سُورَةُ لُقۡمَانَ

Lokman Suresi

34 Ayet Mekki 31. Nüzul Sırası 21. Cüz
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
1
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ الٓمٓ
elif-lâm-mîm.
Elif, Lam, Mim.
2
تِلْكَ ءَايَٰتُ ٱلْكِتَٰبِ ٱلْحَكِيمِ
tilke âyâtü-lkitâbi-lḥakîm.
Bunlar, iyi davranan kimseler için rahmet ve doğru yol rehberi olan hikmetli Kitap'ın ayetleridir.
3
هُدًۭى وَرَحْمَةًۭ لِّلْمُحْسِنِينَ
hüdev veraḥmetel lilmuḥsinîn.
Bunlar, iyi davranan kimseler için rahmet ve doğru yol rehberi olan hikmetli Kitap'ın ayetleridir.
4
ٱلَّذِينَ يُقِيمُونَ ٱلصَّلَوٰةَ وَيُؤْتُونَ ٱلزَّكَوٰةَ وَهُم بِٱلْءَاخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ
elleẕîne yüḳîmûne-ṣṣalâte veyü'tûne-zzekâte vehüm bil'âḫirati hüm yûḳinûn.
O kimseler namazı kılarlar, zekatı verirler; ahirete de yakinen inanırlar.
5
أُو۟لَٰٓئِكَ عَلَىٰ هُدًۭى مِّن رَّبِّهِمْ ۖ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ
ülâike `alâ hüdem mir rabbihim veülâike hümü-lmüfliḥûn.
İşte onlar Rablerinin yolunda olanlardır, işte onlar saadete erenlerdir.
6
وَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يَشْتَرِى لَهْوَ ٱلْحَدِيثِ لِيُضِلَّ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ بِغَيْرِ عِلْمٍۢ وَيَتَّخِذَهَا هُزُوًا ۚ أُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌۭ مُّهِينٌۭ
vemine-nnâsi mey yeşterî lehve-lḥadîŝi liyüḍille `an sebîli-llâhi bigayri `ilmiv veyetteḫiẕehâ hüzüvâ. ülâike lehüm `aẕâbüm mühîn.
İnsanlar arasında, bir bilgisi olmadığı halde Allah yolundan saptırmak için gerçeği boş sözlerle değişenler ve Allah yolunu alaya alanlar vardır. İşte alçaltıcı azap bunlar içindir.
7
وَإِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِ ءَايَٰتُنَا وَلَّىٰ مُسْتَكْبِرًۭا كَأَن لَّمْ يَسْمَعْهَا كَأَنَّ فِىٓ أُذُنَيْهِ وَقْرًۭا ۖ فَبَشِّرْهُ بِعَذَابٍ أَلِيمٍ
veiẕâ tütlâ `aleyhi âyâtünâ vellâ müstekbiran keel lem yesma`hâ keenne fî üẕüneyhi vaḳrâ. febeşşirhü bi`aẕâbin elîm.
Ayetlerimiz sapık kimseye okunduğu zaman sanki kulaklarında ağırlık var da işitmiyormuş gibi büyüklenerek sırt çevirir. İşte ona can yakıcı azabı müjde et.
8
إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَهُمْ جَنَّٰتُ ٱلنَّعِيمِ
inne-lleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti lehüm cennâtü-nne`îm.
İnanıp yararlı iş işleyenler için, Allah'ın vadi gereğince temelli kalacakları nimet cennetleri vardır. O; güçlüdür, hakim'dir.
9
خَٰلِدِينَ فِيهَا ۖ وَعْدَ ٱللَّهِ حَقًّۭا ۚ وَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ
ḫâlidîne fîhâ. va`de-llâhi ḥaḳḳâ. vehüve-l`azîzü-lḥakîm.
İnanıp yararlı iş işleyenler için, Allah'ın vadi gereğince temelli kalacakları nimet cennetleri vardır. O; güçlüdür, hakim'dir.
10
خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ بِغَيْرِ عَمَدٍۢ تَرَوْنَهَا ۖ وَأَلْقَىٰ فِى ٱلْأَرْضِ رَوَٰسِىَ أَن تَمِيدَ بِكُمْ وَبَثَّ فِيهَا مِن كُلِّ دَآبَّةٍۢ ۚ وَأَنزَلْنَا مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءًۭ فَأَنۢبَتْنَا فِيهَا مِن كُلِّ زَوْجٍۢ كَرِيمٍ
ḫaleḳa-ssemâvâti bigayri `amedin teravnehâ veelḳâ fi-l'arḍi ravâsiye en temîde biküm vebeŝŝe fîhâ min külli dâbbeh. veenzelnâ mine-ssemâi mâen feembetnâ fîhâ min külli zevcin kerîm.
Allah gökleri gördüğünüz gibi direksiz yaratmış, sizi sallar diye yeryüzüne sabit dağlar koymuş; orada her türlü canlıyı yaymıştır. Gökten su indirip orada her hoş çiftten yetiştirmişizdir.
11
هَٰذَا خَلْقُ ٱللَّهِ فَأَرُونِى مَاذَا خَلَقَ ٱلَّذِينَ مِن دُونِهِۦ ۚ بَلِ ٱلظَّٰلِمُونَ فِى ضَلَٰلٍۢ مُّبِينٍۢ
hâẕâ ḫalḳu-llâhi feerûnî mâẕâ ḫaleḳa-lleẕîne min dûnih. beli-żżâlimûne fî ḍalâlim mübîn.
İşte bu Allah'ın yaratışıdır. Ondan başkasının ne yarattığını Bana gösterin. Hayır; gösteremezler, zalimler apaçık sapıklık içindedir.
12
وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا لُقْمَٰنَ ٱلْحِكْمَةَ أَنِ ٱشْكُرْ لِلَّهِ ۚ وَمَن يَشْكُرْ فَإِنَّمَا يَشْكُرُ لِنَفْسِهِۦ ۖ وَمَن كَفَرَ فَإِنَّ ٱللَّهَ غَنِىٌّ حَمِيدٌۭ
veleḳad âteynâ luḳmâne-lḥikmete eni-şkür lillâh. vemey yeşkür feinnemâ yeşküru linefsih. vemen kefera feinne-llâhe ganiyyün ḥamîd.
And olsun ki, Lokman'a, Allah'a şükretmesi için hikmet verdik. Şükreden kimse ancak kendisi için şükretmiş olur. Nankörlük eden ise, bilsin ki, Allah her şeyden müstağnidir, övülmeğe layık olandır.
13
وَإِذْ قَالَ لُقْمَٰنُ لِٱبْنِهِۦ وَهُوَ يَعِظُهُۥ يَٰبُنَىَّ لَا تُشْرِكْ بِٱللَّهِ ۖ إِنَّ ٱلشِّرْكَ لَظُلْمٌ عَظِيمٌۭ
veiẕ ḳâle luḳmânü libnihî vehüve ye`iżuhû yâ büneyye lâ tüşrik billâh. inne-şşirke leżulmün `ażîm.
Lokman, oğluna öğüt vererek: "Ey oğulcuğum! Allah'a eş koşma, doğrusu eş koşmak büyük zulümdür" demişti.
14
وَوَصَّيْنَا ٱلْإِنسَٰنَ بِوَٰلِدَيْهِ حَمَلَتْهُ أُمُّهُۥ وَهْنًا عَلَىٰ وَهْنٍۢ وَفِصَٰلُهُۥ فِى عَامَيْنِ أَنِ ٱشْكُرْ لِى وَلِوَٰلِدَيْكَ إِلَىَّ ٱلْمَصِيرُ
veveṣṣayne-l'insâne bivâlideyh. ḥamelethü ümmühû vehnen `alâ vehniv vefiṣâlühû fî `âmeyni eni-şkür lî velivâlideyk. ileyye-lmeṣîr.
Biz insana, ana ve babasına karşı iyi davranmasını tavsiye etmişizdir. Annesi onu, güçsüzlükten güçsüzlüğe uğrayarak karnında taşımıştı. Çocuğun sütten kesilmesi iki yıl içinde olur. Bana ve ana babana şükret diye tavsiyede bulunmuşuzdur. Dönüş Bana'dır.
15
وَإِن جَٰهَدَاكَ عَلَىٰٓ أَن تُشْرِكَ بِى مَا لَيْسَ لَكَ بِهِۦ عِلْمٌۭ فَلَا تُطِعْهُمَا ۖ وَصَاحِبْهُمَا فِى ٱلدُّنْيَا مَعْرُوفًۭا ۖ وَٱتَّبِعْ سَبِيلَ مَنْ أَنَابَ إِلَىَّ ۚ ثُمَّ إِلَىَّ مَرْجِعُكُمْ فَأُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
vein câhedâke `alâ en tüşrike bî mâ leyse leke bihî `ilmün felâ tüṭi`hümâ veṣâḥibhümâ fi-ddünyâ ma`rûfâ. vettebi` sebîle men enâbe ileyy. ŝümme ileyye merci`uküm feünebbiüküm bimâ küntüm ta`melûn.
Ey insanoğlu! Ana baba, seni, körü körüne Bana ortak koşman için zorlarlarsa, onlara itaat etme; dünya işlerinde onlarla güzel geçin; Bana yönelen kimsenin yoluna uy; sonunda dönüşünüz Bana'dır. O zaman, yaptıklarınızı size bildiririm.
16
يَٰبُنَىَّ إِنَّهَآ إِن تَكُ مِثْقَالَ حَبَّةٍۢ مِّنْ خَرْدَلٍۢ فَتَكُن فِى صَخْرَةٍ أَوْ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ أَوْ فِى ٱلْأَرْضِ يَأْتِ بِهَا ٱللَّهُ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَطِيفٌ خَبِيرٌۭ
yâ büneyye innehâ in tekü miŝḳâle ḥabbetim min ḫardelin fetekün fî ṣaḫratin ev fi-ssemâvâti ev fi-l'arḍi ye'ti bihe-llâh. inne-llâhe leṭîfün ḫabîr.
Lokman: "Ey oğulcuğum! İşlediğin şey, bir hardal tanesi ağırlığınca olsa da, bir kayanın içinde veya göklerde yahut yerin derinliklerinde bulunsa, Allah onu getirip meydana kor. Doğrusu Allah Latif'tir, haberdardır".
17
يَٰبُنَىَّ أَقِمِ ٱلصَّلَوٰةَ وَأْمُرْ بِٱلْمَعْرُوفِ وَٱنْهَ عَنِ ٱلْمُنكَرِ وَٱصْبِرْ عَلَىٰ مَآ أَصَابَكَ ۖ إِنَّ ذَٰلِكَ مِنْ عَزْمِ ٱلْأُمُورِ
yâ büneyye eḳimi-ṣṣalâte ve'mür bilma`rûfi venhe `ani-lmünkeri vaṣbir `alâ mâ eṣâbek. inne ẕâlike min `azmi-l'ümûr.
"Ey oğulcuğum! Namazı kıl, uygun olanı buyurup fenalığı önle, başına gelene sabret; doğrusu bunlar, azmedilmeğe değer işlerdir."
18
وَلَا تُصَعِّرْ خَدَّكَ لِلنَّاسِ وَلَا تَمْشِ فِى ٱلْأَرْضِ مَرَحًا ۖ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُحِبُّ كُلَّ مُخْتَالٍۢ فَخُورٍۢ
velâ tüṣa``ir ḫaddeke linnâsi velâ temşi fi-l'arḍi meraḥâ. inne-llâhe lâ yüḥibbü külle muḫtâlin feḫûr.
"İnsanları küçümseyip yüz çevirme, yeryüzünde böbürlenerek yürüme; Allah, kendini beğenip övünen hiç kimseyi şüphesiz ki sevmez."
19
وَٱقْصِدْ فِى مَشْيِكَ وَٱغْضُضْ مِن صَوْتِكَ ۚ إِنَّ أَنكَرَ ٱلْأَصْوَٰتِ لَصَوْتُ ٱلْحَمِيرِ
vaḳṣid fî meşyike vagḍuḍ min ṣavtik. inne enkera-l'aṣvâti leṣavtü-lḥamîr.
"Yürüyüşünde tabii ol; sesini kıs. Seslerin en çirkini şüphesiz merkeblerin sesidir."
20
أَلَمْ تَرَوْا۟ أَنَّ ٱللَّهَ سَخَّرَ لَكُم مَّا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ وَأَسْبَغَ عَلَيْكُمْ نِعَمَهُۥ ظَٰهِرَةًۭ وَبَاطِنَةًۭ ۗ وَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يُجَٰدِلُ فِى ٱللَّهِ بِغَيْرِ عِلْمٍۢ وَلَا هُدًۭى وَلَا كِتَٰبٍۢ مُّنِيرٍۢ
elem terav enne-llâhe seḫḫara leküm mâ fi-ssemâvâti vemâ fi-l'arḍi veesbega `aleyküm ni`amehû żâhiratev vebâṭineh. vemine-nnâsi mey yücâdilü fi-llâhi bigayri `ilmiv velâ hüdev velâ kitâbim münîr.
Allah'ın göklerde olanları da, yerde olanları da buyruğunuz altına verdiğini, nimetlerini açık ve gizli olarak size bolca ihsan ettiğini görmez misiniz? İnsanlardan, Allah hakkında hiçbir bilgisi olmadan, doğruluk rehberi ve aydınlatıcı bir Kitap bulunmadan tartışanlar vardır.
21
وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱتَّبِعُوا۟ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ قَالُوا۟ بَلْ نَتَّبِعُ مَا وَجَدْنَا عَلَيْهِ ءَابَآءَنَآ ۚ أَوَلَوْ كَانَ ٱلشَّيْطَٰنُ يَدْعُوهُمْ إِلَىٰ عَذَابِ ٱلسَّعِيرِ
veiẕâ ḳîle lehümü-ttebi`û mâ enzele-llâhü ḳâlû bel nettebi`u mâ vecednâ `aleyhi âbâenâ. evelev kâne-şşeyṭânü yed`ûhüm ilâ `aẕâbi-sse`îr.
Onlara, "Allah'ın indirdiğine uyun" denince: "Babalarımızı üzerinde bulduğumuz yola uyarız" derler. Ya şeytan, babalarını alevli ateşin azabına çağırmışsa?
22
۞ وَمَن يُسْلِمْ وَجْهَهُۥٓ إِلَى ٱللَّهِ وَهُوَ مُحْسِنٌۭ فَقَدِ ٱسْتَمْسَكَ بِٱلْعُرْوَةِ ٱلْوُثْقَىٰ ۗ وَإِلَى ٱللَّهِ عَٰقِبَةُ ٱلْأُمُورِ
vemey yüslim vechehû ile-llâhi vehüve muḥsinün feḳadi-stemseke bil`urveti-lvuŝḳâ. veile-llâhi `âḳibetü-l'ümûr.
İyilik yaparak kendini Allah'a veren kimse, şüphesiz en sağlam kulpa sarılmış olur. İşlerin sonucu Allah'a aittir.
23
وَمَن كَفَرَ فَلَا يَحْزُنكَ كُفْرُهُۥٓ ۚ إِلَيْنَا مَرْجِعُهُمْ فَنُنَبِّئُهُم بِمَا عَمِلُوٓا۟ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ
vemen kefera felâ yaḥzünke küfruh. ileynâ merci`uhüm fenünebbiühüm bimâ `amilû. inne-llâhe `alîmüm biẕâti-ṣṣudûr.
İnkar edenin inkarcılığı seni üzmesin; onların dönüşü Bize'dir; o zaman, yaptıklarını kendilerine haber veririz. Allah, kalblerde olanı şüphesiz bilir.
24
نُمَتِّعُهُمْ قَلِيلًۭا ثُمَّ نَضْطَرُّهُمْ إِلَىٰ عَذَابٍ غَلِيظٍۢ
nümetti`uhüm ḳalîlen ŝümme naḍṭarruhüm ilâ `aẕâbin galîż.
Onları az bir süre geçindiririz, sonra da ağır bir azaba sürükleriz.
25
وَلَئِن سَأَلْتَهُم مَّنْ خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ لَيَقُولُنَّ ٱللَّهُ ۚ قُلِ ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ ۚ بَلْ أَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ
velein seeltehüm men ḫaleḳa-ssemâvâti vel'arḍa leyeḳûlünne-llâh. ḳuli-lḥamdü lillâh. bel ekŝeruhüm lâ ya`lemûn.
And olsun ki onlara: "Gökleri ve yeri yaratan kimdir?" diye sorsan, "Allah'tır" derler. De ki: "Hamd Allah'a mahsustur", ama çoğu bilmezler.
26
لِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلْغَنِىُّ ٱلْحَمِيدُ
lillâhi mâ fi-ssemâvâti vel'arḍ. inne-llâhe hüve-lganiyyü-lḥamîd.
Göklerde ve yerde olanlar Allah'ındır. Şüphesiz Allah müstağnidir, övülmeğe layıktır.
27
وَلَوْ أَنَّمَا فِى ٱلْأَرْضِ مِن شَجَرَةٍ أَقْلَٰمٌۭ وَٱلْبَحْرُ يَمُدُّهُۥ مِنۢ بَعْدِهِۦ سَبْعَةُ أَبْحُرٍۢ مَّا نَفِدَتْ كَلِمَٰتُ ٱللَّهِ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌۭ
velev enne mâ fi-l'arḍi min şeceratin aḳlâmüv velbaḥru yemüddühû mim ba`dihî seb`atü ebḥurim mâ nefidet kelimâtü-llâh. inne-llâhe `azîzün ḥakîm.
Eğer yeryüzündeki ağaçlar kalem olsa, denizler mürekkep olsa ve yedi misli deniz de yedekte bulunup yazılsa yine de Allah'ın sözleri bitmezdi. Doğrusu Allah güçlüdür, hakim'dir.
28
مَّا خَلْقُكُمْ وَلَا بَعْثُكُمْ إِلَّا كَنَفْسٍۢ وَٰحِدَةٍ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ سَمِيعٌۢ بَصِيرٌ
mâ ḫalḳuküm velâ ba`ŝüküm illâ kenefsiv vâḥideh. inne-llâhe semî`um beṣîr.
Ey insanlar! Sizin yaratılmanız ve tekrar dirilmeniz tek bir nefsin yaratılması ve tekrar diriltilmesi gibidir. Şüphesiz Allah işitendir, görendir.
29
أَلَمْ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ يُولِجُ ٱلَّيْلَ فِى ٱلنَّهَارِ وَيُولِجُ ٱلنَّهَارَ فِى ٱلَّيْلِ وَسَخَّرَ ٱلشَّمْسَ وَٱلْقَمَرَ كُلٌّۭ يَجْرِىٓ إِلَىٰٓ أَجَلٍۢ مُّسَمًّۭى وَأَنَّ ٱللَّهَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌۭ
elem tera enne-llâhe yûlicü-lleyle fi-nnehâri veyûlicü-nnehâra fi-lleyli veseḫḫara-şşemse velḳamer. küllüy yecrî ilâ ecelim müsemmev veenne-llâhe bimâ ta`melûne ḫabîr.
Allah'ın geceyi gündüze ve gündüzü geceye kattığını, her biri belirli bir süreye kadar hareket edecek olan güneşi ve ayı buyruk altında tuttuğunu; Allah'ın, yaptıklarınızdan haberdar olduğunu bilmez misin?
30
ذَٰلِكَ بِأَنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلْحَقُّ وَأَنَّ مَا يَدْعُونَ مِن دُونِهِ ٱلْبَٰطِلُ وَأَنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلْعَلِىُّ ٱلْكَبِيرُ
ẕâlike bienne-llâhe hüve-lḥaḳḳu veenne mâ yed`ûne min dûnihi-lbâṭili veenne-llâhe hüve-l`aliyyü-lkebîr.
Bu, Allah'ın hak olmasından ve O'ndan başka taptıkları şeylerin batıl olmasındandır. Doğrusu Allah yücedir, büyüktür.
31
أَلَمْ تَرَ أَنَّ ٱلْفُلْكَ تَجْرِى فِى ٱلْبَحْرِ بِنِعْمَتِ ٱللَّهِ لِيُرِيَكُم مِّنْ ءَايَٰتِهِۦٓ ۚ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَٰتٍۢ لِّكُلِّ صَبَّارٍۢ شَكُورٍۢ
elem tera enne-lfülke tecrî fi-lbaḥri bini`meti-llâhi liyüriyeküm min âyâtih. inne fî ẕâlike leâyâtil likülli ṣabbârin şekûr.
Gemilerin denizde Allah'ın lütfuyla yürüdüğünü görmez misin? Allah böylece size varlığının delillerini gösterir. Bunlarda, pek sabırlı ve çok şükreden kimselerin hepsine dersler vardır.
32
وَإِذَا غَشِيَهُم مَّوْجٌۭ كَٱلظُّلَلِ دَعَوُا۟ ٱللَّهَ مُخْلِصِينَ لَهُ ٱلدِّينَ فَلَمَّا نَجَّىٰهُمْ إِلَى ٱلْبَرِّ فَمِنْهُم مُّقْتَصِدٌۭ ۚ وَمَا يَجْحَدُ بِـَٔايَٰتِنَآ إِلَّا كُلُّ خَتَّارٍۢ كَفُورٍۢ
veiẕâ gaşiyehüm mevcün keżżuleli de`avu-llâhe muḫliṣîne lehü-ddîn. felemmâ neccâhüm ile-lberri feminhüm muḳteṣid. vemâ yecḥadü biâyâtinâ illâ küllü ḫattârin kefûr.
Dağlar gibi dalgalar insanları kuşattığı zaman, dini tamamen Allah'a has kılarak O'na yalvarırlar; onları karaya çıkararak kurtardığında, içlerinden bir kısmı doğru yolda kalır. Zaten ayetlerimizi bilerek ancak hain nankörler inkar eder.
33
يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ ٱتَّقُوا۟ رَبَّكُمْ وَٱخْشَوْا۟ يَوْمًۭا لَّا يَجْزِى وَالِدٌ عَن وَلَدِهِۦ وَلَا مَوْلُودٌ هُوَ جَازٍ عَن وَالِدِهِۦ شَيْـًٔا ۚ إِنَّ وَعْدَ ٱللَّهِ حَقٌّۭ ۖ فَلَا تَغُرَّنَّكُمُ ٱلْحَيَوٰةُ ٱلدُّنْيَا وَلَا يَغُرَّنَّكُم بِٱللَّهِ ٱلْغَرُورُ
yâ eyyühe-nnâsü-tteḳû rabbeküm vaḫşev yevmel lâ yeczî vâlidün `av veledihi. velâ mevlûdün hüve câzin `av vâlidihî şey'â. inne va`de-llâhi ḥaḳḳun felâ tegurrannekümü-lḥayâtü-ddünyâ. velâ yegurranneküm billâhi-lgarûr.
Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Babanın oğlu, oğulun da babası için bir şey ödeyemeyeceği günden korkun. Allah'ın verdiği söz şüphesiz gerçektir. Dünya hayatı sakın sizi aldatmasın. Allah'ın affına güvendirerek şeytan sizi ayartmasın.
34
إِنَّ ٱللَّهَ عِندَهُۥ عِلْمُ ٱلسَّاعَةِ وَيُنَزِّلُ ٱلْغَيْثَ وَيَعْلَمُ مَا فِى ٱلْأَرْحَامِ ۖ وَمَا تَدْرِى نَفْسٌۭ مَّاذَا تَكْسِبُ غَدًۭا ۖ وَمَا تَدْرِى نَفْسٌۢ بِأَىِّ أَرْضٍۢ تَمُوتُ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌ خَبِيرٌۢ
inne-llâhe `indehû `ilmü-ssâ`ah. veyünezzilü-lgayŝ. veya`lemü mâ fi-l'erḥâm. vemâ tedrî nefsüm mâẕâ teksibü gadâ. vemâ tedrî nefsüm bieyyi arḍin temût. inne-llâhe `alîmün ḫabîr.
Kıyamet saatini bilmek ancak Allah'a mahsustur. Yağmuru O indirir, rahimlerde bulunanı O bilir, kimse yarın ne kazanacağını bilmez ve hiç kimse nerede öleceğini bilemez. Allah şüphesiz bilendir, her şeyden haberdardır.

Lokman Suresi Hakkında Her Şey

Lokman Suresi'nin anlamı, fazileti, tefsiri, nüzul sebebi ve daha fazlası hakkında kapsamlı bilgiler.

Lokman Suresi Tanıtımı

Lokman Suresi Nedir?

Lokman Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 31. suresi olup 34 ayetten oluşan Mekkî bir suredir. Adını, içeriğinde sıkça bahsedilen hikmet sahibi kişi olan Lokman'dan almaktadır. Lokman, Kur'an'da adı geçen, Allah'ın kendisine hikmet ihsan ettiği salih bir kul olarak tanıtılmaktadır; peygamber mi yoksa velî mi olduğu konusunda İslam alimleri arasında farklı görüşler bulunmakla birlikte, büyük çoğunluk onun bir hakim ve salih kul olduğu görüşündedir.

Surenin temel eksenini Lokman'ın oğluna yaptığı nasihatleri oluşturmaktadır. Bu nasihatlerde Allah'a şirk koşmaktan kaçınma, ana-babaya iyilik etme, namaz kılma, iyiliği emredip kötülükten sakındırma ve tevazu gibi temel İslami değerler ele alınmaktadır. Bu yönüyle Lokman Suresi, nesiller arası hikmet aktarımının ve aile içi ahlaki eğitimin en güzel Kur'ani örneği olarak kabul edilmektedir.

Sure, 21. cüzde yer almakta ve mushafın 411. sayfasından başlamaktadır. Nüzul sırası itibarıyla 31. olarak Mekke döneminde inmiş olan bu sure, başlangıç harfleri (Elif-Lâm-Mîm) ile açılmakta ve Kur'an'ın hidayet rehberi olduğunu vurgulayarak tevhid, şükür ve ahlaki sorumluluk temalarını derinlemesine işlemektedir.

Bilinmesi Gerekenler

Lokman Suresi Hakkında Bilinmesi Gerekenler

  • Sure Adı: Surenin adı, içeriğinde bilgeliğiyle öne çıkan ve oğluna hikmetli nasihatlerde bulunan Lokman adlı salih kuldan gelmektedir.
  • Mekkî Sure: Lokman Suresi, Mekke döneminde inmiştir. Bu dönem surelerinin özelliği olan tevhid, ahiret inancı ve ahlaki temeller yoğun biçimde işlenmektedir.
  • Başlangıç Harfleri (Hurûf-u Mukatta'a): Sure, Elif-Lâm-Mîm harfleriyle başlamaktadır. Bu harflerin anlamı yalnızca Allah'a malum olup Kur'an'ın birçok suresinin başında yer almaktadır.
  • Lokman Kimdir? Lokman, Kur'an'da adı geçen ve Allah'ın kendisine hikmet bahşettiği belirtilen bir şahsiyettir. Alimlerin büyük çoğunluğu onun peygamber değil, hikmet sahibi salih bir kul olduğu görüşündedir.
  • Ana Nasihat Konuları: Surede Lokman'ın oğluna öğütlediği başlıca konular şunlardır: Şirk koşmamak, ana-babaya saygı göstermek, namaz kılmak, iyiliği emredip kötülükten sakındırmak ve kibre kapılmamak.
  • Cüz ve Sayfa Bilgisi: Sure, Kur'an'ın 21. cüzünde yer almakta olup 411. sayfadan başlamaktadır. Nüzul sırası bakımından ise 31. sırada inmesiyle erken Mekke döneminin önemli surelerinden biridir.
Faziletleri ve Hadisler

Lokman'ın hikmetli öğütleri: şirkten sakınma, anne-babaya iyilik, namaz, sabır ve alçakgönüllülük. Ebeveynlik rehberi niteliğindedir.

Nüzul Sebebi ve Tarihi Bağlam

Ahlaki değerleri ve hikmetli yaşamayı öğretmek için indirilmiştir.

Ana Konuları ve İçinde Geçen Olaylar

Lokman Suresi'nin Ana Konuları ve Mesajı

Lokman Suresi, birbirine organik biçimde bağlı birkaç temel tema etrafında şekillenmektedir. Surenin ilk bölümü, Kur'an'ın hidayet kaynağı olduğunu ve bunu kabul edenlerin kurtuluşa ereceğini, reddedenlerin ise büyük bir kayba uğrayacağını vurgular. Ardından Allah'ın yarattığı evrende sergilenen kudret ve hikmet işlenerek insanın bu nimetler karşısında şükretmesi gerektiği hatırlatılır.

Surenin merkezinde yer alan Lokman'ın oğluna nasihatleri, İslam'ın en kapsamlı aile içi ahlak eğitimi örneklerinden birini sunmaktadır. Bu nasihatlerde tevhid (Allah'a ortak koşmama), ana-babaya hürmet, namaz ve ibadet disiplini, emr-i bi'l-ma'ruf ve nehy-i ani'l-münker (iyiliği yayma, kötülükten sakındırma) ile tevazu ve itidal gibi değerler art arda ele alınmaktadır. İlahi hesabın en küçük ayrıntıyı bile kapsadığı, hiçbir şeyin Allah'ın ilminden gizli kalamayacağı vurgulanarak sorumluluk bilinci güçlü biçimde işlenir.

Surenin son bölümünde ise Allah'ın mutlak ilmi, insanın acizliği ve beş büyük gayb (kıyamet vakti, yağmurun inmesi, rahimlerdeki, yarın ne kazanacağı, nerede öleceği) sıralanarak sure, insanı derin bir teslimiyet ve sorumluluk şuuruyla kapatmaktadır. Böylece sure; iman, ahlak ve tevekkülü bütünleşik bir yaşam felsefesi olarak sunmaktadır.

Kapsamlı Tefsir Özeti

Lokman Suresi Tefsiri ve Ayet Ayet Özeti

Kur'an'ın Hidayeti ve Şükür (1-7. Ayetler)

Sure, Elif-Lâm-Mîm harfleriyle açılır ve Kur'an'ın hikmet dolu bir kitap olduğu ilan edilir. İhsanda bulunanlar için doğru yol ve rahmet kaynağı olarak tanıtılan bu kitabın yolunu kabul edenler müjdelenir. Ardından Allah'ın yarattığı gökleri, yeri ve canlıları hatırlatarak insanın şükretmesi gerektiği vurgulanır. Bu bölümde ayrıca insanları Allah yolundan saptırmak için "eğlendirici sözler" satın alan kimse kınanmakta ve Allah'ın ayetleri alaya alan gafil insan tipi resmedilmektedir.

Lokman'ın Hikmeti ve Nasihatlerin Başlangıcı (12-15. Ayetler)

Allah'ın Lokman'a hikmet verdiği ve onun bu hikmeti önce kendi nefsi için, ardından çevresi için kullandığı bildirilir. Lokman, oğluna yönelerek en temel öğüdü verir: "Oğulcuğum, Allah'a ortak koşma! Şüphesiz şirk büyük bir zulümdür." Peşinden ana-babaya iyilik emri gelir; anne çocuğunu güçlükle taşımış, zahmetle büyütmüştür. Ancak ana-baba Allah'a ortak koşmayı emrederse onlara bu konuda itaat edilmemelidir; dünya işlerinde ise onlarla güzelce geçinilmesi öğütlenmektedir.

Lokman'ın Nasihatleri: İbadet, Ahlak ve Tevazu (16-19. Ayetler)

Lokman oğluna şöyle devam eder: En küçük bir iyilik ya da kötülük dahi olsa, nerede olursa olsun Allah onu ortaya çıkarır; Allah Latîf'tir, Habîr'dir. Ardından namaz kılmasını, iyiliği emredip kötülükten sakındırmasını, başına gelen musibetlere sabretmesini öğütler. Büyüklük taslamanın, yüzünü insanlardan çevirerek yürümenin ve yüksek sesle konuşmanın kötü huylar olduğunu hatırlatır; Allah'ın kendini beğenen övüngen kimseyi sevmediğini bildirir.

Kâinatın Kudret Delilleri (20-32. Ayetler)

Bu bölümde Allah'ın insana sayısız nimeti boyun eğdirdiği, göklerdeki ve yerdeki her şeyi emrine verdiği anlatılır. Atalarından gördükleri için şirke sapan ve hak yolu inkâr eden kimselerin durumu ele alınır. Denizde fırtınayla boğuşurken yalnız Allah'a yalvaran, ancak karaya çıkınca küfrüne dönen insan psikolojisi tasvir edilerek hakikati görmezden gelmenin çelişkisi ortaya konur.

Surenin Kapanışı: Beş Büyük Gayb (33-34. Ayetler)

Sure, güçlü bir hatırlatmayla son bulur: "Rabbinizden korkunuz; hiçbir babanın çocuğuna fayda vermeyeceği, çocuğun babaya hiçbir yarar sağlayamayacağı günden sakınınız." 34. ayette ise yalnızca Allah'ın bildiği beş büyük gayb sıralanır: kıyametin vakti, yağmurun inmesi, rahimlerdeki, insanın yarın ne kazanacağı ve nerede öleceği. Bu kapanış, mutlak ilmin yalnızca Allah'a ait olduğunu ilan eder ve insanı derin bir teslimiyet şuuruyla baş başa bırakır.

Kur'an'daki Konumu ve İstatistikler
31
Sure Numarası
34
Ayet Sayısı
31
Nüzul Sırası
Mekki
İniş Yeri
21
Cüz
411
Sayfa
0
Kelime
0
Harf

Lokman Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 31. suresi olup 34 ayetten oluşmaktadır. Mekkî dönemde nazil olmuş ve nüzul sırası bakımından 31. sure olarak inmiştir. 21. cüzde yer alan sure, mushafın 411. sayfasından başlamaktadır. Elif-Lâm-Mîm harfleriyle açılan sure, hikmet sahibi Lokman'ın oğluna verdiği nasihatleri kapsayan ve İslam ahlak felsefesinin temel ilkelerini özlü biçimde sunan orta uzunlukta bir Mekkî suredir.

Sık Sorulan Sorular (SSS)
Lokman Suresi kaç ayettir?
Lokman Suresi, 34 ayetten oluşmaktadır. Kur'an-ı Kerim'in 31. suresidir ve 21. cüzde yer almaktadır.
Lokman Suresi Mekkî mi Medenî mi?
Lokman Suresi, Mekke döneminde nazil olmuş bir Mekkî suredir. Nüzul sırası itibarıyla 31. sırada inmiştir.
Lokman kim, neden bir sureye adı verilmiştir?
Lokman, Allah'ın kendisine hikmet bahşettiği salih bir kuldur. Alimlerin büyük çoğunluğuna göre peygamber değil, hikmet sahibi bir velidir. Surede oğluna verdiği ahlaki nasihatleri aktarıldığından sure onun adıyla anılmaktadır.
Lokman Suresi'nin ana konusu nedir?
Surenin ana konusu; tevhid (Allah'a ortak koşmama), ana-babaya saygı, namaz ve ibadet sorumluluğu, iyiliği yayıp kötülüğü engellemek ve kibirden kaçınmak gibi temel ahlaki değerlerdir. Bu öğütler Lokman'ın oğluna hitabı çerçevesinde sunulmuştur.
Lokman Suresi hangi cüzde yer alır?
Lokman Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 21. cüzünde yer almaktadır. Mushafın 411. sayfasından başlamaktadır.
Lokman Suresi'nde geçen beş büyük gayb nelerdir?
Surenin son ayetinde (34. ayet) yalnızca Allah'ın bildiği beş gayb sıralanır: kıyametin ne zaman kopacağı, yağmurun ne zaman yağacağı, rahimlerdeki (anne karnındaki), insanın yarın ne kazanacağı ve nerede öleceği.
Lokman Suresi nasıl ve ne zaman okunmalıdır?
Lokman Suresi, namaz içinde veya dışında her vakit okunabilir. Özellikle aile bireyleriyle birlikte anlam ve tefsiriyle okunması, surenin ahlak ve hikmet mesajlarından tam olarak faydalanmayı sağlar. Belirli bir vakitle sınırlandıran sahih bir rivayet bulunmamaktadır.
Lokman Suresi'nin fazileti hakkında ne söylenir?
Lokman Suresi için özel fazileti teyit eden, senedi kuvvetli müstakil bir hadis kaynaklarda yer almamaktadır. Genel olarak Kur'an okuma fazileti çerçevesinde değerlendirilmektedir. Rivayetlerin dereceleri farklılık gösterse de surenin ahlaki ve terbiyevi mesajları nedeniyle İslam alimleri tarafından özellikle aile eğitimi bağlamında önemle zikredilmektedir.
-
Mishary Rashid Alafasy
0:00
0:00