu hatırlatmaktadır.
Son bölümde sure, cennet ehli ile cehennem ehlinin karşılaşmasını dramatik bir üslupla resmeder. Dünyada müminlere gülen ve onları aşağılayan inkârcıların ahirette nasıl bir sonla yüz yüze geleceği anlatılır. Bu ters çevrilmiş tablo, sure boyunca işlenen adaletli ilahî hükmün doruğunu oluşturmaktadır.
Mutaffifin Suresi Tefsiri ve Ayet Ayet Özeti
Ölçü ve Tartıda Hile Yapanlara Uyarı (1-6. ayetler)
Sure, doğrudan bir uyarıyla açılır: ölçü ve tartıda hile yapanlar için büyük bir veyl (helak ve azap) vardır. Bu kimseler, alırken tam ölçüyor; verirken ise eksik tutuyorlar. Devam eden ayetler onlara şu soruyu yöneltir: "Kendilerinin öldükten sonra diriltileceğini düşünmüyorlar mı?" Bu hitap, hesap bilincini doğrudan hedef almaktadır.
Günahkârların Defteri: Siccîn (7-17. ayetler)
Yedi ile on yedinci ayetler arasında, günahkârların amel defterlerinin Siccîn'de olduğu bildirilir. Siccîn'in ne olduğu sorularak "yazılmış bir kitaptır" şeklinde yanıtlanır. Bu bölümde inkârcıların ilahî mesaja karşı tutumları ve sınırı aşmış davranışları da ele alınır. "Hayır! Aksine onların kalplerini kazandıkları (günahlar) paslandırmıştır" ayeti, kalp körleşmesinin nasıl oluştuğunu çarpıcı biçimde açıklar.
İyilerin Defteri: İlliyyîn (18-28. ayetler)
Ebrar (iyiler) için amel defterlerinin İlliyyîn'de tutulduğu haber verilir. Mukarreb (Allah'a yakın) meleklerin de bu kitaba tanıklık ettiği belirtilir. Bu kesimde iyilerin ahiretteki nimetleri tasvir edilir: rahat döşekler, parlak yüzler, mühürlü bir içecek, mis kokusu ve Tesnîm pınarından içme fırsatı.
İnkârcıların Müminlere Dünyada Yaptıkları (29-36. ayetler)
Son bölümde inkârcıların dünyada müminlere güldükleri, onlara baktıklarında kaş göz oynadıkları ve "Bunlar gerçekten sapıklardır" dedikleri anlatılır. Sure, bu tablonun ahirette tamamen tersine döneceğini açıklayarak kapanır: artık müminler yüksek tahtlardan inkârcılara bakacak, dünyada kendilerine reva görülenin karşılığını göreceklerdir. "İnkârcılara gereken karşılık verildi mi?" sorusuyla sure sona erer.
Mutaffifin Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 83. suresi olup 36 ayetten oluşmaktadır. 30. cüzde yer alan sure, nüzul sırası itibarıyla 83. sırada nazil olduğu kabul edilmekte ve Mekke döneminin özelliklerini taşıyan bir Mekkî sure olarak sınıflandırılmaktadır. Kısa fakat muhteva bakımından son derece yoğun olan bu sure, hem ahlaki hem de akidevi mesajları bir arada barındırmaktadır.
Mutaffifin Suresi kaç ayetten oluşmaktadır?
Mutaffifin Suresi, 36 ayetten oluşmaktadır. Kur'an-ı Kerim'in 83. suresi olan bu sure, 30. cüzde yer almaktadır.
Mutaffifin ne anlama gelir?
Mutaffifin kelimesi, 'ölçü ve tartıda hile yapanlar, eksik ölçüp tartanlar' anlamına gelmektedir. Sure, adını ilk ayetten almaktadır.
Mutaffifin Suresi Mekkî mi Medenî mi?
Mutaffifin Suresi, Mekkî bir suredir; yani Peygamber Efendimiz'in Mekke döneminde, Medine'ye hicretten önce nazil olmuştur.
Mutaffifin Suresi hangi cüzde yer almaktadır?
Mutaffifin Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 30. cüzünde yer almaktadır. Nüzul sırası itibarıyla 83. sırada indiği kabul edilmektedir.
Mutaffifin Suresi'nin ana konusu nedir?
Surenin ana konuları; ölçü ve tartıda hile yapmanın günahı, amel defterlerinin İlliyyîn ve Siccîn'de tutulması, cennet ve cehennem ehlinin ahiretteki durumları ile dürüst ticaret ahlakıdır.
İlliyyîn ve Siccîn nedir?
Mutaffifin Suresi'nde geçen İlliyyîn, iyilerin (ebrar) amel defterlerinin bulunduğu yüce makamı; Siccîn ise günahkârların amel defterlerinin kayıtlı olduğu aşağı mekânı ifade etmektedir.
Mutaffifin Suresi'nin fazileti hakkında ne söylenebilir?
Mutaffifin Suresi hakkında özel ve sahih bir fazilet hadisi kaynaklarda sınırlı kalmaktadır. Genel olarak her Kur'an suresinin okunmasının sevap olduğu, sahih hadislerle sabittir. Surenin öğrettiği ticaret ahlakı ve ahiret bilinci, günlük hayata rehberlik etmesi bakımından büyük önem taşımaktadır.
Mutaffifin Suresi nasıl ve ne zaman okunur?
Mutaffifin Suresi, diğer Kur'an sureleri gibi namaz içinde veya dışında her vakit okunabilir. Özellikle ahiret bilincini tazelemek, ticaret ahlakını pekiştirmek ve dürüstlüğe teşvik amacıyla okunması tavsiye edilmektedir.